(1632 S. K. m. 137) (5237 S. K. m. 50, 62) (353 S. K. m. 16) (5271 S. K. m. 231)
Askeri Mahkemece; sanığın, 9.10.2013 tarihinde hizmette tekâsülle askeri aracın mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 137, TCK’nın 62, 50/3 ve 50/1-e maddeleri gereğince, hükmolunan cezanın yarısı olan on iki gün süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına, kamunun uğradığı zararı tazmin suretiyle tamamen giderme konusunda rızası olmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın sebebiyet verdiği 2.854,44 TL Hazine zararından Borçlar Kanunu'nun 44/2’nci maddesi uyarınca yapılan tenkis sonucu geriye kalan 500 TL’lik kısmının, 353 sayılı Kanun'un 16’ncı maddesi gereğince sanıktan tazminen tahsiline ve 34,10 TL nispi harç alınmasına, karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, olayın tamamen kazaen meydana geldiği, araca bilerek ve isteyerek zarar vermesinin söz konusu olmadığı, hükmün bozulması gerektiği ileri sürülerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, uygulama yönünden bozulması gerektiği yönünde, görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 9.10.2013 tarihinde, şoförü olduğu ve Ulş.Er G.K.'nin de araç komutanı olarak görevli olduğu … plakalı askeri araçla personel servisi yapmak üzere …. Lojmanlarına gittiği, … İlçesi …. Caddesi …. Kavşağında trafik ışıklarının olduğu bölgeye yaklaştığı sırada yeşil ışığın sönüp sarı ışığın yandığı, sanığın yanan sarı ışıkta durmayarak kendisine yeşil ışık yandığı için hareket eden G.Y. sevk ve idaresindeki …. plakalı sivil araca çarptığı, çarpmanın etkisiyle çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı bir trafik kazası meydana geldiği, kaza sonucu askeri araçta 2.854,44 TL tutarında Hazine zararı oluştuğu, kazanın meydana gelmesinde sanığın kusurlu olduğunun ve hasarın mühimce olduğunun bilirkişi mütalaasıyla tespit edildiği, böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediği dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, yerinde ve dosya içeriğine uygun düşen gerekçelerle suçun sübutunu kabulde, suç vasfını tayinde, asgari hadden cezanın takdir edilmesi ve takdiri tahfif sebebiyle indirim yapılmasında, hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ancak, Askeri Mahkemece; zararı giderme konusunda rızasının bulunmadığı gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de;
5271 sayılı CMK’nın 231/6’ncı maddesinde “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” hükmü öngörülmüştür.
Ayrıca; CMK’nın 231’inci maddesinin 9’uncu fıkrasında da; “Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da Bu durumda, diğer koşulların yanında, suçun işlenmesiyle mağdura veya kamuya verilen zararın, denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödenmek suretiyle tamamen giderilmesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Öte yandan, zarar miktarının derhal ödemeyi imkânsız kılacak şekilde büyük olması ve failin ekonomik durumu gibi nedenlerle, zararın bir defada karşılanamaması durumunda, taksitlendirme mümkün olabilecektir. (YCGK’nun 19.6.2012 tarihli, 2012/3-245 Esas ve Karar sayılı kararı da bu yöndedir.)
Somut olayda; sanığın istinabe suretiyle tespit edilen sorgu ve savunmasında, iddianame ile ortaya konulan 2.854,44 TL tutarında Hazine zararını ödemek isteyip istemediği sorulduğunda, “benim söz konusu zararı ödeyecek durumum yoktur, olayda kusurumun olmadığını düşünüyorum” şeklinde beyanda bulunduğu,
İfadesinin devamında, CMK’nın 231’inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu ayrıntılı bir biçimde anlatılıp açıklanarak, üzerine atılı suçun sabit görülmesi hâlinde CMK’nın 231’inci maddesinin uygulanmasını isteyip istemediği sorulduğunda ise, “Suçumun sabit görülmesi hâlinde hakkında CMK’nın 231’inci maddesinin uygulanmasına itirazım yoktur.” şeklinde beyanda bulunduğu,
Dolayısıyla, sanığın savunmasındaki çelişkiler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasını isteyip istemediği hususunda açık iradesinin ortaya konulmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, sanığa, CMK’nın 231’inci maddesinin 6 ve 9’uncu fıkraları gereğince, eylemi sebebiyle meydana gelen Hazine zararının tamamını ödemesi ve ödemeyi istemesi hâlinde; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin, Hazine zararının tamamını derhal ödeyememesi ve ödemeyi istememesi hâlinde de; bu zararı deneme süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermek koşuluyla da hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin, açık ve net bir şekilde açıklanmak suretiyle tebliğ edilmesi, bundan sonra sanığın beyanına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden BOZULMASINA;
9.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy