(1632 S. K. m. 91) (5237 S. K. m. 29, 52, 62) (5271 S. K. m. 216) (353 S. K. m. 207, 227)
Sanık hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükmünün Dairemizin 19.3.2014 tarihli, 2014/160-321 Esas ve Karar sayılı ilamı ile uygulama yönünden bozulması üzerine, yeniden yapılan yargılama sonucunda; Askeri Mahkemece sanığın, 16.6.2012 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği sabit görüldüğünden, ASCK’nın 91/1 (az vahim hal cümlesi), TCK’nın 29, 62, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından esasa ilişkin sebepler ileri sürülerek, temyiz edilmiştir.
(Diğer sanıklar Bkm.Onb. A.İ. ve Bkm.Er S.Y. hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bu sanıklar yönünden temyiz incelemesi yapılmamıştır.)
Tebliğnamede; hükmün usul yönünden bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; olay tarihinde eğitim içtimasında bulundukları sırada, Bkm.Onb. A.İ.'nin içtima düzenini alması, önünde bulunan boşluğa geçmesi için Bkm.Er S.Y.'yi bağırarak uyarması ve Bkm.Er S.Y.'nin bu uyarıya rağmen yerine geçmemesi üzerine, A.İ.'ın, S.Y.'a bağırıp hızla onun üzerine doğru yürüdüğü, bu nedenle, aralarında tartışma çıktığı, tartışma sırasında, A.İ. ile S.Y.'nin birbirlerini ittiği ve boğuştukları, bu arada, sanık Bkm.Er F.B.'nin, A.İ. 'nin kafasına kompozit başlıkla vurduğu, A.İ.'nin aldığı darbe ile başından yaralandığı, … Devlet Hastanesinde düzenlenen kesin doktor raporlarında; sanık Bkm.Er F.B. ve Bkm.Onb. A.İ.'nin basit tıbbi müdahale ile gidebilir derecede yaralandıklarının, Bkm.Er S.Y.'de herhangi bir yaralanmanın olmadığının tespit edildiği, sanıkların birbirlerinden şikayetçi olmadığı, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanıklar Bkm.Onb. A.İ. ve Bkm.Er S.Y. ile sanık Bkm.Er F.B.'nin yokluğunda icra edilen ve mahkûmiyet hükümlerinin tesis edildiği 17.9.2015 tarihli duruşmada Askeri Savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı sanıkların savunma ve son sözleri yerine geçmek üzere dosyada yer alan ifadelerinin ayrı ayrı okunması gerekirken, Askeri Mahkemece, hangi sanığın hukuki durumunu ifade ettiği anlaşılamayacak şekilde “Askeri Savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı sanığın sorgu ve savunması ve son sözü yerine geçmek üzere dosyada mevcut tüm beyanları yeni baştan okundu” şeklindeki ibarelerin duruşma zaptına geçirildiği, her üçü de huzurda bulunmayan sanıklardan hangisinin dosyada mevcut ifadelerinin Askeri Savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma ve son sözü yerine geçmek üzere okunduğunun bu ibarelerden anlaşılamaması sebebiyle, CMK’nın 216/3 ve 353 sayılı Kanun’un 207/3-H maddelerine göre, sanığın savunma ve adil yargılanma haklarının kısıtlandığı sonucuna varıldığından mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (Dairemizin 6.3.2013 tarihli, 2013/583-574; 12.2.2014 tarihli, 2014/217-219; 9.7.2014 tarihli, 2014/740-732; 13.1.2016 tarihli, 2016/13-52 Esas ve Karar sayılı kararları da bu yöndedir).
Tebliğnamede; Askeri Yargıtay bozma ilamına karşı sanığın savunmalarının tespiti maksadıyla “ …., Merkez, ….Mahallesi, …Caddesi, No:../.” adresine talimat yazıldığı, sanığın bu adreste tespit edilememesi ve tanıyan-bilenin olmaması nedeniyle (Dz. 198), talimatın yerine getirilemeden bila ikmal gönderildiği, Askeri Mahkemenin de 353 sayılı Kanun’un 227/son maddesi uyarınca sanığın yokluğunda hüküm kurduğu;
Sanığın, dosyada mevcut dizi 101’deki “….. Mahallesi, ../..’inci Sokak, …Apartmanı, … - … /…” olan diğer adresine talimat yazılmadığı gibi, dizi 101’deki telefon numaralarından da sanığa ulaşılmaya çalışılmadığı, takdir ve değerlendirmeye ihtiyaç gösteren konuda sanığın diyeceklerinin ve savunmasının belirlenmesi için dosyada mevcut adreslerine talimat yazılmadığı, gerekli araştırmanın yapılmadığı, bu durumun savunma hakkının kısıtlanmasıyla ilgili olduğu ve dolayısıyla hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de;
“… Mahallesi, ../..’inci Sokak, … Apartmanı, … - … / ..” adresinin sanığın ilk mahkûmiyet hükmünü temyiz ettiği dilekçesinde belirttiği adres olduğu, Tebliğnamenin tebliği için bu adrese çıkarılan tebliğ mazbatasının sanığın taşındığından bahisle iade edildiği (Dz.122), bunun üzerine Askeri Mahkemece sanığın mernis adresinin tespiti yoluna gidildiği ve “…, Merkez, … Mahallesi, .... Caddesi, No:../.. …/ …” adresinin tespit edilerek bu adresine sorgu ve savunmasının tespiti için talimat yazıldığı, ancak talimatın sanığın bu adresinden de taşındığından bahisle bila ikmal iade edildiği (Dz.167-170), yeniden yapılan mernis adresi tespiti neticesinde “…. Mahallesi, … Caddesi, No:../.. …/…” adresine ulaşıldığı, bu adresine de talimat yazıldığı ancak, talimatın sanığın bu adresinde tanınmadığından ve polis tarafından kullanmakta olduğu cep telefonu numarasından aranmasına rağmen ulaşılamadığından bahisle iade edildiği (Dz. 198-200) ve bunun üzerine Askeri Mahkemece yargılamanın 353 sayılı Kanun’un 227/son maddesi uyarınca sanığın yokluğunda bitirildiği, gerekçeli hükmün sanığın son tespit edilen adresinde babasına tebliğ edildiği ve temyiz dilekçesinde de aynı adresi bildirdiği görüldüğünden, son mernis adresinden aranıp ulaşılamayan sanık hakkında önceki hükümden daha ağır bir ceza verilmesi durumu da söz konusu olmadığından, yokluğunda duruşma yapılarak hüküm kurulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca usul yönünden BOZULMASINA;
16.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe sebepte farklı, sonuçta uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy