(1632 S. K. m. 66) (353 S. K. m. 221, 227) (5271 S. K. m. 34, 230, 307)
Başka suçtan tutuklu iken, 25.4.2013 tarihinde cezaevinden tahliye edilerek … Askerlik Şubesine teslim edilen sanığın, aynı gün 1 günlük yol süresi tanınarak Birliğine sevk edildiği, sevk evrakında en geç 27.4.2013 tarihinde Birliğine katılması gerektiğinin tebliğ edildiği, ancak sanığın Birliğine katılmayarak firar ettiği, 30.5.2013 tarihinde kendiliğinden … Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat ettiği,
Askerlik Şubesi tarafından, sanığın, aynı gün 2 günlük yol süresi tanınarak Birliğine sevk edildiği, sevk evrakında en geç 3.6.2013 tarihinde Birliğine katılması gerektiğinin tebliğ edildiği, ancak sanığın Birliğine katılmayarak firar ettiği ve bir süre sonra 14.7.2013 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı,
Böylece, 27.4.2013-30.5.2013 ve 3.6.2013-14.7.2013 tarihleri arasında temadi eden iki ayrı firar suçunu işlediği, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sabit görülen olayla ilgili olarak, Askeri Mahkemenin 19.6.2014 tarihli ilk hükmünde, sanığın, 27.4.2013-14.7.2013 tarihleri arasındaki eyleminin tek bir firar suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, bu hükmün müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 3.12.2014 tarihli, 2014/999-997 Esas ve Karar sayılı ilamında, sanığın, 30.5.2013 tarihinde … Askerlik Şubesine müracaat edip etmediğinin araştırılarak, sonucuna göre eyleminin tek bir firar suçunu mu, yoksa iki ayrı firar suçunu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyan Askeri Mahkemece, sanığın 30.5.2013 tarihinde … Askerlik Şubesine müracaat ettiğinin ve Birliğine sevk edildikten sonra yeniden firar ettiğinin tespit edilmesi üzerine, sanığın belirtilen tarihler arasındaki eyleminin yazılı olduğu şekilde iki ayrı firar suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
Sanık ve müdafi, daha önce tek suçtan kurulan mahkûmiyet hükmünün sadece sanık lehine temyiz edilmiş olması nedeniyle, bozmadan sonra aleyhe olacak şekilde iki ayrı suçtan hüküm kurulmasının 353 sayılı Kanun'un 227 ve CMK’nın 307'nci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise;
Ayrıntıları Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 30.10.2008 tarihli, 2008/169 Esas ve 176 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
353 sayılı Kanun’un “Davaya yeniden bakacak askeri mahkemenin yetkisi” başlıklı 227/3’üncü maddesi “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine askeri savcı veya teşkilâtında askeri mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askeri kurum amiri veya 196’ncı maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmiş ise, yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” hükmünü içermektedir.
Yürürlükten kaldırılan CMUK’un 326/3’üncü maddesinde olduğu gibi, CMK’nın 307/4’üncü maddesinde de aynı yönde düzenlemeler yer almaktadır.
Doktrinde ve uygulamada “Kazanılmış hak” olarak isimlendirilen ve dayanağını yargılama kanunlarının yukarıda belirtilen maddelerinden alan kavram, sadece ilk hükümdeki ceza ve cezai neticeleri kapsamakta olup, vasfa, usule, maddi hatalara ve bozma neticesi ilk hükmün var sayılamayacağı hâllere teşmil edilmesi mümkün değildir.
Askeri Mahkemece, bozmadan önce tesis olunun 27.4.2013-14.7.2013 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin ilk hükümde sonuç ceza 6.000 TL adli para cezası olarak belirlenmiş olup, bozmadan sonra 27.4.2013-30.5.2013 ve 3.6.2013-14.7.2013 tarihleri arasındaki firar suçlarından ayrı ayrı 3.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL adli para cezasına hükmedilmiş olması nedeniyle, ilk hükümdeki cezadan daha ağır bir cezaya hükmedilmemiş olduğu göz önüne alındığında, sanık bakımından kazanılmış hakkının ihlalinden bahsedilemeyeceğinden, sanığın ve müdafiin bu yöndeki temyiz nedenleri kabule değer görülmemiştir.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; adli gözlem sonucu cezai ehliyetinin tam ve askerliğe elverişli olduğu saptanan sanığın, hiçbir özre yer vermeyen atılı iki ayrı firar suçunu işlediğinin sabit görülmesinde, temel cezaların alt sınırdan tayin edilmesinde, cezalarından kanuni ve takdiri indirim yapılmasında, yasal imkânsızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve takdiren erteleme hükümlerinin uygulanmamasında, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Sanığın, kamuya yararlı bir işte çalışmaya rızası bulunduğunu beyan etmesine rağmen (Dz.174), Askeri Mahkemece neden kamuya yararlı işte çalışma seçeneği yerine adli para cezalarının tercih edildiğinin gerekçeli kararda gösterilmemiş olması CMK'nın 34/1 ve 230/1-d maddesine aykırılık oluşturduğundan, mahkûmiyet hükümlerinin usul (uygulamaya ilişkin gerekçesizlik) yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın ve müdafiin temyiz istemlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükümlerinin usul (uygulamaya ilişkin gerekçesizlik) yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
20.1.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy