(1632 S. K. m. 130) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 206) (353 S. K. m. 217)
Askeri Mahkemece; sanığın, 24.11.2013 tarihinde askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 130/1 ile TCK’nın 62, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının aylık vadeler halinde yirmi eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde tamamının defaaten tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, karar verilmiştir.
Hüküm; müdafi tarafından, sanığın suç kastının bulunmadığı, noksan soruşturma ile karar verildiği ve uygulamaya ilişkin sebepler ileri sürülerek, yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir
Tebliğnamede; hükmün, onanmasına karar verilmesi gerektiği hususunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Birliğinde haberci ve hafif araç şoförü olarak görevli olan sanığa askeri hizmetlerde kullanılması, bakım ve muhafazasını yapması maksadıyla … plakalı Jeep … marka askeri aracın, taşınır mal teslim ve tesellüm belgesiyle teslim edildiği; Birlik Komutanlığının uygulamasına göre askeri aracın anahtarının mesai saatleri içerisinde Birlik Komutanlığında, mesai saati dışında ise Muhabere Merkezinde durması gerektiği; sanığın, 23.11.2013 tarihinde, dava konusu araçla … İlçesi Kurtuluş Törenlerine katılacak olan P.Bnb. B.B.'yi … İlçesine götürmekle görevlendirilmesi nedeniyle, aracın anahtarının 22.11.2013 tarihinde Mu.Kd.Çvş. Y.E.G. tarafından, sanığa teslim edildiği; P.Bnb. B.B.'nin özel aracı ile görev yerine gitmeye karar vermesi nedeniyle göreve çıkmayan sanığın, anahtarı Muhabere Merkezine teslim etmesi gerekirken etmeyerek üzerinde bulundurmaya devam ettiği ve 24.11.2013 tarihinde çarşı iznine çıktığı, çarşı izninde iken bir şekilde Kolordu Komutanı’nın denetleme için geldiğini öğrenmesi üzerine kendisine bir görev verilmemesine rağmen kendi inisiyatifi ile kışlaya dönmeye karar verdiği ve yanında askerler Y.B., M.E., H.S. ve N.N. da olduğu hâlde kışlaya gelip Nizamiye yakınında bulunan Karargah binasına giderek haberci odasında üzerini değiştirdikten sonra anahtarı kendisinde olan araca binerek çalıştırdığı, adı geçen askerleri de araca alarak, yola çıktığı, bir müddet yol aldıktan sonra aracın hakimiyetini kaybettiği ve takla atan aracın yol kenarında yürümekte olan M.Y. isimli askere çarptığı, çarpmanın etkisi ile M.Y.'nin vefat ettiği, araç içerisinde bulunan N.N.’nin de yaralandığı, soruşturma aşamasında temyize konu suçla ilgili olarak ayırma kararı verildiği, taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek ve hizmette tekasülle harp aracını mühimce hasara uğratmak suçları hakkında fikri içtima kuralları gereğince ve sanığın da terhis olarak asker kişi sıfatını kaybetmesi nedeniyle, daha ağır cezayı gerektiren taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan dolayı görevsizlik kararı verildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
ASCK’nın 130’uncu maddesinde düzenlenen "askeri eşyayı özel menfaati için kullanmak" suçunun oluşması için, askeri hizmet için tahsis edilmiş eşyanın tahsis gayesi dışında özel bir çıkar sağlamak amacıyla kullanılması şarttır. Suçun maddi unsuru, eşyanın özel işlerde kullanılarak menfaat teminidir. Kullanma sonucu sağlanan çıkarın mutlaka maddi ve ekonomik bir değer taşıması gerekmez. Suçun manevi unsuru, şahsi menfaat sağlamak özel kastıdır. Kastın tespitinde sanığın beyanı, dış aleme yansıyan hareketleri ve varsa maddi olgulara dayanılacaktır. Askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmaya iten sebebin (saikin) ise, yüklenen suçun oluşumuna bir etkisi bulunmamaktadır.
Kolordu Komutanı’nın kışlaya gelmesi nedeniyle kendisine bir görev verilmeyen sanığın, kendisine ihtiyaç duyulabileceği ihtimaline binaen bir an önce hazır olmak saikinin etkisi ile harekete geçtikten sonra eşyalarını Birliğine bırakmak, tıraş olmak ve bu arada çarşı izninden beraber döndüğü arkadaşlarını da Birliği bırakmak şeklinde tezahür eden özel menfaatlerini gerçekleştirmek maksadıyla kendisine hizmet gereği önceden teslim edilen aracı, anahtarının 23.11.2013 tarihinde verilen görevin iptali nedeniyle üzerinde kalmasından yararlanarak, hizmet gayesi dışında kullandığı hususunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Somut olayda; emir üzerine ve bir görev nedeniyle söz konusu aracı kullanması söz konusu olmayan sanığın beyan ettiği ortopedik rahatsızlığın, yüklenen suçun maddi ve manevi unsuru yönünden oluşmasına etki edebilecek bir husus olmadığı açıktır. Bu durumda, sanığın beyan ettiği ortopedik rahatsızlıkla ilgili olarak ortopedi uzmanı doktor bir bilirkişinin dinlenilmesi yönünde karar alan Askeri Mahkemenin, müdafiin ara karar gereğinin yerine getirilerek bilirkişinin dinlenmesi yönündeki talebine rağmen, davanın çözümüne bir etkisi olmayan bu hususta bir araştırma yoluna gitmeyerek ara kararından vazgeçerek hükme varması, CMK’nın 206’ncı maddesine bir aykırılık teşkil etmemektedir.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; yapılan yargılama sonucunda, sanığın tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, yasal ve inandırıcı gerekçelerle alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim yapılarak yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında; takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında; verilen hapis cezasının yerinde gerekçelerle adli para cezasına çevrilmesinde ve takdiren cezanın ertelenmemesinde; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, müdafiin temyiz sebeplerinin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmişti.
Askeri Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile kabul edildiği üzere, Ordu Teşkilat Malzeme Kadrolarında, birlik ikmal kataloğu ve tahsis listesinde yer alan dava konusu binek araç, “savaş aracı veya gereci” niteliğinde olduğundan, sanık hakkında hüküm tesis edilirken temel cezanın ASCK’nın 130/2’nci maddesi gereğince artırılması gerekirken, yapılmaması hukuka aykırı ise de; hükmün sadece müdafi tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle, hükme müessir olmayan bu hata Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 5.3.2004 gün ve 2004/1-1 E.K. sayılı içtihadı dikkate alınarak bozma sebebi yapılmayıp, işaret edinilmekle yetinilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiinin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
23.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy