(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 34, 230)
Sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin 30.1.2013 tarihli, 2013/111-325 Esas ve Karar sayılı ilamıyla uygulama yönünden bozulmasını müteakiben yapılan yargılama sonunda, Askeri Mahkemece; sanığın, 30.1.2009-23.4.2009 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62, 50 ve 52nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, sebepsiz olarak temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, usule aykırılık nedeniyle bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanığın yokluğunda verilen mahkûmiyet hükmünün, başka suçtan
K Tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü bulunan sanığa 27.2.2015 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın önce
Cumhuriyet Başsavcılığının 3.3.2015 tarihli yazısı ekinde gönderilen 2.3.2015 tarihli dilekçe sureti ile temyiz isteminde bulunduğu, temyiz dilekçesinin aslının istenmesi üzerine, bu kez de 20.4.2015 tarihli yeni bir dilekçesinin gönderildiği görülmekle birlikte; Askeri Mahkemece temyiz dilekçesinin aslının 2 kez istenmesine karşın gönderilmediği, 2.3.2015 tarihli fotokopi olan temyiz dilekçesinde sanığın davaya konu suça ilişkin iddianamenin tarih ve sayısını açık bir şekilde belirterek hükmü temyiz ettiğini belirttiği, temyiz dilekçesinin
Cumhuriyet Başsavcılığının 3.3.2015 tarihli ve görevli memurca, Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır. şerhi düşülerek gönderilmiş olduğu göz önüne alındığında, temyiz dilekçesinin aslının araştırılmasına bu aşamadan sonra gerek bulunmadığı değerlendirildiğinden, sanığın, 2.3.2015 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek temyiz incelemesine devam edilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 30.1.2009-23.4.2009 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek yukarında yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
CMKnın Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230uncu maddesinde; hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi yanında delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi; iddia ve savunmanın delillere göre irdelenmesi neticesinde ulaşılan kanaatin açıklanarak sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulması ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması, TCKnın 61 ve 62nci maddelerinde belirtilen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi gerektiği hususları düzenlenmiş bulunmaktadır. Ayrıca, Anayasanın 141/3 ve CMKnın 34/1inci maddeleri, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükmünü haiz bulunmaktadır.
Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanmasıdır. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, kamuyu bilgilendirmek, denetimde kolaylık sağlamak için hükmün gerekçeli olması bir zorunluluktur.
Bu açıklamalar karşısında, temyiz edilen hükmün gerekçesi incelendiğinde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmediği, tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, iddia ve savunmanın delillere göre irdelenmesi neticesinde ulaşılan kanaatin açıklanmadığı ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulmadığı, maddi olayın açıklanmadığı, fiilin nitelendirilmesinin yapılmadığı, TCKnın 61 ve 62nci maddelerindeki esaslara göre cezanın nasıl belirlendiğinin gösterilmediği görülmektedir.
Bu durum, CMKnın 34/1 ile 230/1-a-b-c maddelerine aykırı olmasının yanı sıra, 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesine göre hukuka mutlak aykırılık teşkil ettiğinden, hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında,
Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 22.4.2015 tarihli yazısı (Dz. 266) ve dizi 72de yer alan adli sicil kaydı göz önüne alındığında, sanığın dizi 228de yer alan T.C. kimlik numarası belirtilmeksizin alınan adli sicil kaydındaki sabıkasının bulunmadığı yönündeki bilgilerin eksik veya hatalı olabileceği hususuna işaret edilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince usul yönünden BOZULMASINA;
5.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy