(5237 S. K. m. 7, 50, 52, 62) (1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 147, 207, 232)
Hükümlü hakkında daha evvel tesis edilen mahkûmiyete ilişkin uyarlama hükmünün, Dairemizin 22.4.2014 tarihli, 2014/454-447 Esas ve Karar sayılı kararı ile usul yönünden bozulması üzerine, bozmaya uyan Askeri Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; Askeri Mahkemenin 1.3.2006 tarihli, 2006/567-51 Esas ve Karar sayılı kararı ile izin tecavüzü suçundan dolayı verilip kesinleşen on ay hapis cezasının uyarlama davası kapsamında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, cezasının TCKnın 50/1-a ve 52nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının taksitlendirilmesine, karar verilmiştir.
Hüküm; hükümlü tarafından, zamanaşımı süresi dolduğu için adli para cezasının kaldırılması gerektiği belirtilerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, usul yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği hususunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Askeri Mahkemenin 1.3.2006 tarihli, 2006/567-51 Esas ve Karar sayılı hükmüyle; hükümlünün, 12.9.2005-30.1.2006 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-b ve TCKnın 62nci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün Dairemizin 21.2.2007 tarihli, 2007/299-291 Esas ve Karar sayılı ilamıyla onanmak suretiyle kesinleştiği;
İnfaz aşamasında, Askeri Savcılığın talebi üzerine, Askeri Mahkemenin 13.7.2012 tarihli, 2006/567 Esas ve 2012/244 D.İ.A.K. Karar sayılı Duruşmasız İşlere Ait Kararı ile; her ne kadar Anayasa Mahkemesinin 5.7.2012 tarihli, 2012/9-103 Esas ve Karar sayılı kararı Resmi Gazetede yayımlanmamış ise de, hükümlü hakkındaki infazın yapılması hâlinde hükümlünün mağduriyetine neden olunabileceği gerekçesiyle, hükmün infazının durdurulmasına karar verildiği;
Askeri Mahkemece, duruşmalı uyarlama yargılaması sonucunda tesis edilen 18.11.2013 tarihli, 2013/456-841 Esas ve Karar sayılı hüküm ile; hükümlünün, 12.9.2005-30.1.2006 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b ile TCKnın 62, 50/1-a ve 52'inci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verildiği, hükümlünün temyizi üzerine hükmün, Dairemizin 22.4.2014 tarihli, 2014/454-447 Esas ve Karar sayılı kararı ile usul yönünden bozulduğu;
Askeri Mahkemece, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, temyize konu olan 15.12.2014 tarihli, 2014/399-642 Esas ve Karar sayılı hüküm ile, yukarıda yazılı olduğu şekilde hükme varıldığı;
Anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, uyarlama yargılaması kapsamında yapılan muhakeme işlemleri incelendiğinde;
1)
Asliye Ceza Mahkemesince, 29.9.2014 tarihinde, istinabe suretiyle Askeri Yargıtay bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti sırasında hükümlüye, CMKnın 147nci maddesinde düzenlenen hakları anlatılırken, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından yararlanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceği, görevlendirilecek müdafie yapılacak ödemelerin yargılama gideri sayılacağı ve mahkûmiyeti hâlinde kendisinden tahsil edileceğinin bildirildiği;
2) 29.9.2014 tarihli İstinabe Duruşma Tutanağının, Hâkim ve Katip tarafından e-imza ile imzalandıktan sonra görevli memurca, "Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır." şerhi düşülmeden, keza mühür ve imza ile onaylanmadan gönderildiği;
3) Hüküm Mahkemesince, 15.12.2014 tarihinde yapılan ve hükme varılan duruşmaya ilişkin tutulan duruşma tutanağının başlık kısmında, duruşmaya iddia makamında Hâk.Ütğm. N.A.nin katıldığı belirtilmesine ve duruşma sırasında iddia makamında değişiklik olduğuna dair tutanakta bir bilgi yer almamasına rağmen, tutanağın sonunda iddia makamında Hâk.Tğm. M.K.nin olduğunun belirtildiği;
4) Dairemizin 22.4.2014 tarihli, 2014/454-447 Esas ve Karar sayılı bozma kararında açıkça belirtildiği üzere; Anayasa Mahkemesinin 5.7.2012 tarihli, 2012/9-103 Esas ve Karar sayılı kararı doğrultusunda, Askeri Mahkemece, münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ve erteleme kurumlarının hükümlü hakkında uygulanıp uygulanamayacağı, bu müesseselerden herhangi birisi uygulanabilecek ise hükümlü hakkında hangisinin uygulanacağı hususunda, duruşma açılmak suretiyle, yalnızca bu konularla sınırlı olarak; TCKnın 7/2 ve 5275 sayılı Kanunun 98inci maddeleri gereğince yapılan uyarlama yargılaması sonunda, kesinleşmiş olan önceki mahkûmiyet hükmünün tarih ve sayısı belirtilerek, sadece bu kurumların uygulanıp uygulanmaması yönünden bir karar verilmesi gerekirken, Askeri Mahkemenin 15.12.2014 tarihli, 2014/399-642 Esas ve Karar sayılı uyarlamaya ilişkin mahkûmiyet hükmüne ilişkin gerekçede daha önce kesin hükme bağlanmış olan izin tecavüzü suçu ile ilgili olarak, sübut ve vasıf yönlerinden değerlendirme yapıldığı;
5) Uyarlama hükmü kurulurken, TCKnın 7/2nci maddesi ve 23.2.1938 tarihli, 23-9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre sonradan yürürlüğe giren kanunun önceki suç bakımından doğurduğu lehe sonuç bir mahkeme kararı ile saptanırken, kesin hüküm hâline gelmiş bir hükümde sonradan yürürlüğe giren ve lehe hükümler içeren kanuna dayalı bulunan uyarlama yargılamasında, her iki kanunun ilgili tüm hükümleri, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya uygulanmak suretiyle belirlendikten sonra hüküm fıkrasında uygulanan kanun maddeleri belirtilmek sureyle sonuç ceza belirlenmesi gerekmektedir (Dairemizin 11.9.2013 tarihli, 2013/1117-1113 Esas ve Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir). Ancak, Askeri Mahkemece hüküm kısmında daha önce verilen hapis cezasının, hangi kanun maddeleri uygulanarak ne şekilde tayin edildiğine dair bir karar veya açıklamaya yer verilmeden, cezasının TCKnın 50/1-a ve 52nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilmek suretiyle hükme varıldığı;
Görülmektedir.
Askeri Mahkemece yapılan muhakeme işlemlerinden; 353 sayılı Kanunun 256ncı maddesine aykırı olarak hükümlüye, CMKnın 147nci maddesinde düzenlenen hakları anlatılırken, "... ileride haksız çıktığı takdirde zorunlu müdafi avukatlık ücretinin kendisinden tahsiline karar verileceği ..." hususlarının bildirilmesi ile savunma hakkının kısıtlandığı ve bu durumun, 353 sayılı Kanunun 256 ve CMK'nın 207/3-H maddesine; hükümlünün bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespit edildiği ve elektronik imza ile imzalandığı belirtilen istinabe tutanağının, yetkili kişi tarafından "Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır." şerhi düşülmeden, keza mühür ve imza ile onaylanmadan gönderilmesi ve bu tutanağın hükme esas alınması, CMK'nın 38/A ve 219'uncu maddelerine; 15.12.2014 tarihinde, yapılan ve hükme varılan duruşmada hazır bulunan Askeri Savcının kimliği konusundaki yapılan hatanın, CMK'nın 232/2-b maddesine; Askeri Mahkemenin kesinleşen bir eylemle ilgili olarak, yeniden delilleri tartışıp, sübut ve vasıf yönlerinden hukuki değerlendirmede bulunulması, kesin hükmün bağlayıcılığı ve dokunulmazlığı ilkesine; daha önce verilen hapis cezasının, hangi kanun maddeleri uygulanarak ne şekilde tayin edildiğine dair bir karar veya açıklamaya yer verilmemesi de, CMK'nın 232/6'ıncı maddesine aykırı düşmektedir.
Bu itibarla; mahkûmiyete ilişkin uyarlama hükmünün, yukarıda değinilen sebeplere dayalı olarak usule aykırılık yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sebebi karşı diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün temyizine atfen ve resen mahkûmiyete ilişkin uyarlama hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, usul yönünden BOZULMASINA;
5.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy