(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62)
Sanık hakkında evvelce verilen mahkûmiyet hükmünün sırasıyla; Dairemizin 18.6.2014 tarihli, 2014/672-658 Esas ve Karar sayılı ilamı ile noksan soruşturma, 22.4.2015 tarihli, 2015/234-252 Esas ve Karar sayılı ilamı ile de usul yönünden bozulması sonrası yapılan yargılama neticesinde, Askeri Mahkemece; sanığın, 14.11.2009-19.3.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a (teşdiden), TCKnın 62, 50 ve 52nci maddeleri uyarınca 6.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, suçlamayı kabul etmediği; müdafi tarafından ise, kararın hukuka aykırı oluğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, onanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 14.11.2009 tarihinde çıktığı çarşı izninden, aynı gün saat 16.00ya kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, 21.11.2011 tarihinde başka bir suçun infazı nedeniyle yakalandığı, 22.11.2012 tarihinde bu cezasının infazı için
K Tipi Kapalı Cezaevine kapatıldığı ve 8.3.2012 tarihine kadar cezaevinde kaldığı, bu süreçte asker kişi olduğunun bilinmediği ve sanığın da bu hususu belirtmediği, 8.3.2012 tarihinde 72 iş günü kamuya yararlı bir işte çalışmasına karar verilerek tahliye edildiği, ancak gerek bu süreçte, gerekse bu süreçten sonra Birliğine katılmayan sanığın 19.3.2013 tarihinde emniyet kuvvetleri tarafından yakalandığı, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sabit görülen olayda, sanığın 21.11.2011 tarihinde emniyet kuvvetleri tarafından yakalandığı görülmekle birlikte, bu tarihten sonra gerek cezaevinde kaldığı, gerekse tahliye edilerek kamuya yararlı bir işte çalıştığı süreçte ve devamında, sanığın asker kişi olduğunun bilinmediği, ayrıca kamuya yararlı bir işte çalışma yükümlülüğünün bitmesinden sonra da askerlik hizmetini tamamlamak için teslim olmadığı, uzun bir süre sonra 19.3.2013 tarihinde tekrar yakalandığı göz önüne alındığında, eyleminin 14.11.2009-19.3.2013 tarihleri arasında temadi eden firar suçunu oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; hukuka uygun, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek, temadisinin uzunluğu nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilip, takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde, yasal ve yeterli gerekçelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin tatbik edilmemesinde, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, alt sınırdan adli para cezasına çevrilip taksitlendirilmesinde, hukuka aykırılık bulunmadığından, sanığın ve müdafiin temyiz isteminin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın ve müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan, mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
13.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy