(1632 S. K. m. 87) (5271 S. K. m. 217)
Askeri Mahkemece; sanığın, 10.3.2014 tarihinde
Komutanlığı Ulaştırma Takım Komutanlığı garajında, zimmetinde bulunan
(
) plakalı
marka askeri aracın kontak anahtarını, yakıtını kontrol etmesi için Er C.Ç.ye verdiği, Er C.Ç.nin aracın yakıtının eksik olduğunu tespit etmesi üzerine durumu sanığa bildirdiği, sanığın Er C.Ç.ye Eksikse mazotunu alalım o zaman dediği, bunun üzerine Er C.Ç.ın söz konusu araç ile akaryakıt istasyonunun bulunduğu alana gittiği, burada araç ile sol tarafa dönüş yaptığı sırada yol kenarında park halinde akaryakıt almak için bekleyen Er E.U. yönetimindeki
(
) plakalı
marka askeri aracın sol yan kısmına çarptığı, 25.12.2013 tarihinde sanığa yazılı olarak tebliğ edilen emniyet ve kaza önleme talimatı gereğince, zimmetinde bulunan aracın kontak anahtarını bir başka kişiye vermemesi gerekmesine rağmen aracın kontak anahtarını Er C.Ç.ye vermek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Ceza muhakemesinin amacı, uyuşmazlığa konu olan maddi gerçeğin doğru bir şekilde ortaya konulması ve sabit görülen ihlallerin hukuki kalıplar içerisinde yaptırıma bağlanmasıdır. Anayasanın 138/1inci maddesinde, Hâkimler,
Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. hükmü ve CMKnın 217/1inci maddesinde de, Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir. hükmü yer almaktadır. Vicdani delil sisteminde mahkûmiyet kararı verilebilmesinin temel ölçütü, maddi gerçeğin belirlenmesi noktasında her türlü şüpheden arınmış vicdani kanaattir. Bunda başarılı olunamaması hâlinde, şüpheden sanık yararlanacaktır. Eylemin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği veya kasten gerçekleştirildiği konusunda kuşku varsa, bu durum sanık lehine yorumlanmalıdır.
Dava dosyasındaki deliller incelendiğinde; sanığın suçlamayı kabul etmediği (Dz. 77), aynı dava dosyası kapsamında askeri eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek suçundan tesis edilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık Er C.Ç.nin ise; kendisine aracın anahtarını bizzat sanığın verdiğini ve araca mazot doldurmasını istediğini, bunu daha önce de birkaç kez söylediğini, ancak yetkisi olmadığı için yapmadığını, olay tarihinde sanıktan aldığı emir üzerine araca mazot doldurmak için mazot pompalarının olduğu yere gittiğini, sanığın kendisine daha sonra Boş ver kalsın diye bir şey söylemediğini beyan ettiği (Dz. 99), Hizmet Destek Birlik Komutanı Bnb. İ.Ş.nin tanık sıfatıyla tespit edilen ifadesi incelendiğinde (Dz. 150); bu tanığın dava konusu olayın ne şekilde gerçekleştiğine dair doğrudan görgüye dayalı tanıklığının bulunmadığı, adı geçen tanığın ifadesinde yer alan, sanığın ilk anda suçu kabul ettiğine dair beyanın doğrudan tanıklık olarak değerlendirilemeyecek ve içeriği belirsiz, soyut beyan niteliğinde olduğu, terhisli Er E.U.nun tanık sıfatı ile tespit edilen ifadesinde (Dz. 84); olay esnasında sanık ile C.Ç.nin yanında olmadığı için, sanığın C.Ç.ye aracına yakıt alması için emir verip vermediğini duymadığı, sanığın olaydan iki gün önce C.Ç.ye araca mazot alması için emir verdiğini gördüğü yönünde beyanda bulunduğu, bu durumda adı geçen tanığın da doğrudan görgüye dayalı tanıklığının bulunmadığı ve tanığın beyan ettiği şekilde sanık olaydan iki gün önce yakıt alması için aracının anahtarını C.Ç.ye vermiş olsa dahi, bu durumun dava konusu olayın da bu şekilde cereyan ettiğinin ve bu hususun sanığın aleyhine delil olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, sonuç olarak; sanık ile hakkında tesis edilen mahkûmiyet hükmünün açıklanması geri bırakılan diğer sanık C.Ç. arasında cereyan eden iddia konusu olayın doğrudan görgü tanığının bulunmadığı, bu durumda, sanığın atılı suçu işlediği hususunun her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, Şüpheden sanık yararlanır evrensel ceza hukuku ilkesi gereğince, bu yöndeki mevcut olan şüphenin sanık lehine yorumlanarak, atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, aksi kanaatle mahkûmiyet hükmü tesis edilmesi hukuka aykırı olduğundan, mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Üyeler
ve ...; diğer sanık Er C.Ç.nin aracın anahtarını bizzat sanığın verdiğini beyan etmiş olması, tanık Er E.U.nin daha önceden de C.Ç.ye yakıt ikmali için sanık tarafından emir verildiği yönündeki yeminli beyanı ve olay sonrasında hemen sanıkların sözlü ifadelerini alan Hizmet Destek Birlik Komutanı tanık J.Bnb. İ.Ş.ün sanıkların suçlarını itiraf ettikleri şeklindeki yeminli ifadesi dikkate alındığında, suçun sübuta erdiği görüşüyle, karara katılmamışlardır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, sübut yönünden BOZULMASINA;
20.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, Üyeler
ve
. nin karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy