(5271 S. K. m. 223) (353 S. K. m. 16, 196, 205)
Yapılan incelemede;
İlçe Jandarma Komutanlığı Personel Lojistik Kısım Amiri olarak görevli olan sanığın, kendisine zimmetli Birlik envanterinde kayıtlı olan
seri numaralı
tipi el telsizini kaybettiği, bu durumun 17.11.2011 tarihinde tespit edildiği, kaybolan telsizin birim fiyatının ve bölgede yapılan kripto anahtar değişiminin maliyeti nedeniyle toplam 10.867,14 TL Hazine zararı oluştuğu, bu suretle sanığın askeri eşyayı kaybetmek suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, Askeri Mahkemece; söz konusu telsizin, 11.6.2015 tarihinde,
İlçe Jandarma Komutanlığında yapılan tamirat ve tadilat esnasında duvara monteli bir dolabın üst kısmında bulunduğu, telsizin bulunduğu yer dikkate alındığında sanık tarafından kaybedilmediğinin açıkça anlaşıldığı, aksi ispat edilemediğinden sanığın askeri eşyayı muhafazada gerekli dikkat, itina ve teyakkuzu göstermediğini kabul etmenin temel hukuk kurallarına aykırılık teşkil ettiği, sanığın herhangi bir suç eylemi bulunmadığı, sanığın el telsizini kaybetmediği ve telsizin bulunduğu anlaşıldığından CMKnın 223/2-b maddesi gereğince beraatine; eylemi neticesinde oluştuğu iddia olunan 10.867,14 TL tutarındaki Hazine zararının takip ve tahsil hakkının saklı tutulmasına karar verildiği, anlaşılmaktadır.
Öğretide ve uygulamada, ilgililerin kanun yollarından yararlanabilmeleri için iki ölçüt kabul edilmektedir. Öncelikle, ilgiliye kanun yollarından yararlanma hakkının tanınmış olması ve kişinin kanun yoluna başvurmakta hukuki bir yararının bulunması gerekmektedir.
Hukuka aykırılıkları gidermek ve isabetli karar verilmesini sağlamak bakımından, sanık için olduğu kadar toplum için de büyük bir teminat oluşturan kanun yoluna kimlerin başvurabileceği, 353 sayılı Kanunun 196ncı maddesinde açıklanmış bulunmaktadır. Buna göre, sanığın da, kanun yoluna başvurabileceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Öte yandan, 353 sayılı Kanunun "Temyiz edilebilen veya edilemeyen hükümler" başlıklı 205inci maddesinde, kendiliğinden temyize tabi hükümler ile temyiz yoluna başvurulması mümkün olmayan hükümler açıkça sayılmak suretiyle gösterilmiştir. Buna göre; üst sınırı beş yüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan tesis olunan beraat hükümleri ile kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı temyiz kanun yoluna başvurma olanağı bulunmamaktadır.
CMKnın 223/1inci maddesinde; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararının hüküm olduğu, aynı maddenin 10uncu fıkrasında da; adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararının kanun yolu bakımından hüküm sayılacağı belirtilmektedir.
Açıklanan bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında, beraat hükümlerinin sadece sanık veya müdafi tarafından temyiz edilemeyeceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığı görülmektedir.
Bu bağlamda, hakkında tesis olunan beraat hükmünün sanık veya müdafi tarafından temyiz edilebilmesi için, 353 sayılı Kanunun 205inci maddesinde sayılan kararlardan olmaması, diğer bir deyişle, temyizi mümkün kararlardan olması ve beraat kararıyla sanığın esaslı hukuki yararının ihlal edildiğinin kabul edilmesi, başka bir ifadeyle, sanığın hükmü temyiz etmesinde hukuki yararının bulunması gerekmektedir.
Temyize konu olayda, sanık hakkında tesis olunan beraat hükmünün temyizi mümkün kararlardan olduğu görülmektedir.
Ancak, beraat hükmü, sanığı atılı suç yönünden aklayıcı, kurtarıcı nitelikte olduğundan, sanığın beraat hükmünü temyizde herhangi bir yararının bulunup bulunmadığının da, ayrıca araştırılması gerekmektedir.
"Yarar"; sözcük olarak, bir işten elde edilen iyi sonuç, çıkar (Türkçe Sözlük, TDK, Ankara 2005, B. 10, s. 2133) olarak, "Hukuki yarar" ise; hukuken korunması gereken yarar (Ejder YILMAZ, Hukuk Sözlüğü, B. 3, s. 292) olarak tanımlanmaktadır.
Yapılan açıklamalar ışığında temyize konu olaya dönüldüğünde, Askeri Mahkemece; sanığın işlediği iddia olunan, ASCKnın 130uncu maddesinde düzenlenen, askeri eşyayı kaybetmek suçundan suça konu telsizin 11.6.2015 tarihinde bulunması karşısında el telsizini kaybetmediği kabul edilerek CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca beraatine karar verildiği görülmektedir.
Dava konusu olayda tesis olunan beraat kararının, sanığın hukuki menfaatini ihlal eden ve sanık aleyhine sonuç doğurması söylenemeyeceğinden, hukuki menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Sanığın, temyiz isteminin Hazine zararının saklı tutulmasına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede ise;
353 sayılı Kanunun 16ncı maddesi; "Suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına kamu davaları ile birlikte askeri mahkemelerde bakılır.
Askeri Savcılar Hazineye ilişkin zararları tespit ve iddianameye yazarak Askeri Mahkemelerde kovuşturmak ve dava etmekle yükümlüdürler.
Ancak, Askeri Mahkemelerde kamu davasının kovuşturulmasına imkân kalmayarak davanın adliye mahkemelerinde görülmesi gerektiği hâllerde devlet hakları özel kanuna göre kovuşturulur." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, sanık hakkında yüklenen suçtan beraat kararı verilmiş olup; dava konusu suça bağlı olarak kovuşturulan Hazine zararının Askeri Mahkemede takibine olanak kalmamıştır.
Ancak, Hazine zararının özel kanun hükümlerine göre takip ve tahsili açısından saklı tutulmasına ilişkin karar, Hazine zararının sanığa ödettirilmesi veya sanıktan tazmin edilmesi niteliğinde olmayıp, Hazine zararının özel kanun hükümlerine göre ilgililerden takip ve tahsiline yönelik bir ihbar niteliğinde bulunup, 353 sayılı Kanunun 205inci maddesinde sayılan temyiz edilebilir hükümlerden değildir.
Bu itibarla, dava konusu olayda tesis olunan beraat kararının, sanığın hukuki menfaatini ihlal eden ve sanık aleyhine sonuç doğurmasını mümkün kılan bir yönünün bulunmaması, Hazine zararının özel kanun hükümlerine göre takip ve tahsili açısından saklı tutulmasına ilişkin ihbar niteliğindeki kararın da 353 sayılı Kanunun 205inci maddesinde sayılan temyiz edilebilir hükümlerden olmaması nedeniyle sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanık hakkında verilen beraat hükmüne karşı sanığın temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/1inci maddesi uyarınca, hukuki menfaat yokluğu nedeniyle REDDİNE;
20.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy