(5271 S. K. m. 74, 231) (353 S. K. m. 221, 207) (AYDK 27.10.2011 T. 2011/100 E. 2011/99 K.)
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşip kesinleşmediğine yönelik yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, 24.10.2007 tarihinde yapılan duruşmada CMK'nın 74üncü maddesi uyarınca
Barosu avukatlarından Av. B.S.nin müdafi olarak duruşmalara kabulüne karar verildiği, devam eden duruşmalara katılan müdafiin 16.4.2008 tarihli duruşmaya katılamayacağına dair dilekçe gönderdiği, Askeri Mahkemece 16.4.2008 tarihli duruşmada müdafiin mazeretinin kabul edilmesine karşın bir sonraki duruşma tarihinin müdafie tebliğ edilmediği, CMK'nın 74üncü maddesi kapsamında Baro tarafından atanan müdafie sanığın adli gözlem altına alınması sonucu elde edilen Adli Rapor ile Sağlık Kurulu raporuna karşı savunma yapmasına imkân tanınmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da müdafiin yokluğunda verildiği ve bu kararın müdafie tebliğ edilmediği anlaşılmakta ise de;
Yargılama aşamasında sanıkla yüz yüze gelmeyen, kısa karar, hüküm fıkrası ve gerekçeli hükümde ismi belirtilmemiş olan CMKnın 74üncü maddesi gereğince görevlendirilen müdafiin görevi, o işlemle sınırlı olup, sonraki aşamaları kapsamamaktadır. Bu bağlamda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını havi gerekçeli hükmün müdafie tebliğ edilmesine gerek bulunmamaktadır. Sanığa söz konusu kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve karara itiraz edilmediği dikkate alındığında; kararın 5.5.2010 tarihinde kesinleştirilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından tebliğnamede Askeri Mahkemenin 17.3.2010 tarihli ve 2010/106-107 Esas ve Karar sayılı kararının henüz kesinleşmediğine yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir.
Üye
; yargılamanın taraflarından olan müdafiin sunmuş olduğu mazeret dilekçesinin kabulünün ardından, duruşmalara çağrılmadan ve özellikle görevlendirilmiş olduğu adli gözlem işlemi sonrasında düzenlenen Adli Rapor ile Sağlık Kurulu Raporuna karşı savunma yapmasına imkân tanınmadan karara varılmış olması göz önüne alındığında, söz konusu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının tebliği ile müdafiin de gerçekleştirilen işlemlerden haberdar olabileceği ve CMK'nın 74'üncü maddesi uyarınca atanan müdafiin görevi o işlemle sınırlı olsa da dava dosyasına göre görevli olduğu işlemlerde yargılamanın tarafı olarak kendi kusuru olmadan savunma hakkı ihlal edildiğinden, müdafie tebligat yapılmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştirilmemesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne katılmamıştır.
2. Sanık ve müdafiin temyiz istemlerine atfen yapılan temyiz incelemesinde;
Askeri Mahkemece; kışla içerisinde bally çekilmeyeceğine dair kendisine suç tarihinden önce tebliğ edilen hizmete ilişkin emre rağmen, sanığın, 26.9.2006 tarihinde kışla içerisindeki nöbet kulübesinde yapılan kontrolde bally çektiğinin tespit edilmesi suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek belirtilen şekilde mahkûmiyetine dair karar verilmiş ise de;
a) Sanığın Askeri Mahkemece resen adli gözlem altına alındığı ve bu işlem sonrasında düzenlenen Adli Rapor ile Sağlık Kurulu Raporunun CMK'nın 74'üncü maddesi uyarınca atanan müdafiin katılmadığı 23.12.2009 tarihinde yapılan duruşmada okunduğu ve sonrasında 17.3.2010 tarihinde yine müdafi duruşmada hazır bulunmadığı hâlde karara varıldığı; denetim süresi içerisinde işlenen suç nedeniyle yapılan yargılama esnasında CMK'nın 74'üncü maddesi uyarınca atanan müdafi duruşmada hazır iken dosyada mevcut tüm yazılı deliller okunduktan sonra müdafiin diyeceklerinin sorulduğu, ancak bu genel kapsamlı bilgilendirmenin spesifik bir konuda atanmış müdafiin adli gözlem sonrası düzenlenen raporlara savunma imkânı sağlamadığı sonucuna ulaşıldığından, CMKnın 74üncü maddesi gereğince, sanığın, cezai ehliyetinin ve askerliğe elverişlilik durumunun tespiti için adli gözlem altına alınmasına karar verilmesi nedeniyle görevlendirilen müdafiin, duruşmada hazır bulundurularak, adli gözlem işlemleri sonucu düzenlenen raporlarla ilgili savunmasını yapabilmesine imkân sağlanmadan hüküm verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olduğundan ve 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık teşkil ettiğinden (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 27.10.2011 tarihli ve 2011/100-99; 07.03.2013 tarihli ve 2013/24-20; 25.09.2014 tarihli, 2014/85-73 E.K. sayılı kararları da aynı yöndedir);
b) Sanığın, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesine rağmen, duruşma tutanağındaki kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında, açıklanması geri bırakılan Askeri Mahkemenin 17.3.2010 tarihli ve 2010/106-107 Esas ve Karar sayılı kararına atıfta bulunulmaması usule aykırılık teşkil ettiğinden;
Mahkûmiyet hükmünün, usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma nedenleri karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık ve müdafiin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükmünün, usul yönünden BOZULMASINA;
20.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy