(5271 S. K. m. 230, 231, 232) (1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 61, 62)
Sanığın, 19.6.2012 tarihinde dört gün yol süresi verilerek on yedi gün süreyle izne gönderildiği, 22.6.2012 tarihinde
Komando Tugayından çıkış yaparak
Kabul ve Toplanma Merkezine (KTM) katıldığı, 25.6.2012 tarihinde
KTMden
KTMye gönderildiği, ancak bu tarihte
KTMye katılış yapmadığı, bu nedenle izninin 26.6.2012 tarihinde saat 00:00da başladığının kabul edildiği, buna göre izin süresi sonunda en geç 17.7.2012 tarihinde dönerek Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 8.8.2012 tarihinde yakalandığı, 9.8.2012 tarihinde
Askerlik Şubesi Başkanlığınca sevk edildiği Birliğine katılış yapmadığı, 23.9.2012 tarihinde yakalandığı, bu suretle 17.7.2012-8.8.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu ve 9.8.2012-23.9.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
1) Askeri Savcılığın 31.12.2012 tarihli iddianamesinde; sanığın gönderildiği izinden 17.7.2012 tarihi nihayetine kadar dönmesi gerekirken dönmediği, bir süre izin tecavüzünde bulunduktan sonra 9.8.2012 tarihinde yakalandığı ve
Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından sevk edildiği Birliğine katılmadığı, ancak bu eyleminin dehalet kastı bulunmaması nedeniyle ayrı bir firar suçu olarak değerlendirilmediği, yeniden 23.9.2012 tarihinde yakalandığı, bu suretle 18.7.2012-23.9.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddia edilerek, ASCKnın 66/1-b maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Askeri Mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın tesis edildiği 4.3.2013 tarihli duruşmada, sanığın sorgusunun tespitinden sonra,
9.8.2012-23.9.2012 tarihleri arasında gerçekleştirmiş olduğu eyleminin firar suçunu oluşturma ihtimaline binaen ASCKnın 66/1-a maddesi gereğince ek sorgu ve savunmasının tespitine geçildi şeklinde kayıt düşülerek, sanığın ek sorgu ve savunmasının tespit edildiği ve yargılamaya devam edilerek önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın verilmesini müteakip, açıklama yargılaması sonucunda da sanığın 17.7.2012-8.8.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu ve 9.8.2012-23.9.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hakkında tek suçtan kamu davası açılmasına rağmen, sanığın ek savunmasının tespitinden önce, eyleminin iki ayrı suç oluşturduğu, bu nedenle hakkında ASCKnın 66/1-b maddesine ek olarak ASCKnın 66/1-a maddesinin de tatbik edileceği ve ek savunmasını hazırlamak için süre talep edebileceği belirtilmeksizin ek savunmasının tespiti CMKnın 226/1-3üncü maddesine aykırı ise de; ek savunmasının tespit edildiği ve yüzüne karşı yapılan 4.3.2013 tarihli duruşmada, sanığın 17.7.2012-8.8.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan ve 9.8.2012-23.9.2012 tarihleri arasında da firar suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılması karşısında, sanığın kendisine isnat edilen eylemler ile hakkında uygulanan kanun maddelerinden haberdar olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle, açıklama yargılaması yapılırken, iddianame ile hakkında verilen ve kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan bir suret gönderilerek ve bu belgeler istinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesinde, 26.10.2015 tarihinde okunarak, savunmasının yeniden tespit edilmesi karşısında, bu durumun sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmadığı anlaşıldığından, bozma sebebi yapılmamıştır.
2) Yine Askeri Mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın tesis edildiği 4.3.2013 tarihli duruşmada, yazılan müzekkereye cevaben gönderilen,
İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından tanzim edilen yakalama tutanağı ile dosyada mevcut yazılı delillerin okunmasından sonra, huzurda bulunan sanıktan diyeceklerinin sorulmadığı gibi Askeri Savcının esas hakkında mütalaasını bildirmesinden sonra da savunma ve son sözünün sorulmayıp ifadelerinin okunduğu anlaşılmakta olup, belirtilen hususlar CMKnın 215 ve 216ncı maddelerine aykırı ise de; aynı duruşmada tesis edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle, açıklama yargılaması yapılırken, istinabe suretiyle beyanları tespit edilen sanığın, talebi doğrultusunda duruşmadan bağışık tutulması ve açıklama yargılaması sonucunda hüküm kurulurken esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma ve son sözü yerine geçmek üzere önceki ifadelerinin okunması karşısında, bu durumun sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmadığı anlaşıldığından, bozma sebebi yapılmamış, tebliğnamede esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma ve son sözünün sorulmamasının bozma sebebi olduğuna dair ileri sürülen görüşe iştirak edilmemiştir.
3) Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde kanun yolu denetimine konu olabilmektedir.
CMKnın 231/11inci maddesi, Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. hükmünü içermekte olup, aynı Kanunun 230 ve 232nci maddesinde de hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar ile hüküm fıkrasının içereceği hususlar gösterilmiştir.
Bu anlamda, açıklanması gerekenin tüm yönleri ile bir hüküm olduğu, bunun mahkemece taraf teşkili sağlanarak yapılacak yargılama sonunda açıklanması ve gerekçesinin de CMKnın 230 ve 232nci maddelerine uygun olarak oluşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
CMKnın Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230uncu maddesinde, hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi; iddia ve savunmanın delillere göre irdelenmesi neticesinde ulaşılan kanaatin açıklanarak, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulması ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması, TCKnın 61 ve 62nci maddelerinde belirtilen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi gerektiği hususları düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasanın 141/3 ve CMKnın 34/1inci maddeleri, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükmünü haiz bulunmaktadır.
Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanmasıdır. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, kamuyu bilgilendirmek, denetimde kolaylık sağlamak için hükmün gerekçeli olması bir zorunluluktur (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 29.3.2007 tarihli, 2007/26-23 Esas ve Karar sayılı ilamı).
Bu açıklamalar doğrultusunda temyize konu olaya bakıldığında, açıklanan hükme ilişkin gerekçeli kararda; iddia ve yargılama aşamalarına ilişkin bilgiler verildiği, bu kapsamda, daha önce verilmiş olan mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığının belirtildiği, ancak açıklanması geri bırakılan ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle açıklanan hükümde gösterilmiş olan gerekçelerin gösterilmediği, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmediği, tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, ulaşılan kanaatin açıklanmadığı, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ne olduğunun ve maddi olayın açıklandığı ancak deliller ile sonuç arasında bir bağ kurulmadığı, fiilin nitelendirilmesinin yapılmadığı, TCKnın 61 ve 62nci maddelerindeki esaslara göre cezanın nasıl belirlendiğinin gösterilmediği, önceki hükmün açıklandığına gerekçe içinde yer verilmekle birlikte kısa kararda bu yönde bir karar bulunmadığı, firar suçundan hüküm tesis edilirken ASCKnın 66/1-a maddesi yerine ASCKnın 66/1-b maddesinin yazıldığı görülmektedir.
CMKnın 34/1, 230/1-a-b-c, 232nci maddelerine aykırı olan ve 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesine göre hukuka kesin aykırılık teşkil eden bu durum nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir (Dairemizin 25.1.2012 tarihli, 2012/114-114; 25.11.2014 tarihli, 2014/980-977; 2.12.2015 tarihli, 2015/549-568; Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 26.11.2014 tarihli, 2014/942-940; 24.12.2014 tarihli, 2014/1023-1030; 30.12.2015 tarihli, 2015/786-787; Askeri Yargıtay 3üncü Dairesinin 12.2.2013 tarihli, 2013/340-349; 25.3.2014 tarihli, 2014/300-280; 22.4.2014 tarihli, 2014/373-363; 16.6.2015 tarihli, 2015/345-353; Askeri Yargıtay 4üncü Dairesinin 9.12.2014 tarihli, 2014/872-874; 9.9.2015 tarihli, 2015/584-557 ve 15.12.2015 tarihli, 2015/751-758 Esas ve Karar sayılı ilamları da aynı yöndedir).
4) Belirtilen bu usule aykırılıklar yanında;
a) Askeri Mahkemece, Birlik Komutanlığınca tanzim edilen 26.7.2012 tarihli tutanağa itibar edilerek, sanığın 22.6.2012 tarihinde ... Dağ Komando Tugayından çıkış yaparak ...KTMye katıldığı, 25.6.2012 tarihinde ...KTMden ...KTMye gönderildiği, ancak bu tarihte ...KTMye katılış yapmadığı belirtilerek, izin tecavüzü suçunda temadinin başlangıç tarihi tespit edilmiş ise de; sanığın ... Dağ Komando Tugayı, ... KTM ve ...KTMye hangi tarihte katılıp hangi tarihte ayrıldığının ilgili yerlerden sorularak, şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmemesi,
b) Sanığın 8.8.2012 tarihinde yakalandığı kabul edilmekle birlikte, hükme esas alınan dosya dizi 83te mevcut tutanak içeriğine göre, sanığın 8.8.2012 tarihinde mi yakalandığı, yoksa 8.8.2012 tarihinde meydana gelen adli olay nedeniyle 9.8.2012 tarihinde mi yakalandığı anlaşılamadığından, bu hususta ortaya çıkan şüphenin ... İlçe Jandarma Komutanlığından sorularak giderilmemesi,
c) Sanığın ...Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından 9.8.2012 tarihinde sevk edildiğine dair belgelerin onaysız belgegeçer çıktısı ve fotokopi olması, ceza yargılamasında, sübut delili olarak kullanılan her türlü bilgi/belgenin en ufak şüphe yaratmayacak nitelikte olmasının zorunlu olması, onaysız fotokopi veya belgegeçer çıktısı şeklinde olan bir belgenin, her zaman için sahteliğinin ileri sürülebilecek olması nedeniyle delil değerinin bulunmaması karşısında; anılan belgenin aslının veya onaylı suretinin temin edilmemesi ve firar suçunda temadi başlangıç tarihinin bu belgeye göre tespit edilmemesi,
ç) Dosya dizi 65de mevcut tutanağa göre sanığın 23.9.2012 tarihinde yakalandığı anlaşılmakla birlikte; dosya dizi 42-45de belgegeçer çıktısı, dosya dizi 52-55te ise onaysız fotokopi olarak bulunan belgelerde, sanığın ... İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yakalanıp 21.9.2012 tarihinde ... Askerlik Şubesi Başkanlığına mevcutlu olarak teslim edildiği ve ... Askerlik Şubesi Başkanlığınca da 21.9.2012 tarihinde iki gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiğine dair bilgiler bulunması, ayrıca hem bu belgelerde hem de sanığın 23.9.2012 tarihinde yakalanmasından sonra ... Askerlik Şubesi Başkanlığınca 24.9.2012 tarihinde Birliğine sevk edildiğine dair dosya dizi 47 ve 58de belgegeçer çıktısı ve onaysız fotokopi olarak bulunan belgede not olarak, ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin 14.9.2012 tarihli raporundan bahsedilmesi karşısında, anılan rapor ile belirtilen belgelerin asıllarının veya onaylı suretlerinin, sanığın 21.9.2012 tarihinde yakalandığına dair yakalama tutanağının temin edilmemesi, temin edilecek rapor içeriğine göre sanık hakkında psikiyatri uzmanı bilirkişi dinlenilmemesi,
d) Sanığın denetim süresi içinde işlediği suça ait gerekçeli hüküm ve kesinleştirme şerhinin, görevli memur tarafından imzalanmış ve mühürlenmiş suretlerinin getirtilmemesi,
Noksanlık teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükümlerinin noksan soruşturma yönünden de bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, usul ve noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
27.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe sonuçta uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy