(1632 S. K. m. 66)
Sanığın, başka suçlardan kesinleşmiş hapis cezalarının infazını müteakip, teslim edildiği
Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından 6.6.2007 tarihinde
.daki Birliğine sevk edildiği, sanığın 14.6.2007 tarihinde Birliğine katıldığı, ancak dağıtım görmesi nedeniyle 15.6.2007 tarihinde 2 günlük yol süresi verilerek dağıtım Birliği olan
/
Komutanlığına katılmak üzere
Komutanlığına sevk edildiği, sanığın en geç 17.6.2007 tarihinde saat 17:30a kadar Birliğine katılması gerektiği halde katılmadığı,
İlçe Emniyet Müdürlüğünün 7.3.2013 tarihli yazısından sanığın cezaevinde olduğunun anlaşıldığı, böylece 17.6.2007-7.3.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
16.7.2008 tarihli ve 26938 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikin 17-B)1inci maddesinin antisosyal kişilik bozukluğu ile ilgili açıklama bölümünde: Bu fıkraya gireceklerin; Asker Hastanelerinin Sağlık Kurullarından antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alması, Adli veya Askeri Mahkemeler tarafından verilmiş en az bir antisosyal eyleminden dolayı ceza almaları, bu cezalarından en az birinin infaz edilmesine rağmen davranış bozukluklarının devam ettiğinin ve askerlik ile uyumlarının bozulduğunun kıta anketi ve diğer resmi belgelerle tespiti gerekir."
17-D.1inci maddesinin ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu ile ilgili açıklama bölümünde ise: bu fıkraya gireceklerin; antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alması, öldürme, öldürmeye teşebbüs, gasp suçlarından en az bir hapis ya da diğer antisosyal eylemlerden dolayı, Disiplin Mahkemesi dışında kalan mahkemelerce verilmiş en az üç hapis cezası alması ve bu cezaların kesinleştiğinin belgelerle tespit edilmesi gerekir şeklinde, hükümler bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesi neticesinde sanıkla ilgili olarak;
Askeri Mahkemesinin 4.5.2004 tarihli, 2004/706-206 Esas ve Karar sayılı kararı ile; 26.12.2003-26.3.2004 tarihleri arasında temadi eden firar suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu hükmün 12.5.2004 tarihinde kesinleştiği ve cezasının infaz edilerek 13.8.2005 tarihinde şartla tahliye edildiği; müteakiben aynı Mahkemenin 4.4.2006 tarihli, 2005/1150 Esas ve 2006/147 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle şartla tahliye kararının geri alınarak 22.8.2005 tarihi ile 9.2.2006 tarihi arasındaki 171 günlük sürenin aynen infazına karar verildiği;
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 9.12.2005 tarihli, 2005/1150-547 Esas Karar sayılı kararı ile; 4.5.2004-12.4.2005 tarihleri arasında temadi eden firar ve 22.8.2005-9.11.2005 tarihleri arasında temadi eden mükerrer firar suçlarından 10 ay ve 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu hükümlerin 20.1.2006 tarihinde kesinleştiği;
Müteakiben;
Asliye Ceza Mahkemesinin 5.6.2007 tarihli, 2007/135 D.İş. sayılı kararı ile;
Askeri Mahkemesinin 9.12.2005 tarihli, 2005/1150-547 Esas ve Karar sayılı kararı verilen 10 ay ve 1 yıl 8 ay hapis cezası ile şartla tahliyesinin geri alınması nedeniyle aynen infazına karar verilen 171 günlük hapis cezalarının infaz edilerek 6.6.2007 tarihinde şartla tahliye edildiği;
Adli sabıka kaydı incelendiğinde ise; temyize konu suçun işlendiği tarihlerden önce ve suçun temadisinin devam ettiği tarihler arasında sanığın; kasten yaralama, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, hırsızlık, uyuşturucu madde kullanmak ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarını işlediği ve söz konusu suçlardan adli para ve hapis cezaları aldığı, bunların bir kısmının suç tarihlerinden önce kesinleştiği anlaşılmaktadır (Dz. 216).
Askeri Mahkemece; kovuşturma aşamasında sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişlilik ve cezai ehliyetinin tespiti amacıyla talimat yolu ile bilirkişi dinlenilmiş ve psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından sanığın adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı yönündeki mütalaası doğrultusunda, sanığın adli gözlem altına alınmasına gerek görülmemiş ise de, bilirkişi mütalaasında; yukarıda ayrıntıları ile izah edilen infaz edilmiş hapis cezalarına ve adli sicil kaydında kesinleşmiş görünen mahkumiyetlerine ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir.
Böylelikle; sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyetinin tespitine yönelik olarak mevcut olan şüphenin giderilemediği sonucuna varıldığından, sanığın varsa psikiyatrik yönden muayene ve tedavilerine ilişkin olarak, kıta anket formu, RDM kayıtları, sağlık raporu veya hastaneye sevk belgelerinin asıllarının veya aslına uygun onaylı suretlerinin dava dosyasına ithalinden sonra; en yakın Asker Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde adli gözlem altına alınmak suretiyle elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi;
Ayrıca;
İlçe Emniyet Müdürlüğünün 7.3.2013 tarihli yazısı esas alınmak suretiyle, Askeri Mahkemece bu cevabi yazının tarihi, suçun temadisinin bitim tarihi olarak kabul edilmiş ise de; sanığın savunmalarında 24.10.2011 tarihinde cezaevine girdiğini beyan etmiş olması karşısında, sanığın hangi tarihte cezaevine girdiği hususunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde araştırılarak, belirlenmesi gerektiğinden;
Mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
27.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy