(5271 S. K. m. 191, 196, 212, 226, 237, 238) (353 S. K. m. 207)
Askeri Mahkemece sanıkların yokluğunda tesis edilen 16.3.2012 tarihli, 2012/331-88 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükümlerinin sanıklara tebliğinin ardından, her iki hükmün katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan sanık Z.K. tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Askeri Yargıtay Başsavcılığına gönderildiği (Dz.114);
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 29.11.2013 tarihli yazısı ile, tebligat eksikliği sebebiyle dava dosyasının
Askeri Savcılığına iade edildiği (Dz.115);
Askeri Mahkemece gerekli tebligatların yapılmasını müteakip dava dosyasının temyiz incelemesine devam edilmek üzere Askeri Yargıtay Başsavcılığına gönderilmesi gerekirken; mahkûmiyet hükümlerinin taraflarca temyiz edilmediğinden bahisle sanık Z.K. yönünden 26.2.2014 ve sanık Y.A. yönünden ise 13.1.2014 tarihi itibariyle kesinleştirildiği (Dz.91) ve 8.4.2014 tarihinde mahkûmiyet hükümlerinin infazının sağlanması amacıyla Askeri Savcılığa talimatlar yazıldığı (Dz.123, 124);
Askeri Savcılığın 10.4.2014 tarihli talepleri üzerine (Dz. 125,128), Askeri Mahkemenin 11.4.2014 tarihli, 2014/151 Müt. Evrak ve 11.4.2014 tarihli, 2014/152 Müt. Evrak sayılı duruşmasız işlere ait kararları ile; sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı infazının durdurulmasına karar verildiği (Dz.126, bila dizi),
Müteakiben Askeri Savcılığın 14.4.2014 tarihli talepleri üzerine (Dz. 130,140), Askeri Mahkemenin 15.4.2014 tarihli, 2014/154 Müt. Karar ve 15.4.2014 tarihli, 2014/155 Müt. Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararları ile; sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, verilen bu kararların da taraflarca itiraz edilmediğinden bahisle 8.5.2014 ve 29.5.2014 tarihleri itibarı ile ayrı ayrı kesinleştirildiği (Dz.131, 141) dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemesince tesis edilen 16.3.2012 tarihli, 2012/331-88 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan sanık Çvş. Z.K. tarafından süresinde ayrı ayrı temyiz edilmesi nedeniyle, hukuka aykırı olarak kesinleştirme şerhi konularak, infazlarının yapılmasının talep edilmesinin müteakip, hukuken kesinleşmemiş mahkûmiyet hükümlerinin lehe kanun değerlendirmesi çerçevesinde hukuka aykırı olarak ele alınmasının ardından Askeri Mahkemenin 15.4.2014 tarihli, 2014/154 Müt. Karar ve 15.4.2014 tarihli, 2014/155 Müt. Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararları ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların yok hükmünde sayılmasına karar verilmiş ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan sanık Çvş. Z.K.nin temyizine atfen temyiz incelenmesine geçilmiştir.
1) Usul yönünden yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; 1.7.2011 tarihinde nöbetçi çavuş olan sanık Onb. Y.A.nın boylarının ölçüsü tespit edilen askerlere yat içtiması için koğuşa geçmelerini söylediği sırada, sanık Çvş. Z.K.'nin botsuz ve terliksiz olarak boyunu ölçtürmek istemesi üzerine, boy ölçüsü alan Askerin yoğunluk nedeniyle daha sonra ölçü alabileceğini söylediği, sanık Onb. Y.A.'nın sanık Çvş. Z.K. ve diğer askerlere İçeri girin lan demesi üzerine, sanık Çvş. Z.K.nin Ne diyorsun sen dediği, sanık Onb. Y.A.'nın Çvş. Z.K.ye hitaben S.. git dediği, tartışma sırasında sanık Çvş. Z.K.'nin Onb. Y.A.'yı ittirdiği ve yumruk salladığı, ancak yumruğun sanık Onb. Y.A.'ya isabet etmediği, böylece sanıkların atılı suçları işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmakta ise de;
1) Katılan sıfatını alabilecek derecede suçtan zarar görmüş olan mağdur sanık Çvş. Z.K.nin 13.10.2011 tarihinde Askeri Mahkeme tarafından davaya katılmaya ilişkin yasal hakları hatırlatılmaksızın sorgu ve savunmasının tespit edildiği (Dz.47), bu sanığın 12.9.2012 tarihli dilekçesiyle kendisi hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün yanı sıra diğer sanık Onb. Y.A. hakkındaki mahkûmiyet hükmünü temyiz ettiğini bildirdiği (Dz.109), görülmektedir.
Katılan sıfatını alabilecek derecede suçtan zarar görmüş olan sanık Çvş. Z.K.nin kovuşturma evresinde mağdur ve şikâyetçi olarak haklarının hatırlatılmamasının, davaya katılmak isteyip istemediği ile katılması hâlinde katılan sıfatıyla iddia, şikâyet ve delillerinin sorulmamasının tarafların teşkili, silahların eşitliği ve buna bağlı olarak da adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde, CMKnın 237 ve 238nci maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
2) Bununla birlikte; tanıklardan Çvş. H.A.nın Birlik Komutanlığınca tespit edilen ifadesinde (Dz. 9);
O sırada Çvş. Z.K. kurtularak Nöbetçi Çavuşa vurmak istedi. Olaya müdahale ettik ve günün Nöbetçi subayına konuyu anlattık. şeklinde beyanda bulunduğu, Askeri Savcı tarafından tespit edilen ifadesinde (Dz. 29);
Z., E.nin kolundan kurtulup Y.nin yanına geldi ve ittirip yumruk salladı. Ancak yumruk isabet etmedi. Bunun üzerine kavgayı ayırdık
şeklinde beyanda bulunduğu, Askeri Mahkemece istinabe olunan
Askeri Mahkemesince tespit edilen ifadesinde ise (Dz. 59);
Z.K., E.nin elinden kurtularak, Nöbetçi Çavuş Y.A.ya doğru koşarak geldi ve nöbetçi çavuşa yumruk atmaya çalıştı, fakat tutturamadı. Bunun üzerine olaya müdahale ettik ve Nöbetçi Subaya giderek olayı anlattık. şeklinde beyanda bulunduğu, müteakiben tanığa soruşturma safhasında Birlik Komutanlığınca tespit edilen ifadesi ifadesi okunarak, benzer mahiyette olduğunun belirtildiği, Askeri Savcı tarafından tespit edilen ifadesinin ise okunmadığı, görülmektedir.
Maddi vakanın ne şekilde gerçekleştiği, sanık Çvş. Z.K.nin, Onb. Y.A.ya ittirip ittirmediği hususunda, tanığın kovuşturma safhasında tespit edilen ifadesi ile soruşturma safhasında Askeri Savcı tespit edilen ifadesi arasında çelişki mevcut olmasına rağmen, CMKnın 212inci maddesi gereğince bu çelişkinin giderilmesi gerekirken, giderilmemesi de usule aykırılık teşkil etmektedir.
3) Askeri Mahkemece, sanık Onb. Y.A.nın istinabe suretiyle tespit edilen sorgusuna ilişkin istinabe duruşma tutanağının Askeri Mahkemece 16.3.2012 tarihli hüküm duruşmasında okunmasından önce, istinabe suretiyle alınan sorgusundaki kimlik bilgilerinin dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olup olmadığının kontrol edilerek sanığın kimlik tespitinin yapılması, bilahare sanığın duruşmada hazır bulunmama istemi doğrultusunda CMKnın 196/1inci maddesi uyarınca duruşmadan bağışık tutulmasına karar verilmesi, yargılamanın aleniyeti ilkesi gereği iddianamenin okunması, müteakiben de sanığın istinabe suretiyle tespit olunan sorgu ve savunmasının okunup soruşturma safhasındaki ifadeleriyle karşılaştırılmasından sonra diğer usuli işlemlere geçilmesi gerekirken, sanığın açık kimliğinin tespit edilmemesi, İstinabe Mahkemesince tespit olunan kimliğinin dosyadaki kayıtlarla uyumlu olup olmadığının belirtilmemesi, duruşmalardan bağışık tutulmasına karar verilmemesi, iddianame okunmaksızın, sanığın sorgu ve savunmasını içeren istinabe evrakının okunması ile yetinilerek, yargılamaya devamla sanık hakkında hüküm kurulması, CMKnın 191/3-a, b ve 196/1 maddelerinin emredici hükümleriyle, ceza muhakemesinin sözlülüğü ve duruşmanın aleniyeti ilkelerine aykırı olup, 353 sayılı Kanunun 207/3-F, H maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
4) CMKnın Suçun niteliğinin değişmesi başlıklı 226ncı maddesinin 1inci fıkrası; Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. hükmünü içermektedir.
Askeri Savcılık tarafından düzenlenen iddianamede (Dz. 33), sanık Onb. Y.A. hakkında TCK'nın 29'uncu maddesi hükmünün uygulanmasının talep edildiği, ancak Askeri Mahkemece verilen hükümde adı geçen sanık hakkında TCKnın 29uncu maddesi uygulanmaksızın hüküm kurulduğu, bu duruma ilişkin sanığın ek savunmasının tespit edilmediği görülmektedir.
CMKnın 226ncı maddesi gereğince, sanık Onb. Y.A.ya ek savunma hakkı verilmemesi, savunma hakkının kısıtlanmasına, adil yargılanma hakkının ihlâline yol açtığı gibi, 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesine göre hukuka kesin aykırılık teşkil etmektedir.
Hükümlerin belirtilen sebeplerle, usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
2) Esas yönünden yapılan incelemede:
Dava dosyasındaki bazı belgelerde sanık Z.K.nin rütbesinin onbaşı olduğunun (Dz. 4, 5, 6), iddianame ve diğer bazı belgelerde ise çavuş olduğunun yazılı olduğu görüldüğünden, sanıklara atılı suçların vasfını doğrudan etkileyebilecek olan bu husustaki tereddütü gidermek için, sanık Z.K.nin hangi tarihte çavuş rütbesine nasıp edildiği, her iki sanığın suç tarihinde hangi rütbeye sahip oldukları hususlarının araştırılarak, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte sanık Y.nin soyadının iddianamede A. olarak, gerekçeli hükümde ise A. olarak yazılı olduğu, adı geçen sanığın nüfus kaydının dava dosyasında bulunmaması nedeniyle, kimliği konusunda oluşan tereddütün giderilmesi için nüfus kaydının dava dosyasına ithal edilmesi ve adli sicil kaydının da doğru kimlik bilgilerine göre talep edilerek, dava dosyasına konulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hükümlerin belirtilen sebeplerle, noksan soruşturma yönünden de ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
1) Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan sanık Z.K.nin temyizine atfen ve resen
Askeri Mahkemesince verilen 15.4.2014 tarihli, 2014/154 Müt. Karar sayılı ve 15.4.2014 tarihli, 2014/155 Müt. Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararların YOK HÜKMÜNDE SAYILMASINA;
2) Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan sanık Z.K.nin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükümlerinin usul ve noksan soruşturma yönlerinden ayrı ayrı BOZULMASINA;
27.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe sebepte kısmen farklı, sonuçta uygun olarak, oy birliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy