(1632 S. K. m. 117) (5237 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 231) (353 S. K. m. 196)
Askeri Mahkemece 23.10.2007 tarihli, 2007/411-703 Esas ve Karar sayılı karar ile, sanık F.G.nin 14.6.2006 tarihinde Üçvş. A.S.ye karşı asta müessir fiil suçunu işlediği sabit görülerek, neticeten 1500 YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, Üçvş. A.S. hakkında ise sanık F.G.ye karşı üste fiilen taarruz suçu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında beraatine karar verildiği;
Söz konusu kararın, sanık F.G. ve Askeri Savcı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.4.2009 tarihli, 2009/909-897 Esas ve Karar sayılı ilamı ile sanık F.G. hakkındaki mahkûmiyet hükmünün hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesi yönünden bozulmasına, A.S. hakkındaki beraat hükmünün ise onanması yönünde karar verildiği;
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde, Askeri Mahkemece 6.10.2009 tarihli, 2009/1361-974 Esas ve Karar sayılı karar ile; sanık F.G.nin 14.6.2006 tarihinde Üçvş. A.S.ye karşı asta müessir fiil suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 117/1 (teşdiden) ve TCKnın 62/1inci maddeleri gereğince iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın taraflarca süresi içerisinde itiraz edilmediğinden bahisle 8.3.2010 tarihinden itibaren kesinleştirildiği;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştirilmesinden sonra, 5 yıllık deneme süresi içerisinde, sanığın 6.2.2013 tarihinde işlediği hakaret suçundan,
Sulh Ceza Mahkemesinin 14.6.2013 tarihli, 2013/210-585 Esas ve Karar sayılı hükmü ile 1.860 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin ve bu kararın 9.7.2013 tarihi itibariyle kesinleştiğinin anlaşılması üzerine, Askeri Mahkemece; CMKnın 231/11inci maddesi uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda temyize konu mahkûmiyet hükmünün verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak; sanık F.G. hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 353 sayılı Kanunun 196/1inci maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören kişi olarak itiraz hakkı bulunan mağdur Üçvş. A.S. ve vekiline tebliğ edilmediği, yargılamanın tüm aşamalarında da mağdura CMKda düzenlenen haklarının hatırlatılmadığı, bu nedenle bir hükmün veya kararın, o hükme veya karara karşı kanun yoluna müracaat etme hakkını haiz olan ilgililere tebliği yapılmaksızın, hükmün veya kararın kesinleştiğinden bahsetmenin mümkün olmadığı göz önüne alındığında, Askeri Mahkemenin 6.10.2009 tarihli, 2009/1361-974 Esas ve Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmemiş olduğu ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı, dolayısıyla CMKnın 231/11inci maddesi kapsamında denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahsetmenin mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında açıklanan mahkûmiyet hükmünün yok hükmünde sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, henüz tebligat noksanlığı sebebiyle kesinleşmediğinden, öncelikle kararın ilgililere (katılan sıfatını alabilecek mağdur Üçvş. A.S. ve vekiline) Kanun yoluna başvurmaya dair hakları hatırlatılarak tebliği ile tebligat sonrasında, karara, süresinde bir itiraz başvurusu olup olmadığına göre kesinleştirme işleminin yapılması, itiraz edilmemesi halinde, yasal itiraz süresinin bitiminden geçerli olarak kesinleştirme işleminin yapılması, itiraz halinde ise itiraz hakkında en yakın Askeri Mahkeme kararının neticesine göre hareket edilmesi gerektiği, bu nedenlerle, Askeri Yargıtay tarafından bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir (Ask.Yrg. 3ncü Dairesinin 15.3.2016 tarihli, 2016/132-160 E.K. sayılı kararı da aynı mahiyettedir).
Öte yandan; Sanığın üzerine atılı suçun işlendiği tarihin 14.6.2006 olması göz önüne alındığında, TCKnın 66ncı maddesi uyarınca 8 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, dava zamanaşımını kesen işlemler olarak iddianamenin 11.8.2006 tarihinde tanzim edildiği, sanığın sorgusunun 11.8.2006 tarihinde yapıldığı, en son kesen işlemin ise 23.10.2007 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, bu tarih itibariyle yeniden işlemeye başlayan dava zamanaşımı süresinin 23.10.2015 tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmakla birlikte, sanığın temyizine konu olan 24.6.2015 tarihli, 2015/48-296 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün yok hükmünde olduğu kabul edildiğinden, ayrıca, 23.10.2007 tarihli, 2007/411-703 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün temyizen Dairemiz tarafından daha önce incelendiği de dikkate alındığında, sanığın temyizinin söz konusu bu hükme ilişkin olduğunu kabul etmenin hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle önceki mahkûmiyet hükmü hakkında dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle düşme kararının bu aşamada verilemeyeceği sonucuna varıldığından, bu hususa işaret edilmekle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince,
Askeri Mahkemesince verilen 24.6.2015 tarihli, 2015/48-296 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün YOK HÜKMÜNDE SAYILMASINA;
2)
Askeri Mahkemesinin 6.10.2009 tarihli, 2009/1361-974 Esas ve Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı, tebligat işlemleri ve Kanun yolu çareleri tükenmediğinden, tebligat işleminin yapılması ve itiraz halinde 353 sayılı Kanunun 202nci maddesi uyarınca en yakın Askeri Mahkemece karar verilmesi gerektiğinden, itiraz hakkında Askeri Yargıtay tarafından BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA;
4.5.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy