(1632 S. K. m. 132) (5237 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 219, 231)
Askeri Mahkemenin 22.12.2011 tarihli, 2011/123-222 Esas ve Karar sayılı kararı ile sanığın, 8.8.2007 tarihinde, aynı Birlikte görev yaptığı mağdur Er R.A.'nın yatağının altına koyduğu kendisine ait
marka cep telefonunu mağdurun rıza hilafına bulunduğu yerden faydalanmak maksadıyla aldığı ve kullanmaya başladığı, böylece arkadaşının bir şeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 132 ve TCK'nın 62/1'inci maddesi uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5'inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 16.3.2012 tarihinden geçerli olmak üzere kesinleştirildiği;
Sanığın, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği bilgisini içeren sabıka kaydına istinaden duruşma açılıp taraf teşkili yapıldıktan sonra yapılan yargılama sonucunda, Askeri Mahkemenin 16.1.2015 tarihli, 2015/209-12 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmü ile, daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verildikten sonra sanığın, eylemine uyan ASCKnın 132 ve TCKnın 62nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün Dairemizin 6.5.2015 tarihli, 2015/257-275 Esas ve Karar sayılı ilamı ile, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına neden olarak gösterilen suçu işlediği hususu ile ilgili olarak ortada henüz kesinleşmiş hüküm bulunmadığından,
Asliye Ceza Mahkemesinin 11.6.2013 tarihli, 2013/64-612 Esas ve Karar sayılı kararıyla verilen mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmasından sonra ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verildiği;
Bozmaya uyan Askeri Mahkemece; sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verildikten sonra sanık hakkında yukarıda izah edildiği şekilde mahkûmiyet hükmü kurulduğu;
Anlaşılmaktadır.
Bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında Askeri Mahkemece yapılan muhakeme işlemleri incelendiğinde;
Sanığın bozmaya karşı beyanlarının tespiti için istinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesince, sanığın bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespitine ilişkin 25.11.2015 tarihli İstinabe Duruşma tutanağınınzabıt kâtibi tarafından imzalanmadığı, bu şekilde dosya giren İstinabe Duruşma tutanağına itibar eden Askeri Mahkemece yargılamaya devam edilerek hüküm tesis edildiği, görülmektedir.
CMKnın "Duruşma Tutanağı" başlıklı 219ncu maddesi, "Duruşma için bir tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır..." hükmünü içermektedir.
Duruşma tutanağının, CMKnın 221 ve 222nci maddelerine göre, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlara uyulup uyulmadığının belirlenmesi açısından ispat gücü ve önemine sahip bulunması nedeniyle Yasaya uygun şekilde düzenlenmiş ve imzalanmış olması gerekmektedir.
Sanığın bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespit edildiği 25.11.2015 tarihli istinabe duruşma tutanağının zabıt kâtibi tarafından imzalanmamasına rağmen, eksiklik giderilmeden yargılamaya devamla hükme varılması, CMKnın 219uncu maddesine göre kesin hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Bu itibarla; mahkûmiyet hükmünün değinilen sebebe dayalı olarak usul yönünden bozulmasına karar verilmiş, bozma sebebi karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın ve vasisinin temyizlerine atfen ve resen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince usul yönünden BOZULMASINA;
4.5.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy