(5271 S. K. m. 147) (353 S. K. m. 207) (1632 S. K. m. 71)
Askeri Mahkemece; sanığın, 31.1.2008-9.2.2008 tarihleri arasında atılı suçu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin Askeri Mahkemece öğrenilmesinin ardından, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağına dair değerlendirme yapılmak üzere, taraf teşkil edilerek duruşma açılmasını müteakip, hükmün açıklanması ihtimaline binaen sanığın savunmasının tespiti amacıyla istinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesince 24.3.2014 tarihinde sanığın savunmasının tespiti sırasında (Dz. 85-86), CMKnın 147nci maddesinde düzenlenen hakları anlatılırken, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafiin yardımından faydalanmak istediği takdirde kendisine Baro tarafından müdafi görevlendirileceğinin, görevlendirilecek müdafie ödenecek ücretin, mahkûmiyeti hâlinde kendisinden tahsil edileceğinin bildirilmiş olmasının, Askeri Mahkemelerde görülecek davaların giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödeneceğine ilişkin 353 sayılı Kanunun 256ncı maddesine aykırı olduğu, sanığın müdafi yardımından yararlanma iradesini olumsuz yönde etkileyici nitelikte olduğu ve savunma hakkının kısıtlanmasına yol açtığı sonucuna varılmış ve bu durum 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesine göre hukuka mutlak aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığından, hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
Askeri Mahkemece dava dosyasına ithal edilen sanığın denetim süresinde işlediği suçlara ait gerekçeli hükümlere göre (Dz. 92-96, 99-101); sanık hakkında
Sulh Ceza Mahkemesinin 23.2.2012 tarihli, 2011/287 Esas ve 2012/138 Karar sayılı mahkûmiyet hükmü ve
Asliye Ceza Mahkemesinin 1.11.2011 tarihli, 2011/90-509 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükümleri mevcut olmasına rağmen, kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında (Dz. 103, 106); sanık hakkında 2nci Sulh Ceza Mahkemesinin 23.2.2012 tarihli, 2011/287 Esas ve 2012/138 Karar sayılı mahkûmiyet hükmü bulunduğunun belirtilmesi ve gerekçeli hüküm içerisinde ise (Dz. 107); sanık hakkında
Asliye Ceza Mahkemesinin 1.11.2011 tarihli, 2011/90-509 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmü bulunduğunun belirtilmesi şeklindeki hataya işaret edilmiştir.
Bununla birlikte; sanığın suç tarihlerinde çavuş rütbesinde olması karşısında, ASCKnın 71nci maddesi hükmü gereğince rütbesinin geri alınmasına karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir karar verilmemesi hukuka aykırı olmakla birlikte, bu hatanın cezada kazanılmış hak oluşturması ve aleyhe temyize gelinmemiş olması nedenleriyle, söz konusu hata bozma sebebi yapılmayarak, işaret ve tenkitle yetinilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA;
4.5.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy