(1632 S. K. m. 50, 52, 62, 66) (765 S. K. m. 102, 104) (5271 S. K. m. 231) (353 S. K. m. 220, 221)
Evvelce kurulan mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin 11.2.2009 tarihli, 2009/215-215 Esas ve Karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda değerlendirme yapılması için bozulması üzerine, bozma ilamına uyan Askeri Mahkemenin 22.10.2009 tarihli, 2009/850-461 Esas ve Karar sayılı kararı ile; sanığın, 15.2.2004-7.5.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62nci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMKnın 231inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; taraflarca itiraz edilmeyen karar, 9.12.2009 tarihinde kesinleşmiş; hükümde öngörülen beş yıllık deneme süresi içerisinde sanığın 13.5.2010 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan,
Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2010 tarihli, 2010/516-929 Esas ve Karar sayılı kararı ile 1.740 TL adli para cezasına ilişkin kararın 13.3.2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine, Askeri Mahkemece, yeniden duruşma açılmak ve taraf teşkili sağlanmak suretiyle 16.10.2015 tarihli, 2014/2027 Esas ve 2015/1313 Karar sayılı karar ile açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün açıklanmasına; sanığın, 15.2.2004-7.5.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-a, TCKnın 62, 50/1-a ve 52'nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, bu cezanın yirmi eşit taksit hâlinde tahsiline, karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, dava zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle bozularak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği yönünde, görüş bildirilmiştir.
Askeri Mahkemece; sanığın, denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle 15.2.2004-7.5.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek belirtilen şekilde mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
Öncelikle bir dava şartı olan zamanaşımı süresi değerlendirildiğinde; sanığa atılı suç tarihleri dikkate alındığında 765 sayılı TCKnın zamanaşımına ilişkin hükümleri esas alınarak inceleme yapılması gerekmektedir.
ASCKnın 66/1'inci maddesinde, firar suçu için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı süreleri bakımından sanık lehine hükümler içeren mülga 765 sayılı TCK'nın 102/4üncü maddesinde, beş seneden fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresinin beş sene olduğu; 104üncü maddesinde, dava zamanaşımının, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celp ve ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi ve iddianame düzenlenmesi ile kesileceği, kesilme gününden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, birden fazla zamanaşımını kesen işlem olduğunda, en son işlem tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, ancak zamanaşımını kesen bir işlem nedeniyle zamanaşımı süresinin en fazla yarısı kadar uzayacağı düzenlenmiştir.
Sanığa isnat edilen suç için öngörülen cezanın üst sınırı gözetildiğinde, dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren beş yıl olup, en fazla bu sürenin yarısına kadar (yedi yıl altı aya) uzamaktadır.
5271 sayılı CMK'nın 231/8'inci maddesinin (a) bendinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde, sanığın beş yıllık denetim süresine tabi tutulacağı; (c) bendinde de, denetim süresi içerisinde dava zamanaşımının duracağı, belirtilmiştir.
Öte yandan, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 11.6.2015 tarihli, 2015/64-79 ile 6.11.2014 tarihli, 2014/74-88 Esas ve Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği durumlarda, yargılama safhasında yapılan ve dava zamanaşımını kesen son işlemden sonra işlemeye başlayan sürenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle durduğu, sanığın denetim süresi içinde suç işlemesiyle birlikte, bu hükmün kesinleşmesi kaydıyla, bu suçun işlendiği tarihten itibaren açıklanması geri bırakılan hükme ilişkin dava zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı kabul edildiğinden, tebliğnamedeki denetim süresi içerisinde işlenen suçun kesinleştiği tarihten itibaren zamanaşımı süresinin başlayacağı ve dolayısıyla 11.2.2016 tarihinde zamanaşımının dolacağına yönelik görüşe itibar edilmemiştir.
Üyeler
; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile duran dava zamanaşımı süresinin sanığın denetim süresi içinde işlediği kasıtlı suça ilişkin mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, bu tarihler dikkate alınarak 11.2.2016 tarihinde dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği şeklindeki ayrışık gerekçe ile karara katılmışlardır.
Buna göre, somut olayda, atılı suçlar bakımından dava zamanaşımı süresinin, temadinin bitim tarihi olan 7.5.2005 tarihinde başladığı, 17.11.2005 tarihli iddianame düzenlenmesi, 21.5.2007 tarihinde sanığın sorgusunun tespit edilmesi ve 21.5.2007 tarihli mahkûmiyet kararı verilmesi ile kesildiği, 9.12.2009 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile durduğu ve bu ana kadar zamanaşımını kesen son işlemden zamanaşımı süresinin iki yıl altı ay on sekiz gününün geçtiği, geriye kalan iki yıl beş ay oniki günlük sürenin, sanığın denetim süresi içinde işlediği kasıtlı suç tarihi olan 13.5.2010 tarihinde yeniden işlemeye başladığı ve dava zamanaşımı süresinin 25.10.2012 tarihinde dolduğu anlaşılmakla, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/C maddesi gereğince atılı suçtan açılmış kamu davasının düşmesine, karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, dava zamanaşımı süresinin 25.10.2012 tarihinde dolmuş olması nedeniyle bozulmasına,
Bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 765 sayılı TCK'nın 102/4, 104, CMKnın 223/8 ve 353 sayılı Kanunun 220/2-C maddeleri gereğince, sanık hakkında firar suçundan açılmış olan kamu davasının DÜŞMESİNE,
18.5.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe sonuçta uygun olarak, Üyeler
'nin ayrışık gerekçesiyle ve sonuçta oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy