(5271 S. K. m. 38) (353 S. K. m. 221)
1) Usul yönünden yapılan incelemede:
Askeri Mahkemece; sanığın, 10.6.2012 tarihinde çıkmış olduğu çarşı izninden dönmeyerek firar ettiği, 4.7.2012 tarihinde bir başka suçtan tutuklanarak
Askeri Ceza ve Tutukevine kapatıldığı, böylece 10.6.2012-4.7.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği,
Askeri Ceza ve Tutukevinden 9.7.2012 tarihinde tahliyesini müteakip
/
Askerlik Şubesince serbest olarak Birliğine sevk edildiği, iki günlük yol süresi sonunda, 11.7.2012 günü bitimine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 27.11.2013 tarihinde yakalandığı, böylece 12.7.2012-27.11.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Askeri Mahkemece istinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesince sanığın Dairemizin bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespitine ilişkin istinabe duruşma tutanağının hakim ve katip tarafından e-imza ile imzalandığı, ancak görevli memurca, Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır. şerhi düşülmediği, mühür ve imza ile onaylanmadığı görülmektedir (Dz. 286).
CMKnın 38/A maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan, Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hakim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir. şeklindeki düzenleme ile, UYAP sistemi içerisinde güvenli elektronik imza ile imzalanan evrakın sistem harici birim ya da dış kurumlara, fiziksel olarak gönderilmesi gereken durumlarda, evrakın çıktısı alındıktan sonra, yetkili kişilerce Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır. ibaresi ile imzalayanın adı, soyadı, unvanı, çalıştığı birimin adı ve tarih eklenerek, elle atılan imzayla imzalanıp mühürlenmesi sureti ile gönderilmesi yasal zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu nedenle, somut olayda, hakim ve katip tarafından e-imza ile imzalanan sanığın beyanlarının tespitine ilişkin istinabe duruşma tutanağının, görevli memurca, Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır. şerhi düşülmeden, mühür ve imza ile onaylanmadan gönderilmesi nedeniyle, hükümlerin öncelikle usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
2) Esas yönünden yapılan incelemede:
Sanığın adli gözlem altına alınması sonucu düzenlenen Adli Rapor ve TSK Sağlık Raporu incelendiğinde (Dz. 282, 313); sanığa ait adli sicil kaydına rastlanmadığının belirtildiği, dava dosyasında bulunan
2nci Çocuk Mahkemesinin 5.1.2009 tarihli, 2009/15 Esas ve 2010/765 Karar sayılı mahkûmiyet hükümleri ile; sanığın hırsızlık suçunu işlediği kabul edilerek, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mala zarar verme suçunu işlediği kabul edilerek, 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin gerekçeli hükme söz konusu raporlarda yer verilmediği,
Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında düzenlenen, sanığın içtimalı olarak 7 yıl 23 ay 40 gün hapis cezasının infazı için 14.2.2014 tarihinden itibaren cezaevinde bulunduğuna ilişkin müddetnameye(Dz. 281) bu raporlarda yer verilmekle birlikte, söz konusu müddetnamenin düzenlenmesine esas teşkil eden mahkûmiyet hükümlerinin dava dosyasında bulunmadığı, bu durumda Adli Rapor ve TSK Sağlık Raporunun eksik bilgi ve belgeye dayalı olarak düzenlendiği sonucuna varıldığından, öncelikle
Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen söz konusu müddetnamede belirtilen kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin getirtilmesinin ardından, sanığın adli sicil kaydı ve işlediği suçlara ilişkin dava dosyasında bulunan tüm belgelerin gönderilmesi suretiyle, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için, tam teşekküllü bir askeri hastanede CMKnın 74üncü maddesine göre yeniden adli gözlem altına alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte; sanığın 4.7.2012 tarihinde tutuklanarak
Askeri Ceza ve Tutukevine kapatılmadan önce, hangi tarihte nerede ve ne şekilde elde edildiğine dair belgeler ile 9.7.2012 tarihinde Askeri Cezaevinden tahliyesinin ardından götürüldüğü Askerlik Şubesince Birliğine sevkine ilişkin belgelerin aslı veya onaylı fotokopisinin dava dosyasına getirtilmemiş olmasının da noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen sebeplerle, hükümlerin noksan soruşturma yönünden de ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükümlerinin usul ve noksan soruşturma yönlerinden ayrı ayrı BOZULMASINA;
18.5.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe sebepte kısmen farklı, sonuçta uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy