(5237 S. K. m. 43)
1) Müdafiin temyiz isteminin süresinde olup olmadığı yönünden yapılan incelemede;
Mahkûmiyet hükmünün, 17.2.2016 tarihinde sanığın yüzüne karşı, müdafiin ise yokluğunda verilmesinin ardından, sanığın 17.2.2016 tarihinde Askeri Mahkemenin kaydına giren dilekçesi ile, bir haftalık temyiz süresi içerisinde temyiz talebinde bulunduğu (Dz. 785), gerekçeli hükmün müdafiin eşine 25.3.2016 tarihinde (Cuma günü) Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edildiği (Dz. 803), ertesi gün başlayan bir haftalık temyiz süresinin, 1.4.2016 tarihinde (Cuma günü) mesai bitiminde sona erdiği, son günün hafta sonuna veya resmi tatil gününe rastlamadığı, müdafiin ise bu süreyi geçirdikten sonra 4.4.2016 tarihinde Askeri Mahkemenin kaydına giren dilekçesi ile temyiz kanun yoluna başvurduğu (Dz. 809) görülmekle birlikte, sanığın temyiz talebinin süresinde olması nedeniyle, müdafiin temyiz talebi de süresinde kabul edilmiştir.
2) Temyiz incelemesinde:
Askeri Mahkemece; sanığın, 2010 yılı Nisan ayı içerisinde Hv.İs.Onb. F.Ş.e bir askeri araçtan 5 litrelik iki bidona mazot çektirerek kendi aracının bagajına koydurduğu ve aracının bagajında Birlik dışına çıkarttığı, böylece astına suç yapmak için emir vermek suretiyle askeri eşyayı çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Ceza Hukukunda yasadaki tarife uygun her eylem ve netice, kural olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmişse, o kadar suç işlemiş sayılarak, her bir suç nedeniyle ayrı bir yaptırıma maruz kalır. Ancak bazı hâllerde değişik neticelerden dolayı faile tek bir ceza uygulanması ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hâllerden biri de zincirleme suçtur.
TCK'nın 43/1'inci maddesinde "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak, bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." hükmüne yer verilmiş, madde gerekçesinde de, zincirleme suç hâlinde, aynı suçun birden fazla işlenmiş olmasının söz konusu olduğu, ancak, bu suçların, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmesi nedeniyle, aralarında sübjektif bir bağ bulunduğundan, kişiye bu suçların her birinden ayrı ayrı değil, tek bir ceza verildiği, fakat cezasının bir miktar artırıldığı, açıklamasına yer verilmiştir.
Zincirleme suçun söz konusu olabilmesi için aranan ilk şart, birden çok fiilin bulunması ve bu fiillerden her birinin aynı suçu oluşturması gerekmektedir. Kural olarak, mağduru farklı kişiler olan suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanamayacak ise de, Kanun Koyucu, TCK'nın 43/1'inci maddesinin son cümlesinde "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." hükmü ve aynı maddenin ikinci fıkrasında "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda birinci fıkranın uygulanacağını", düzenlemek suretiyle istisnalara yer vermiştir.
İddianamede bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda işlendiği iddia edilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması talep edilen suçlardan, Askeri Mahkemece hangilerinin sabit görülüp, hangilerinin sabit görülmediğinin, gerekçeli hükümde, açık bir şekilde ortaya konulmasının yanı sıra, gerekçeli hükümde sabit görülmediği kabul edilen suçların kısa kararda hüküm altına alınması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında, Askeri Mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde;
Askeri Savcılığın 1.3.2011 tarihli, 2011/148-28 Esas ve Karar sayılı iddianamesinde;
1) 2010 yılı Nisan ayı sonunda, Hv.İs.Onb. F.Ş.in, sanığın emriyle, askeri araçtan mazot çekerek iki adet 5 litrelik bidona doldurup sanığın aracının bagajına koyduğu;
2) 2010 yılı Nisan ayı içinde, Hv.P.Onb. B.A.ın, sanığın emriyle, sanığın aracının bagajında bulunan 20 litrelik bidona askeri araçtan mazot çektiği;
3) 2010 yılı Mayıs ayı içinde bir gün mesai bitimine yakın bir saatte, Hv.İs.Onb. G.D.ın, sanığın emriyle, 20 litrelik bidona askeri araçtan mazot çektiği ve bidonu garaj içine koyduğu;
4) 20.6.2010 tarihinde Hv.İs.Onb. Y.Ç.ın, sanığın emriyle, askeri araçtan 9-10 litre yakıt çektiği ve garajın içine bıraktığı;
Sanığın, böylece zincirleme olarak askeri eşyayı çalmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda;
Askeri Mahkemece; iddia konusu eylemlerden, sanığın, Hv.İs.Onb. F.Ş.e emir vermek sureti ile askeri araçtan çektirdiği iki adet 5 litrelik mazot dolu bidonu aracının bagajına koydurup Birlik dışına çıkarmak eylemi sabit kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, iddia konusu diğer eylemlere ilişkin gerekçeli hüküm içerisinde değerlendirme yapılarak, sanığın bu eylemleri gerçekleştirmek suretiyle askeri eşyayı çalmak suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin delillere ulaşılmadığı kabul edilmekle birlikte, iddianamede bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda işlendiği iddia edilen suçlardan sabit görülmedikleri kabul edilen suçların kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında hüküm altına alınması gerekmesine rağmen, bu konuda bir karar verilmemiş olmasının usule aykırı olduğu sonucuna varıldığından, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın ve müdafiin temyizlerine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca usul yönünden BOZULMASINA;
25.5.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy