(5271 S. K. m. 219, 221, 222) (1632 S. K. m. 117) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 221) (AYDK 01.06.2006 T. 2006/123 E. 2006/127 K.)
Dairemizin 20.11.2013 tarihli, 2013/1410-1399 E.K. sayılı ilamı ile sanık hakkında evvelce verilen mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama neticesinde Askeri Mahkemece; sanığın, 2010 yılı Mayıs ayı içerisinde asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 117/1, TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri gereğince 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından esasa yönelik sebepler gösterilerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün usul yönünden bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 2010 yılı Mayıs ayı içerisinde tam olarak belirlenemeyen bir günde, kilit taşı üretme faaliyeti sırasında, daha sonra aniden rahatsızlanıp vefat eden mağdur İs.Er O.K.’e hidromekle kum dökmesi gereken yeri gösterdiği, ancak mağdurun kumu yanlış yere dökmesi üzerine sinirlenerek, astı konumundaki mağdura iki defa tokat atmak suretiyle asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, Askeri Mahkemece; yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Dava dosyasının incelenmesi neticesinde; ifadesi hükme esas alınan tanık terhisli İs.Er M. Ç.in, Talimat Mahkemesince 27.7.2011 tarihinde yapılan duruşma sırasında tespit edilen beyanlarının okunduğu 26.3.2014 tarihli duruşma tutanağının, Zabıt Kâtibi tarafından imzalanmadığı görülmektedir (Dz.160).
Esasen bir önceki bozma sebebi de; tanık terhisli İs.Er M.Ç.’in Talimat Mahkemesince 27.7.2011 tarihinde yapılan duruşmaya ilişkin tutanağın tutanak katibi tarafından imzalanmamış olması hususuna ilişkin olduğu görülmektedir. Askeri Mahkemece bozmadan sonra alınan tensip kararı ile talimat mahkemesinden söz konusu tutanağın imzalı veya aslı gibidir yapılarak onaylı suretinin gönderilmesi için müzekkere yazılmasına karar verildiği (Dz. 153), talimat mahkemesince de yeniden duruşma yapılmaksızın, 27.7.2011 tarihli istinabe duruşma tutanağının ıslak imzalı aslının gönderildiği anlaşılmıştır (Dz. 157).
Bu duruma göre 27.7.2011 tarihinde düzenlenen istinabe duruşma tutanağındaki zabıt kâtibi imzası eksikliği, yaklaşık 2,5 yıl sonra başka bir Hâkimin yazısı ekinde tamamlandığı belirtilerek gönderilmiş ve içeriği askeri mahkemece hükme esas alınmıştır.
Ancak, salt imza eksiğinin giderilmesi için buna ilişkin tutanağın istinabe mahkemesinden istenilmesi için alınan tensip kararının yargısal işlem sayılamaması; bunun, ancak, geçersiz olan bu tutanak içeriğinin, istinabe mahkemesinde taraf teşkili ile usulüne uygun olarak tekrarlanmasıyla (tanığın yeniden dinlenmesiyle) mümkün olabilmesi karşısında, Askeri Mahkemece tesis olunan söz konusu yöntemin usul yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varmak gerekmiştir (As.Yrg.Drl.Krl.nun 1.6.2006 tarihli, 2006/123-127 E.K. sayılı kararı da aynı mahiyettedir).
Kaldı ki; CMK’nın “Duruşma Tutanağı” başlıklı 219’uncu maddesi, “Duruşma için bir tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır...” hükmünü içermektedir.
Duruşma tutanağının, CMK’nın 221 ve 222’nci maddelerine göre, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlara uyulup uyulmadığının belirlenmesi açısından ispat gücü ve önemine sahip bulunması nedeniyle yasaya uygun şekilde düzenlenmiş ve imzalanmış olması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre, 26.3.2014 tarihinde yapılan duruşmaya ilişkin tutanağın Zabıt Kâtibi tarafından imzalanmamış olması, CMK’nın 219’uncu maddesine göre kesin hukuka aykırılık niteliğinde olduğundan, sanık hakkındaki beraat hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma nedeni karşısında sanığın esasa yönelik temyiz sebepleri bu aşamada incelenmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen hukuka aykırı bulunan beraat hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince usul yönünden BOZULMASINA;
10.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy