(1632 S. K. m. 34, 66) (5237 S. K. m. 31, 50) (5271 S. K. m. 34, 230) (353 S. K. m. 221)
Başka bir suçtan … Askeri Mahkemesince tutuklu olarak yargılanan sanığın, 31.5.2013 tarihinde tahliyesine karar verildikten sonra teslim edildiği … Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 31.5.2013 tarihinde bir gün yol süresi tanınarak ve 2.6.2013 tarihine kadar … KTM’ye katılması gerektiği bildirilerek serbest olarak Birliğine sevk edildiği; sanığın, belirtilen tarihte … KTM Komutanlığı’na katılmadığı gibi Birliğine de gitmediği, 27.11.2013 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı,
Yüklenen suçtan yargılaması devam ederken sanığın, Birlik Komutanlığı'nca … Psikiyatri Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayenesi sonucu … Sağlık Kurulunun 14.5.2014 tarihli, 8262 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile "uyum bozuklukları (sık tekrarlayan)" tanısı konarak “TSK SYY 16/B/1 askerliğe elverişli değildir” kararı verilerek terhis edildiği, ancak, … Sağlık Kurulunun 1.9.2014 tarihli Ek Sağlık Kurulu Raporu ile, sanığın askerliğe elverişsizlik hâlinin, TSK SYY'nin ilgili maddesinde belirtildiği üzere, uyum bozukluğunun tekrarlayıcı nitelikte olduğunun değerlendirildiği 14.5.2014 tarihinden itibaren başladığı ve suç tarihlerini kapsamadığı, mevcut rahatsızlığın kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltan bir rahatsızlık olmadığından, TCK'nın 31/1,2'nci maddelerinden faydalanamayacağına karar verildiği, tüm dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; Askeri Mahkemece; suç tarihlerinde askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu ek sağlık kurulu raporu ile belirlenen sanık hakkında, tüm unsurları ile oluşan yüklenen suçtan dolayı yasal ve inandırıcı gerekçelerle, alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında, hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, Dairemizin 15.4.2015 tarihli, 2015/229-243 Esas ve Karar sayılı bozma ilamına karşı istinabe suretiyle beyanları tespit edilen sanığın "... öncelikle beraatime karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse lehime olan kanun hükümlerinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin lehime uygulanmasını talep ederim, ayrıca, gönüllü olarak kamuya yararlı bir işte çalışmak isterim." şeklinde talepte bulunduğu, görülmektedir.
Sanığın kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmesini talep etmesi karşısında, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının "adli para cezasına çevrilmesinin" hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Sanığın adli para cezası haricinde başka seçenek yaptırımların uygulanması yönünde açık bir talebi var ise, bu durumda Askeri Mahkemenin hangi seçenek yaptırımı, neden uyguladığının ve sanığın talep ettiği seçenek yaptırımı neden uygulamadığının gerekçelerini göstermek zorunda olduğu tartışmasızdır.
Bu nedenle, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların uygulanmasına karar verildiği takdirde bu yaptırımlardan hangisinin uygulanacağı konusunda denetlenebilir bir gerekçe gösterilmemesi, CMK’nın 34/1 ile 230/1-d maddelerine aykırılık oluşturacaktır.
Sanık verilecek cezanın kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirine çevrilmesini talep etmesine rağmen, Askeri Mahkemece, TCK’nın 50’nci maddesinde düzenlenmiş olan kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan hangi nedenle “kamuya yararlı bir işte çalıştırma” seçenek yaptırımının seçilmediğine ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın "Sanık hakkında hükmedilen cezanın cezaevinde çektirilmesinin toplum barışı ve sanığın ıslahı için vazgeçilmez nitelikte olmadığı değerlendirilmiş, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezası yaptırımına çevrilmesine karar verilmiştir......" şeklindeki gerekçelerle sanığa verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği, görülmektedir.
Sanığın, kısa süreli hapis cezasının kamuya yararlı bir işte çalışmaya çevrilmesi yönündeki talebinin, Askeri Mahkemece hiç değerlendirilmemiş olmasının, keza, gerekçeli hüküm içerisinde bu seçenek yaptırımın uygulanmamasına yönelik temyiz incelemesine olanak sağlayacak herhangi bir gerekçe gösterilmemesinin, CMK’nın 34/1 ve 230/1-d maddelerine aykırı düştüğü sonucuna varılmış ve mahkûmiyet hükmünün, uygulamaya ilişkin gerekçesizliğe dayanan usule aykırılık sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince usul yönünden BOZULMASINA;
27.1.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy