(5271 S. K. m. 74) (353 S. K. m. 221) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 17)
Sanığın, Birlik Komutanlığınca 8.1.2015 günü saat 15.15’te iki gün yol süresi olmak üzere toplam altı gün süreyle izne gönderildiği, en geç 14.1.2015 günü saat 15.15’e kadar Birliğine teslim olması gerekirken bu icabete uymadığı ve bir süre sonra 30.1.2015 tarihinde kendiliğinden dönerek Birliğine katıldığı ve böylece hükme konu edilen tarihler arasında atılı izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuştur.
Suç tarihlerinde yürürlükte bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 17’nci maddesi D fıkrasının “Alkol ya da madde bağımlılığı” başlıklı 2’nci bendi “Bu fıkraya gireceklerin; madde bağımlılığının süreklilik kazandığının gözlem, kimyasal analizler ve adli belgelerle ortaya konulması, askeri hastanede müşahede sonucu yoksunluk bulgularının saptanması gereklidir.” hükmünü haizdir.
Dava dosyası incelendiğinde; sanığın Birlik Komutanlığınca hazırlanmış olan uzman erbaş, erbaş ve er anket formunda uyuşturucu madde bağımlılığı mevcut şeklinde kayıt düşüldüğü, soruşturma ve kovuşturma aşamasında Askeri Savcılık veya Askeri Mahkemece bu konuda sanığın beyanlarına başvurulmadığı, …Asker Hastanesi Baştabipliği Psikiyatri Polikliniğince sanığa uyum bozukluğu tanısı konulmuş olduğu, atılı suçtan daha önce sanık tarafından işlenmiş iki defa kısa süreli kaçma disiplinsizliği, iki ayrı firar suçundan mahkûmiyet hükmü ve ayrıca hakkında hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunduğu, anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, suç tarihlerinde sanığın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti için adli gözlem altına alınmasına gerek olup olmadığı hususunda psikiyatri uzmanı bilirkişi dinlendiği, bilirkişinin yeminli mütalaasında, sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu ve askerliğe elverişlilik durumunun tespiti için adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığını beyan ettiği görülmekte ise de; yukarıdaki tespitlere göre madde bağımlılığı bulunduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunan sanığın, bu yöndeki beyanlarının tespit edilerek geçmişte muayene ve tedavi olup olmadığı hususları araştırıldıktan sonra ilgili hastanelerden söz konusu belgelerin temin edilmesini müteakip bu bağımlılığının askerliğe elverişsizliğini gerektirecek derecede olup olmadığının ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma bulunup bulunmadığı hususunda yeminli psikiyatri uzmanı bilirkişi dinlenilmesi, bilirkişinin gerek görmesi hâlinde, CMK’nın 74’üncü maddesi uyarınca müdafi atanarak, adli gözlem altına alınmak suretiyle TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin ilgili düzenlemesi kapsamında tıbben belirlenmesi gerekirken, duruşma sırasında sanıkla çok kısa süren görüşme sonucu hazırlanan ve madde bağımlılığı hususunda görüş içermeyen yetersiz bilirkişi mütalaasına dayalı olarak hüküm tesisi noksanlık olarak kabul edilmiş ve mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına, karar verilmiştir.
Öte yandan, nüfus kaydında sanığın anne ismi "…" olarak belirtilmişken gerekçeli hükümde "…" olarak yazıldığı görülmüş ise de; bozma sebebi yapılmayan bu hususa işaretle yetinilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyiz istemine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
27.1.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy