(1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 147, 196) (353 S. K. m. 221)
Askeri Mahkemece; sanığın, 7.12.2013 tarihinde çıktığı çarşı izninden aynı gün dönmesi gerekirken Birliğine dönmeyerek firar ettiği, 11.3.2014 tarihinde Ünye’de emniyet kuvvetleri tarafından yakalandığı, böylece, belirtilen tarihler arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
… Asliye Ceza Mahkemesinde, 14.5.2014 tarihinde icra edilen istinabe duruşmasında; sanığın kimliği tespit edildikten sonra, talimat ekindeki iddianamenin okunduğu, CMK’nın 147 ve 191/3-c maddesindeki yasal hakların hatırlatılıp açıklandığı, sanığın savunmasını şimdi yapacağını, avukat istemediğini bildirmesi üzerine, sorgu ve savunmasının tespit edildiği, istinabe duruşma tutanağının ulaşmasını müteakip Askeri Mahkemece; 26.5.2014 tarihinde icra edilen duruşmada, sanığın duruşmadan bağışık tutulmayı talep ettiği belirtilerek bu yönde karar verilmesini müteakip yokluğunda duruşmaya devam edilerek mahkûmiyet hükmü tesis edildiği anlaşılmaktadır (Dz.106).
CMK’nın 196/1’inci maddesine göre, sanığın duruşmada hazır bulunmak mecburiyetinden bağışık tutulabilmesi kendisinin veya yetkili kılınması hâlinde müdafiinin açık isteğine bağlıdır. Başka bir ifade ile, duruşmada hazır bulunmak sanık için bir zorunluluk olup, bu zorunluluk ancak kanuna uygun şekilde istemde bulunulması üzerine, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği takdirde ortadan kalkacaktır.
Mahkeme sanığın huzuruna gerek görüyorsa, bağışık tutulmaya yönelik istemi kabul etmek zorunda olmadığı gibi, böyle bir istemde bulunulmadığı hâllerde de, kendiliğinden bu yönde bir karar vermesi isabetli değildir.
Askeri Mahkemece, sanığın sorgusunun tespiti için yazılan 18.3.2014 tarihli talimatta (Dz.50), CMK’nın 196'ncı maddesindeki yasal hakları hatırlatılarak, sanığın bağışık tutulmayı istemesi hâlinde sorgusunun tespit edilmesi gerektiği belirtilmiş ve sanığa 26.3.2014 tarihinde iddianame ile Askeri Mahkemenin yazısının tebliğ edildiğinin belirtildiği görülmekle birlikte (Dz.104); 18.3.2014 tarihli olduğu belirtilen yazının Askeri Mahkemece yazılan talimat numarası ile aynı olmadığı, istinabe mahkemesince talimat evrakının duruşmada okunmadığı ve sanığın haklarını anladığını beyan ederken, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ettiğine ilişkin açık bir beyanın bulunmadığı dikkate alındığında, kendisine bu hakkın anlayabileceği bir şekilde anlatıldığını ve sanığın da bu hakkını kullanmak istemediğini söylemek mümkün görülmemektedir.
Dolayısıyla, sanığın, duruşmalardan bağışık tutulmak istediğine ve ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek istemediğine yönelik açık bir beyanının bulunmadığı göz önüne alındığında, duruşmalardan bağışık tutularak yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması, CMK’nın 193, 196/1 ve 353 sayılı Kanun’un 207’nci maddeleri kapsamında vicahilik ilkesine aykırılık oluşturduğundan ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA,
27.1.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy