(5237 S. K. m. 52, 62, 86) (1632 S. K. m. 91)
Sanık hakkında üste fiilen taarruz suçundan açılan kamu davasının yargılaması sonunda … Askeri Mahkemesinin 14.5.2014 tarihli, 2013/351 Esas ve 2014/248 Karar sayılı hükmü ile; sabit görülen eylemin suç vasfı kasten yaralama olarak belirlendikten sonra sanığın, eylemine uyan TCK’nın 86/2 (seçimlik cezalardan adli para cezası seçilmek suretiyle), 62/1 ve 52/2-4'üncü maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın, tamamının alınmasına ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, karar verilmiştir.
Bu hükmün, müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.12.2014 tarihli, 2014/1025-1022 Esas ve Karar sayılı ilamı ile, sanığın cezada kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere suç vasfına yönelik noksan soruşturma yönünden bozulmasına, karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Askeri Mahkemece, yeniden yapılan yargılama sonucunda bu kez; sanığın, 2.3.2012 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl) ve TCK’nın 62'nci maddesi uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezada kazanılmış hakkı gözetilerek sanığın neticeten 100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının TCK'nın 52/2'nci maddesi uyarınca bir tam gün karşılığı 20 TL olarak hesaplanmak suretiyle 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının taksitlendirilmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının alınmasına ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, karar verilmiştir
Hüküm; müdafi tarafından, esasa yönelik sebeplerle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, onanmasına karar verilmesi gerektiği hususunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; … Komutanlığında Personel Subayı olarak görev yapan sanığın, 2.3.2012 tarihinde mağdur P.Kd.Yzb. M.A. ile toplantı hâlinde bulunan Bölük Komutanlarına sicil belgelerini vermek istemesi nedeniyle, sanık ile mağdur arasında tartışma çıktığı, tartışma sonlandıktan yarım saat kadar sonra koşarak mağdurun yanına gelen sanığın, sinirli bir şekilde mağdurun üzerine yürüyerek burnunun dibine kadar geldiği, mağdurun kendisine daha fazla yaklaşmasını engellemek için sanığı ittiği, sanığın da buna karşılık mağdura kafa atarak mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına neden olduğu, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Olayı gören ve taraflı beyanda bulunduğu hususunda bir emare, bulgu bulunmayan tanık P.Yzb.A.T.'nin anlatımları, doktor raporları ve olay sonrası mağduru gören tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, mağdur P.Kd.Yzb. M.A.'nın suratına bilerek ve isteyerek kafa attığı hususunda şüphe bulunmadığından, müdafiin eylemin sübutuna yönelen temyiz nedeni kabule değer görülmemiştir.
Tarih ve sayısı yukarıda belirtilen ilk mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin bahsi geçen ilamı ile; sanığın, mağdurun kendisinden kıdemli olduğunu bilip bilmediğinin ortaya konması bakımından, sanık hakkında … Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 17.5.2006 tarihli, 2006/36-330 Esas ve Karar sayılı hükmü ile üstü tehdit ve üste hakaret suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşme tarihinin, adli gözlem altında geçirdiği sürelerin infazda geçecek süreyi karşılayarak koşullu salıverilme kararı verilmiş olması hâlinde koşullu salıverme kararının, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca her yıl yayımlanan ve personele tebliğ edilen nasıp tarihini de gösteren suç tarihinden önceki sanığın ve mağdurun kıdem ve kıdem sıra belgelerinin, bu karar ve belgelerin sanığa (mağdurla ilgili belgenin mağdura) tebliğine dair tebellüğ belgelerinin dosyaya ithal edilerek, sanığın nasıp tarihinin aleyhe düzeltilip düzeltilmediği, düzeltilmiş ise hangi tarihte düzeltildiği ve mağdurunda nasıp tarihinin aleyhe düzeltilip düzeltilmediği araştırıldıktan sonra ortaya çıkacak duruma göre gerekirse olay tarihinde Tabur Komutanı olan P.Bnb. A.N. ile mağdurun bu hususlarda dinlenmesi gerektiğinden, noksan soruşturma yönünden bozulmuştur.
Askeri Mahkemece, Dairemiz bozma ilamında belirtilen bilgi ve belgelerle ilgili yapılan araştırma sonucunda dosyaya ithal edilen bilgi ve belgeler incelendiğinde; ... Askeri Mahkemesinin 17.5.2006 tarihli, 2006/36-330 Esas ve Karar sayılı hükmü ile sanık hakkında üstü tehdit ve üste hakaret suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin, 14.2.2007 tarihinde kesinleştiği ve 1.7.2002 tarihinde geçerli olmak üzere koşullu salıverme kararı verildiği, bihakkın tahliye tarihinin de 13.7.2002 olarak belirlendiği; mağdur hakkında nasıp düzeltme işlemi yapılmadığı; … Komutanlığının 12.3.2015 tarihli yazısı ile, sanık hakkında 14.2.2007 tarihinden geçerli olmak üzere aleyhe nasıp düzeltme işlemi yapıldığının ve işleme ilişkin kararın 30.7.2007 tarihinde onaylandığının, personelin bu işlemden en geç 30.7.2007 Genel Terfi Tebligatı kapsamında yapılan tebliğ sonrasında bilgi sahibi olabileceğinin ve söz konusu tebliğlerin de kıta özlük dosyasında bulunması gerektiğinin bildirildiği; … Komutanlığının 9.7.2015 tarihli yazısı ekinde, sanığın nasbının infazda geçen sürelerin 926 sayılı TSK Personel Kanunu'nun 36'ncı maddesi (a) fıkrası gereğince, kıdeminden düşülerek, 30.8.2006 olan yüzbaşılık nasbının 11.9.2006 tarihine götürüldüğüne dair …lığının 1.8.2007 tarihli emrinin ekinin, … Komutanlığının 28.10.2009 tarihli "Subay ve Astsubay Kıdem Sıraları" konulu emrinin ve kıdem sıra listesinin, 2008 Yılı Genel Terfi Tebligatları ve Kademe İlerlemeleri konulu emrin sanığa 25.8.2008 tarihinde tebliğine ilişkin tebellüğ belgesinin gönderildiği, ancak, bahsi geçen emir eki ile … Komutanlığının 28.10.2009 tarihli "Subay ve Astsubay Kıdem Sıraları" konulu emrinin ve eki olan kıdem sıra listesinin sanığa tebliğ edildiğine dair tebellüğ belgelerinin ve sanığa 25.8.2008 tarihinde tebliğ edilen 2008 Yılı Genel Terfi Tebligatları ve Kademe İlerlemeleri konulu emrin getirtilmediği, Tabur Komutanı P.Bnb.A.N.’nın da dinlenmediği, bu durumda Askeri Mahkemece, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
1) K.K.K.lığının 1.8.2007 tarihli emrinin ekinin, … Komutanlığının 28.10.2009 tarihli "Subay ve Astsubay Kıdem Sıraları" konulu emrinin ve kıdem sıra listesinin, sanığa tebliğ edildiğine dair tebellüğ belgeleri ile 2008 yılı Genel Terfi Tebligatları ve Kademe İlerlemeleri konulu emrin Birlik Komutanlığından, burada yoksa söz konusu tarihlerde görev yaptığı Birlik Komutanlıklarından getirtilmesi,
2) Olay tarihinde Tabur Komutanı olan ve odada yaşanan tartışmadan sonra koridora çıkan sanıkla mağdur arasındaki olaya müdahale eden P.Bnb. A.N.’nın tanıklığına başvurularak, olaydan önce nasbının aleyhe düzeltildiğinin sanık tarafından bilinip bilinmediği; sanığın, mağdurdan kıdemsiz olduğunu bilip bilmediği ve koridorda iken sanığın savunmasında gerçekleştiğini iddia ettiği olaylar hususunda beyanlarının tespit edilmesi,
3) Dava dosyası D.51'de bulunan 3.5.2012 tarihli adli sicil ve arşiv kaydında, sanığın soyadı hatalı olduğundan, doğru kimlik bilgileri ile güncel adli sicil kaydının getirtilmesi, gerekirken eksik belgeye dayalı değerlendirme ile suç vasfı belirlenerek mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunduğundan, sanığın cezada kazanılmış hakkı (6.10.2015 tarihli, 2015/34-389 Esas ve Karar sayılı hükümle sonuç ceza olarak belirlenen 2.000 TL adli para cezası) gözetilmek kaydı ile mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında, Askeri Mahkemece; önceki bozma ilamı sonucunda cezada kazanılmış hakkı oluşan sanık hakkında, üste fiilen taarruz olarak vasıflandırılan eylemle ilgili uygulama yapılırken, ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl) ve TCK’nın 62'nci maddesi uyarınca belirlenen beş ay hapis cezası üzerinden bireyselleştirme işlemi yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç cezanın, bozulan önceki hükümle sonuç ceza olarak belirlenen 3.000 TL adli para cezasından ağır olması hâlinde infazın 3.000 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına karar verilmesi ile yetilmesi gerekirken, kısa kararda sonuç ceza, ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl) ve TCK’nın 62'nci maddesi uygulanmak suretiyle beş ay hapis cezası olarak bırakıldıktan sonra önceki hükme gidilerek 100 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının TCK'nın 52/2'nci maddesi uyarınca bir tam gün karşılığı 20 TL olarak hesaplanmak suretiyle 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinin, keza, sanığın soyadı "… " olmasına rağmen gerekçeli hükmün başlık kısmında "…" olarak yazılmasının hatalı olduğuna işaret edilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince (cezada kazanılmış hak gözetilmek suretiyle) noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
3.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy