(5271 S. K. m. 219, 221, 222) (5237 S. K. m. 32, 52) (1632 S. K. m. 66, 73) (353 S. K. m. 221)
Askeri Mahkemece; sanığın, 18.11.2014-24.11.2014 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle son bulan izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 66/1-b, 73, TCK’nın 62, 50/1 ve 52/2’nci maddeleri gereğince üç bin Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının TCK’nın 52/4’üncü maddesi gereğince yirmi dört eşit taksitte tahsil edilmesine, ileride suç işlemekten çekineceği konusunda kanaat oluşmadığından hapis cezasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, noksan soruşturma ve esasa ilişkin sebepler ileri sürülerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde, görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 3.11.2014 günü dört gün izne ayrıldığı, izin bitimi olan 7.11.2014 günü … Aile Sağlık Merkezince 10 gün istirahatinin uygun görüldüğü, istirahatinin bitiminde kendisine bir günlük dönüş yol süresi tanındığında 17.11.2014 günü saat 24.00'e kadar Birliğine katılış yapması gerekirken, 24.11.2014 günü kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, böylece hükme konu edilen tarihler arasında atılı izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
1) Sanığın sorgu ve savunmasının tespit edildiği 4.5.2015 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının (Dz. 41) birinci sayfasının her ne kadar tebliğnamede duruşma hâkimi tarafından imzalanmadığı belirtilmiş ise de, her iki sayfadaki imzalar incelendiğinde tutanak kâtibi tarafından imzalanmamış olduğu, CMK’nın “Duruşma Tutanağı” başlıklı 219’uncu maddesinin, “Duruşma için bir tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır...” hükmünü içerdiği, duruşma tutanağının, CMK’nın 221 ve 222’nci maddelerine göre, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlara uyulup uyulmadığının belirlenmesi açısından ispat gücü ve önemine sahip bulunması nedeniyle, yasaya uygun şekilde düzenlenmiş ve imzalanmış olması gerektiği, bu itibarla 4.5.2015 tarihinde yapılan duruşmaya ilişkin tutanağın birinci sayfasının tutanak kâtibi tarafından imzalanmamış olmasının, CMK'nın 219'uncu maddesine aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.
2) Öte yandan, sanık hakkında Birliği Komutanlığınca düzenlenmiş olan psikososyal risk faktörü tarama anketinde (Dz. 27), “daha önce ruhsal bir rahatsızlık geçirdiği, son bir yıl içinde psikolojik rahatsızlık geçirdiği, ruhsal rahatsızlığıyla ilgili halen devam eden bir tedavisi olduğu, sabıkasının bulunduğu” şeklinde bilgilerin yer aldığı; adli sicil kaydı ve bu kayda ilişkin gerekçeli hükümlere göre sanığın daha evvel işlediği sivil suçlardan dolayı yargılandığı ve hakkında üç adet kesinleşmiş adli para cezası kararı ile bir adet hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu; bu itibarla; sanığa, sivil hayatında psikolojik rahatsızlığıyla ilgili herhangi bir sağlık kuruluşunda teşhis konulup konulmadığı, tedavi görüp görmediği hususları sorularak, varsa buna ilişkin teşhis ve tedavi bilgilerini içeren belgelerin getirtilmesinden sonra sanığın psikiyatrik rahatsızlığı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise bu rahatsızlığın cezai ehliyetini ve askerliğe elverişliliğini etkileyecek derecede olup olmadığının, TCK’nın 32’nci maddesinden istifade edip edemeyeceğinin sağlıklı ve her türlü şüpheden uzak bir şekilde belirlenmesi için, öncelikle psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye ön muayenesinin yaptırılması ve psikiyatri uzmanının gerek görmesi hâlinde tam teşekküllü bir askeri hastanede CMK’nın 74’üncü maddesine göre adli gözlem altına alınarak sağlık kuruluna çıkartılması gerekmektedir.
3) Diğer taraftan; kabul edilebilir bir özür nedeniyle Birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hâllerde sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyeceğinden, izin tecavüzünde bulunduğu sürenin kısalığı ve kendiliğinden Birliğine katıldığı dikkate alındığında; sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ısrarla ve istikrarlı bir biçimde, “izne ayrılmadan önce Birliğinde yaşadığı kavga olayı ile ilgili … Askeri Mahkemesinde devam eden dava olduğu, izinde iken Bölük Komutanını aradığı, Bölük Komutanının izin öncesi yaşanan kavga olayı nedeniyle etrafın sıkıntılı olduğunu, mümkünse istirahat alarak bir süre dinlenmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine 10 günlük rapor aldığı, istirahat bitiminde babasının Bölük Komutanını ve Tabur Komutanını aradığı, komutanlarının, babasına sıkıntıların halen devam ettiği yönünde ifadeleri bulunduğunu öğrendiği, bu nedenle istirahat sonunda Birliğine katılmadığı, en son babasının Kurmay Başkanı ile telefonda görüşerek durumla bizzat ilgileneceğini söylemesi üzerine kendiliğinden gelerek Birliğine katılış yaptığı”, şeklindeki beyanları doğrultusunda, önceki Birliğinde meydana gelen kavga olayı ile ilgili soruşturma/kovuşturma yapılıp yapılmadığı; ayrıca, suç tarihlerinde sanığın Bölük Komutanı ve Bölük Astsubayı olarak görev yapan P.Ütğm. B.D., Asb. S.E. ile sanığın babası H.Ç.’nin tanık sıfatıyla dinlenilerek savunmasındaki beyanlarının doğru olup olmadığı; yine, sanığın komutanları ile görüşmede kullandığı cep telefonu numaralarının belirlenerek, Bölük Komutanı ile Bölük Astsubayına ait telefon numaraları ile izin süresinde ve Birliğine katılana kadar geçen süreçte aralarında görüşme olup olmadığı, hususlarının da araştırılması gerekmektedir.
Belirtilen nedenlerle, hükmün usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulmasına karar verilmiş, bozma sebebi karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyiz istemine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün usul ve noksan soruşturma yönlerinden BOZULMASINA,
3.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy