(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 51, 52, 62) (5271 S. K. m. 219, 220, 221, 222, 231) (353 S. K. m. 221)
Askeri Mahkemece; sanığın, 16.6.2013-19.1.2014 tarihleri arasında, firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri uygulanmak suretiyle altı bin Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın iki yıl içerisinde üçer aylık taksitler hâlinde ve sekiz eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi durumunda geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına, CMK’nın 231/6-a ve TCK’nın 51/1-a maddelerindeki şartlar oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm; müdafi tarafından, esasa ve uygulamaya yönelik sebepler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; izin tecavüzü hâlinde iken 13.6.2013 tarihinde yakalanan sanığın, …Askerlik Şubesi tarafından 14.6.2013 tarihinde bir gün yol süresi verilerek sevk edildiği Birliğine katılış yapmadığı, bir süre firar hâlinde kaldıktan sonra 19.1.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, bu suretle 16.6.2013-19.1.2014 tarihleri arasında atılı suçu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
CMK’nın 219, 220, 221 ve 222’nci maddelerine göre; duruşma için bir tutanak düzenleneceği, bu duruşma tutanağında yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurların yer alacağı, bu kurallara uyulup uyulmadığının ancak duruşma tutanağı ile kanıtlanabileceği, duruşma tutanağına karşı sadece sahtecilik iddiasının yöneltilebileceği kabul edilmiştir.
Bu kapsamda dosya incelendiğinde;
1) Mahkûmiyet hükmünün tesis edildiği 27.3.2015 tarihinde yapılan duruşma tutanağının başlık ve son kısmında, duruşmaya Askeri Savcı Hâk.Atğm. Y.T.’nin katıldığı belirtilmesine rağmen, duruşmaya katılan Askeri Hâkim ve Tutanak Katibi tarafından aynı tarihte saat 15:15’de tutulan tutanağa göre, duruşmaya Hâk.Ütğm. U.G.’nin katıldığının belirtildiği, gerekçeli hükmün başlık ve sonuç kısmında da duruşmaya katılan Askeri Savcı olarak Hâk.Ütğm. U.G.’nin ismine yer verildiği görülmüştür.
2) Yine aynı duruşma tutanağında, sanığın mevcutlu olarak geldiği ve yüzüne karşı açık duruşmaya devam olunduğu, sanığın talebi üzerine müdafiin de duruşmaya katıldığı, sanığın kimliğinin ve sorgusunun tespit edildiği, dinlenilen bilirkişi mütalaası ile okunan yazılı delillere karşı sanık ve müdafiin diyeceklerinin sorulduğu, Askeri Savcının esas hakkındaki mütalaasını bildirmesinden sonra da sanık ve müdafiin savunmalarını ve sanığın son sözünü bildirdiği görülmüş, ancak hüküm, sanığın yokluğunda açıklanmış, müdafiin hazır olup olmadığı hususunda ise bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Bu çelişik durumlara nazaran duruşmaya hangi Askeri Savcının katıldığı, duruşmanın sanığın ve müdafiin yokluğunda mı, yoksa yüzüne karşı mı yapıldığı anlaşılamamakta ve dolayısıyla yargılama hukuku ilkelerine uyulup uyulmadığının denetimi yapılamamaktadır.
Belirtilen nedenlerle hükmün öncelikle CMK’nın 221 ve 222’nci maddelerine uygun şekilde duruşma tutanağı düzenlenmemiş olmasına dayalı olan bu usule aykırılık yönünden bozulmasına karar verilmiş, bozma sebebi karşısında müdafiin temyiz dilekçesinde belirttiği hususlar ile tebliğnamede belirtilen uygulamaya yönelik gerekçenin isabetsizliği ile şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hâlin cezadan mahsubu konularında inceleme yapılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, usul yönünden BOZULMASINA,
3.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy