(765 S. K. m. 59, 102, 104) (5237 S. K. m. 29) (5271 S. K. m. 223, 231) (1632 S. K. m. 82, 85, 87, 91) (353 S. K. m. 220, 221) (AYDK. 6.11.2014 T. 2014/74 E. 2014/88 K.)
… Askeri Mahkemesinin 12.6.2007 tarihli, 2007/170-545 Esas ve Karar sayılı hükmü ile sanığın, 6.5.2005 tarihinde;
1) Emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 87/1 (ikinci cümlesi) ve mülga 765 sayılı TCK’nın 59’uncu maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
2) Üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 85/1 (ilk cümlesi), 5237 sayılı TCK’nın 29 (indirim oranı ¾) ve mülga 765 sayılı TCK’nın 59’uncu maddeleri uyarınca 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
3) Üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl cümlesi), TCK’nın 29 (indirim oranı ¾) ve mülga 765 sayılı TCK’nın 59’uncu maddeleri uyarınca 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
4) Üstü tehdit suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 82/2 (ilk cümlesi), 5237 sayılı TCK’nın 29 (indirim oranı ¾) ve mülga 765 sayılı TCK’nın 59’uncu maddeleri uyarınca 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
Karar verilmiş, ancak, bu hükümler, Dairemizin 11.6.2008 tarihli, 2008/1656-1643 Esas ve Karar sayılı ilamı ile, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin CMK’nın 231’inci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi yönünden, ayrı ayrı bozulmuştur (Dz.248).
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, … Askeri Mahkemesinin 23.12.2008 tarihli, 2008/2059-1390 Esas ve Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında yukarıda belirtildiği şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulduktan sonra her bir suç yönünden CMK’nın 231’inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş (271); bu karar, … Askeri Mahkemesinin itirazın reddine dair 15.4.2009 tarihli, 2009/225-335 Evrak ve Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile kesinleşmiştir (Dz.281).
Hükümde öngörülen beş yıllık deneme süresi içerisinde sanığın, 14.7.2011 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan, …Sulh Ceza Mahkemesinin 16.2.2012 tarihli, 2011/346 Esas ve 2012/105 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün 16.3.2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine, Askeri Mahkemece; CMK’nın 231/11’inci maddesi uyarınca duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama sonunda daha önce açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanması suretiyle, sanığın 6.5.2005 tarihinde;
1) Emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 87/1 (ikinci cümlesi) ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 51’inci maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine;
2) Üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 85/1 (ilk cümlesi), TCK’nın 29 ve 62’nci maddeleri uyarınca 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 51’inci maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine;
3) Üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl cümlesi), TCK’nın 29 ve 62’nci maddeleri uyarınca 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 51’inci maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine;
4) Üstü tehdit suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 82/2 (ilk cümlesi), TCK’nın 29 ve 62’nci maddeleri uyarınca 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 51’inci maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine;
Karar verilmiştir.
Hükümler; müdafi tarafından sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle hükümlerin ayrı ayrı düşürülmesine karar verilmesi gerektiği yönünde, görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; … İlçe Jandarma Komutanlığında 6.5.2005 tarihinde cereyan eden olayda nöbetçi astsubayı olan mağdur Uzm.J.I.Kad.Çvş.Ö.K.’nin sabahleyin kontrol için koğuşa gittiğinde sanığın geç kaldığını gördüğü, ardından sanığa “Hemen mıntıkana git ve temizle, eğer mıntıkan yok ise göreve çıkan timlerin sorumluluk bölgesi olan giriş merdivenlerini temizle” şeklinde emir verdiği, sanığın “Ben orayı temizlemem” dediği ve fiilen de temizlemediği, bir süre sonra merdivenlerin temizlenmediğini gören mağdurun sanığa “Benim emrime neden karşı geliyorsun?” diye çıkışıp “Şerefsiz” şeklinde bağırdıktan sonra sanığı eliyle ittirip birkaç tokat attığı, bunun üzerine sanığın “Sen kimsin ulan, a…na koyayım” şeklinde mağdura küfür ettiği, elindeki tüfeğin dipçiği ile mağdura vurmaya çalıştığı, olay yerinde bulunanlarca engellendikten sonra mağdura hitaben “14 gün sonra, terhisten sonra erkeksen dışarı gel, seni öldüreceğim” şeklinde bağırmak suretiyle sanığın üzerine atılı suçları işlediği kabul edilerek belirtilen hükümler kurulmuş ise de;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı süreleri bakımından sanık lehine hükümler içeren mülga 765 sayılı TCK'nın 102/4’üncü maddesinde, beş seneden fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresinin beş sene olduğu; 104’üncü maddesinde, dava zamanaşımının, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celp ve ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi ve iddianame düzenlenmesi ile kesileceği, kesilme gününden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, birden fazla zamanaşımını kesen işlem olduğunda, en son işlem tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, ancak zamanaşımını kesen bir işlem nedeniyle zamanaşımı süresinin en fazla yarısı kadar uzayacağı düzenlenmiştir.
Sanığa isnat edilen suçlar için öngörülen cezaların üst sınırı gözetildiğinde, dava zamanaşımı süresi, suçların işlendiği tarihten itibaren beş yıl olup, en fazla bu sürenin yarısına kadar (yedi yıl altı aya) uzamaktadır.
5271 sayılı CMK'nın 231/8'nci maddesinin (a) bendinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde, sanığın beş yıllık denetim süresine tabi tutulacağı; (c) bendinde de, denetim süresi içerisinde dava zamanaşımının duracağı, belirtilmiştir.
Öte yandan, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 11.6.2015 tarihli, 2015/64-79 ile 6.11.2014 tarihli, 2014/74-88 Esas ve Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği durumlarda, bu yargılama safhasında yapılan ve dava zamanaşımını kesen son işlemden sonra işlemeye başlayan sürenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle durduğu, sanığın denetim süresi içinde suç işlemesiyle birlikte, bu hükmün kesinleşmesi kaydıyla, bu suçun işlendiği tarihten itibaren açıklanması geri bırakılan hükme ilişkin dava zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı kabul edilmiştir.
Buna göre, somut olayda, atılı suçlar bakımından dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 6.5.2005 tarihinde başladığı, 30.6.2005 tarihli iddianame, 11.11.2005 tarihinde sanığın sorgusunun tespit edilmesi ve 12.6.2007 tarihli mahkûmiyet kararı ile kesildiği, 15.4.2009 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile durduğu ve bu ana kadar zamanaşımı süresinin üç yıl onbir ay dokuz gününün geçtiği, her ne kadar tebliğnamede kalan zamanaşımı süresi üç yıl bir ay yirmiyedi gün olarak belirtilmiş ise de; yapılan hesaplamalara göre geriye kalan üç yıl altı ay yirmibir günlük sürenin, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediği 14.7.2011 tarihinde yeniden işlemeye başladığı ve dava zamanaşımı süresinin 5.2.2015 tarihinde dolduğu anlaşılmakla, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı bozulmasına, bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 220/C maddesi gereğince atılı suçlardan açılmış kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine, karar verilmiştir.
Üye …; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile duran zamanaşımı süresinin sanığın denetim süresi içinde işlediği kasıtlı mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı ve dolayısıyla atılı suçlara ilişkin zamanaşımı süresinin 7.10.2015 tarihinde dolduğu görüşüyle ayrışık gerekçe ile karara katılmıştır.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, dava zamanaşımı süresinin 5.2.2015 tarihinde dolmuş olması nedeniyle ayrı ayrı BOZULMASINA,
Bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 765 sayılı TCK'nın 102/4, 104, CMK’nın 223/8 ve 353 sayılı Kanun’un 220/2-C maddeleri gereğince, sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, üste fiilen taarruz ve üstü tehdit suçlarından açılmış olan kamu davalarının ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
10.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, Üye ….'in ayrışık gerekçesiyle, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy