(5275 S. K. m. 99, 107) (5237 S. K. m. 50, 52, 62, 63) (1632 S. K. m. 66) (353 S. K. m. 204, 254)
1) Askeri Mahkemenin 24.5.2010 tarihli, 2010/475-364 Esas ve Karar sayılı hükmü ile; hükümlünün, 28.6.2009-2.12.2009 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri gereğince, on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün Askeri Yargıtay 4’üncü Dairesinin 11.1.2011 tarihli, 2011/37-33 Esas ve Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği;
İnfaz aşamasında Anayasa Mahkemesinin 17.1.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı iptal kararı üzerine, Askeri Mahkemece lehe kanun değerlendirmesi yapılabilmesi amacıyla duruşma açılıp, taraf teşkil edilerek yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, Askeri Mahkemenin 10.12.2013 tarihli, 2013/1107-758 Esas ve Karar sayılı uyarlamaya ilişkin mahkûmiyet hükmü ile; hükümlünün, 28.6.2009-2.12.2009 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62 ve 50’nci maddeleri gereğince 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün taraflarca temyiz edilmeksizin 9.4.2014 tarihi itibariyle kesinleştiği;
2) Askeri Mahkemenin 17.10.2014 tarihli, 2014/20-935 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmü ile; hükümlünün, 19.7.2013-28.7.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-b, TCK’nın 62/1, 50 ve 52/4’üncü maddeleri gereğince 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün taraflarca temyiz edilmeksizin 27.1.2015 tarihi itibariyle kesinleştiği;
3) Askeri Mahkemenin 21.11.2014 tarihli, 2013/626 Esas ve 2014/1039 Karar sayılı mahkûmiyet hükmü ile; hükümlünün, 1.9.2010-21.3.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50 ve 52/4’üncü maddeleri gereğince 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün Dairemizin 9.9.2015 tarihli, 2015/424-407 Esas ve Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği;
İnfaz aşamasında, Askeri Savcılığının talebi üzerine, Askeri Mahkemenin 2.11.2015 tarihli, 2013/1107, 2014/20, 2013/626 Esas ve 2015/733 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile; yukarıda yer alan mahkûmiyet hükümlerindeki adli para cezalarının toplanarak, hükümlünün neticeten 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükümlünün 2.12.2009-4.12.2009 ile 17.3.2010-18.3.2010 tarihleri arasında göz altında ve yolda, 22.3.2012-6.7.2012 tarihleri arasında hükümlülükte geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna karar verildiği anlaşılmaktadır.
Karara; hükümlü tarafından, sebep gösterilmeksizin itiraz edilmiştir.
Tebliğnamede; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 99’uncu maddesinde “Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107’nci maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı istenir.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 107’nci maddesi ise, “Koşullu salıverme” başlığını taşımakta olup, hürriyeti bağlayıcı cezaların ne şekilde infaz edileceğini, koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için infaz kurumunda geçecek sürelerin ne olduğunu, şartlara uyulmaması hâlinde geri alınmanın ne şekilde olacağını düzenlemektedir.
5275 sayılı Kanunun düzenleniş şeklinden, bir kişi hakkında hükmolunan cezaların her birinin diğerinden bağımsız olduğu, ancak hürriyeti bağlayıcı cezaların infaz aşamasında alınacak kararla toplanabileceği, toplanması hâlinde infazın kanunun aradığı anlamda problemsiz ve hükümlü yönünden de mağduriyetine sebep olunmayacak şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 99 maddesinde belirtilen cezaların toplanmasında esas kuralın hürriyeti bağlayıcı cezaların toplanması olduğu, aynı Kanunun 107’nci maddesinin uygulanabilmesini temin açısından toplama kararına ihtiyaç duyulduğu, adli para cezaları yönünden toplama kararına ihtiyaç olmadığı anlaşılmakla birlikte; somut olayda itiraza konu karardan anlaşılacağı üzere, TCK’nın 63’üncü maddesi uyarınca hükümler kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlandırma sonucunu doğuran (itiraza konu kararda belirtilen) süreler, bir gün karşılığı 100 TL sayılarak, hükmolunan adli para cezalarından mahsup edildiğinde, 6.000 ve 3.000 TL adli para cezalarına ilişkin hükümlerin infazının tamamlandığı, 6.000 TL adli para cezasına ilişkin son hükümdeki infazın ise kısmen tamamlandığı göz önünde bulundurulduğunda, burada yapılan toplama işleminin, mahsup işlemini kolaylaştırmak amacıyla yapılan basit bir matematik işleminden ibaret olduğu, asıl amacın mahsup işlemini gerçekleştirmek olduğu, nitekim itiraza konu kararın basitçe incelenmesiyle dahi, iki hükmün infazının tamamen, bir hükmün infazının ise kısmen tamamlandığını gösteren mahsup edilecek süre bulunduğunun anlaşıldığı, söz konusu kararın hükümlünün aleyhine sonuç doğuracak ve mağduriyetine neden olacak bir yönünün bulunmadığı, asıl veriliş nedeninin mahsup işlemini sağlamak olduğu ve itiraza konu kararın kaldırılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı sonucuna varıldığından, hükümlünün itirazının reddine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün, … Askeri Mahkemesince verilen 2.11.2015 tarihli, 2013/1107, 2014/20, 2013/626 Esas ve 2015/733 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair karara karşı yapmış olduğu itirazın, 353 sayılı Kanun’un 204 ve 254’üncü maddeleri uyarınca REDDİNE,
10.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy