(1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 223) (353 S. K. m. 221) (AYDK 12.04.1996 T. 1996/1 E. 1996/1 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın, 14.12.2014-22.12.2014 tarihleri arasında firar suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, yapılan yargılama neticesinde; sanığın müsnet suçu işleme kastıyla hareket edip etmediği şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir şekilde ortaya konulamadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince CMK’nın 223’üncü maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
Hüküm; Askeri Savcı tarafından, atılı suçun tüm unsurları ile sübuta erdiği belirtilerek, sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün sübut yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın …/… yapılan tedavisi sonucunda 12.12.2014 tarihinde 10 gün istirahat verilerek kıtasına taburcu edildiği, bir günlük dönüş yol süresi sonunda 13.12.2014 tarihinde saat 24.00’e kadar Birliğine katılması gerekirken katılmayarak firar ettiği, 22.12.2014 tarihinde saat 17.21’de Birliğine katıldığı, böylece 14.12.2014-22.12.2014 tarihleri arasında firar suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda;
Askeri Mahkemece; sanığın …'da tedavi olduğu, bu tedavi esnasında anjiyo olduğu, ardından tedavisi sonlandırılarak on gün süreyle rapor verilmek suretiyle taburcu edildiği, sanığın taburcu olduktan ve rapor aldıktan sonra, P.Kd.Bçvş. S.E.'yi aradığı, istirahat aldığını ve bu istirahatı memleketinde geçirmek istediğini beyan ettiği, S.E.'nin ise sanığa bunun mümkün olmadığını, Birliğe katılış yaptıktan sonra kendisine izin verilir ise istirahatını evinde geçirebileceğini söylediği, bunun üzerine sanığın, dayısı olan M.B.'yi aradığı, dayısının sanığa rahatsızlığı nedeniyle dinlenmesi gerektiğini, Komutanı olan S.E.'tan izin alması gerekmediğini ve bu nedenle memlekete gitmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine sanığın Birliğine gitmeyerek memleketi olan …'ye gittiği, P.Kd.Bçvş. S.E.'nin durumu Bölük Komutanı Ö.Ş.'ye anlatması üzerine, Bölük Komutanının cep telefonundan aradığı sanığın babasının iki kez telefona cevap vermediği, üçüncü kez ise telefonu meşgule aldığı, sonrasında Bölük Komutanının sanığın cep telefonunu aradığı, ancak sanığın da cevap vermediği ve kendisine verilen on günlük istirahat süresini memleketinde geçirdikten sonra kendiliğinden Birliğine katıldığının anlaşıldığı, somut olayda sanığın, dayısının yönlendirmesi sonucu memleketine gittiği, bu nedenle suç kastı ile hareket edip etmediği hususunda şüpheli bir durumun meydana geldiği kabul edilerek, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
TSK Personelinin Sağlık Muayene Yönergesinin (MY 33-2 (C)) 3'üncü bölümünün “İstirahat ve Hava Değişimi Süresi İle Geçirileceği Yer” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Tek tabip tarafından ayakta veya yatarak tedavi neticesinde bir defada en çok on gün istirahat raporu verilebilir. İstirahat sonrasında tekrar kontrol amaçlı muayene kararı raporda belirtilmiş ise aynı tabip tarafından en fazla on gün daha istirahat verilebilir, toplam süre yirmi günü geçmemek kaydıyla istirahat uzatılabilir. On günden (on hariç) fazla istirahat gereken durumlarda raporlar sağlık kurulu marifetiyle verilir. On güne kadar verilen istirahatlarda, erbaş ve erler gideceği adresi birliğine bildirmek ve komutanlığından izin almak şartı ile istirahatını garnizon dışında geçirebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu şekilde istirahat alanların, Birlik Komutanlığından izin almaksızın istirahat sürelerini kıtaları dışında geçirmelerinin suç teşkil edip etmediği ve suç sayıldığı takdirde hangi suçu oluşturacağı uygulamada tereddütlere ve farklı kabullere yol açmış, Askeri Yargıtay Daireleri ve Daireler Kurulu kararları arasında oluşan içtihat aykırılıkları, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 12.4.1996 tarihli ve 1996/1-1 Esas ve Karar sayılı kararıyla giderilmiştir.
Bu kararda; erbaş ve erlerin, kıtalarının bulunduğu garnizon dışındaki askeri hastanelerden aldıkları kıtasına taburcu kaydını içeren (Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun karar tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre yirmi güne, dava konusu olaydaki suç tarihlerinde ve halen yürürlükte olan mevzuata göre) on güne kadar istirahat sürelerini, kıtasına gitmeden veya kıtası komutanlığından izin almadan memleketlerinde geçirmeleri hâlinde, eylemlerinin firar suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, istirahatlerini Birliği dışında geçirenler yönünden manevi unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği, her olayın özelliği, gerçekleşme biçimi, failin kişiliği ve sair ayrıntılar göz önünde bulundurularak mahkemelerce serbestçe değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla, bu tür eylemlerde başlangıçtan beri suç kastı bulunmayan sanığın istirahatini Birliği dışında geçirmesi hâlinde suçun oluşmadığına karar verilebilecek, buna karşılık manevi unsur gerçekleşmiş ise yani sanık firar kastıyla hareket etmiş ve suç diğer unsurları itibariyle de oluşmuş ise, suçun başlangıç tarihi, hastaneden taburcu edildiği tarihe Birliğine katılması için tanınması gereken yol süresinin ilavesi suretiyle belirlenecektir.
Bu açıklamaların ışığında dava konusu olay değerlendirildiğinde; …/…’nın 12.12.2014 tarihli hasta çıkış belgesiyle Kıtasına taburcu edildikten sonra Bölük Astsubayı P.Kd.Bçvş. S.E.'yi arayarak istirahat süresini evinde geçirmek istediğini söyleyen sanığa, Bölük Astsubayı’nın; bunun bu şekilde mümkün olmadığını, Birliğe geri döndükten sonra kendisine izin verilir ise, istirahatini evinde geçirebileceğini söylediği yönündeki sanığın ve tanık Bölük Astsubayı’nın beyanları (Dz. 10, 42, 52) göz önünde bulundurulduğunda, istirahat süresini garnizon dışında geçirmesi Birlik Komutanının iznine bağlı olan sanığın, kendisine bu hususu hatırlatıp Birliğine katılmasını, katıldığında izin verilir ise istirahatini evinde geçirebileceğini söyleyen Bölük Astsubayının uyarılarına uyması gerekirken uymayarak, Hastaneden çıktıktan sonra ikametgâhının bulunduğu … iline gittiği, bu durumun sanığın seyahatine engel bir rahatsızlığının bulunmadığını da gösterdiği, belirtilen delillere göre, sanığın, Bölük Astsubayının Birliğine katılması yönündeki uyarılarına rağmen hastaneden taburcu olduktan sonra yol süresi sonunda Birliğine katılmamak suretiyle firar suçunu işleme kastı ile hareket ettiğinde herhangi bir şüphenin bulunmadığı gözetilmeden, dayısının sanığa, Komutanından izin almasına gerek olmadığı ve memleketine gitmesi yönünde telkinlerde bulunduğu şeklinde, sanığın saikine ilişkin olan ve suç işleme kastını ortadan kaldırmayan gerekçelerle, sanığın beraatine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, beraat hükmünün sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Üyeler … ve …; sanığın suç kastının bulunmadığı görüşüyle, karara katılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının temyizine atfen ve resen, beraat hükmünün 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, sübut yönünden BOZULMASINA;
10.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, üyeler … ve …’nin karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy