(1632 S. K. m. 66) (353 S. K. m. 220)
Sanığın, 18.6.2006 tarihinde dört günü yol süresi olmak üzere toplam on iki gün süre ile yıllık izne ayrıldığı (Dz.19-21), söz konusu iznine gidebilmek için Birlikten fiilen saat kaçta ayrıldığı belli olmadığından sanığın lehine hareketle günün son saati Birlikten ayrıldığı kabul edildiğinde, sanığın en geç 30.6.2006 tarihinde saat 24.00e kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı (Dz.22), bir süre bu şekilde Birliğinden ayrı kaldıktan sonra 27.10.2006 tarihinde işlemiş olduğu başka bir suç nedeniyle yakalandığı (Dz.84-85), böylece hükme konu edilen tarihler arasında atılı izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, mahkûmiyetine dair hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; adli gözlem altına aldırılmak suretiyle cezai ehliyetinin tam ve suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu sağlık kurulu raporu ile saptanan, izin süresi sonunda Birliğine katılmasını engelleyen veya güçleştiren bir özre sahip bulunmayan, izin tecavüzü suç kastını ortadan kaldıracak bir durum ve zaruret içinde kalmayan sanık hakkında tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan yasal ve inandırıcı gerekçelerle, temel cezanın alt sınırdan belirlenip, takdiri indirim maddesi uygulanmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde, yasal ve yeterli gerekçelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin tatbik edilmemesinde, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının alt sınırdan adli para cezasına çevrilip taksitlendirilmesinde, usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmamakta ise de;
Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, sanığın Birliğinden fiilen saat kaçta ayrıldığı belli olmadığından izin süresinin günün son saatinden itibaren başlatılmasının gerektiği, bu durumda suç başlangıç tarihinin 1.7.2006 olarak kabul edilmesi gerekirken, kısa kararda ve gerekçeli hükümde 30.6.2006 olarak belirlenmesinde isabet görülmediğinden, mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, suçun hukuki niteliğine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmayan ve ayrıca bir araştırma yapılmasını da gerektirmeyen bu hatanın, 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün olduğundan, müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle, mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına, karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin, kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Müdafiin temyizine atfen ve resen, suçun başlangıç tarihinin hatalı tespiti yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesi gereğince, hükümde hatalı olarak belirlenen suç başlangıç tarihinin 1.7.2006 şeklinde değiştirilmek ve diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek ONANMASINA;
27.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy