(5271 S. K. m. 38/A, 219, 221, 222) (353 S. K. m. 221) (ANY. MAH. 05.07.2012 T. 2012/9 E. 2012/103 K.)
Askeri Mahkemece; hükümlünün, atılı suçu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
1) Askeri Mahkemece istinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesince hükümlünün beyanlarının tespitine ilişkin istinabe duruşma tutanağının hâkim tarafından e-imza ile imzalandığı, ancak görevli memurca, Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır. şerhi düşülmediği, mühür ve imza ile onaylanmadığı görülmektedir (Dz. 386).
CMKnın 38/A maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan, Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir. şeklindeki düzenleme ile, UYAP sistemi içerisinde güvenli elektronik imza ile imzalanan evrakın sistem harici birim ya da dış kurumlara, fiziksel olarak gönderilmesi gereken durumlarda, evrakın çıktısı alındıktan sonra, yetkili kişilerce Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır. ibaresi ile imzalayanın adı, soyadı, unvanı, çalıştığı birimin adı ve tarih eklenerek, elle atılan imzayla imzalanıp mühürlenmesi sureti ile gönderilmesi yasal zorunluluk hâline getirilmiştir.
Bu nedenle, somut olayda, sanığın sorgu ve savunmasının tespitine ilişkin söz konusu istinabe duruşma tutanağının, görevli memurca, Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır. şerhi düşülmeden, mühür ve imza ile onaylanmadan gönderilmesinin usule aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
2) Mahkûmiyet hükmünün tesis edildiği 26.8.2015 tarihli duruşmaya ilişkin tutanağın ilk sayfasında Askeri Hâkimin imzasının bulunmadığı görülmektedir.
CMKnın Duruşma Tutanağı başlıklı 219ncu maddesi, Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır... hükmünü içermektedir.
CMKnın 221 ve 222nci maddelerine göre, duruşma tutanağının, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlara uyulup uyulmadığının belirlenmesi açısından ispat gücü ve önemine sahip bulunması nedeniyle, yasaya uygun şekilde düzenlenmiş ve imzalanmış olması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre, 26.8.2015 tarihli duruşma tutanağının ilk sayfasının Askeri Hâkim tarafından imzalanmamış olması, CMKnın 219uncu maddesine göre, kesin hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
3) Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama) yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün kesinleşmesinden sonra ve ancak infazdan önce yürürlüğe giren bir ceza yasasının, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisinin bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibarıyla infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Bu bağlamda, sonraki yasanın lehe sonuç doğurup doğurmadığının saptanması, lehe ise uygulanması ile sınırlı kendine özgü bir yargılamadır. Bu yargılamada asli ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılmayacak, karardaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra, yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecek, aksi saptandığında ise Önceki hükümde değişikliğe yer olmadığına, karar verilmesi gerekecektir.
Önceki kesinleşmiş hükmü yeniden ele almaya olanak tanıyan bu istisnai yetki, hükmü veren hâkim veya mahkemeye sadece lehe kanun konusuyla sınırlı bir uyarlama yetkisi vermekte, bu yolla gerek olağan gerekse olağanüstü kanun yolu denetimine konu olabilecek hukuka aykırılıkların giderilmesi mümkün görülmemektedir. Uyarlama yargısı için kesin hükmün yeniden ele alınmasına olanak tanıyan bir kanun hükmü bulunmadıkça, talep vukuunda hükme el atılması, kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesi ile bağdaşmaz.
Bu itibarla; sadece hükmün infazını ilgilendiren bir konu hakkında karar verilirken, önceki hükmün içeriğini tartışılır hâle getiren ve sabit görülen eylemle ilgili yeniden ve tekrar hüküm tesis edildiği izlenimini uyandıracak uygulamalardan kaçınılması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra uyuşmazlığa konu olan uyarlamaya ilişkin mahkûmiyet hükmü incelendiğinde; kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; önceki mahkûmiyet hükmüne atıf yapılmadığı gibi, gerekçeli hükümde kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesine aykırı olacak şekilde, evvelce saptanan eylemin sübut, vasıf ve kanuni unsurlarıyla ilgili değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir.
Her ne kadar gerekçeli kararın iddia bölümünde, önceki mahkûmiyet hükmüne atıfta bulunularak, uyarlama yargılaması yapıldığı hususunda açıklamalar mevcut ise de; uygulamada mahkûmiyet hükümlerinin infazı hüküm fıkrasına göre yapıldığından; hükümlü hakkında mevcut bulunan ve hukuken infaz edilebilir olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmayan her iki hükmün ayrı ayrı infaz edilmesinin söz konusu olabileceği, bu hususun infazda karışıklığa ve tereddüte yol açabileceği, Anayasa Mahkemesinin 5.7.2012 tarihli, 2012/9-103 Esas ve Karar sayılı iptal kararı kapsamında inceleme ve değerlendirme ile sınırlı olarak yapılması gereken uyarlama yargılamasında, önceki hükmün içeriğini belirsiz ve tartışılır hâle getirebilecek, infazda karışıklığa yol açabilecek, dolayısıyla da hukuki istikrarı zedeleyebilecek şekilde hüküm tesis edilmesinin, usule aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirilen sebeplerle, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında, diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA,
27.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy