(1632 S. K. m. 66, 73, 87) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 74, 230) (353 S. K. m. 96, 221)
Askeri Mahkemece; sanığın,
1) 18.6.2013 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 87/1, TCK’nın 62, 50/1-a ve 52’inci maddeleri gereğince 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2) 4.3.2013-18.4.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 66/1-b, 73, TCK’nın 62, 50/1-a ve 52’inci maddeleri gereğince 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3) 1.6.2013-10.6.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 66/1-b, 73, TCK’nın 62, 50/1-a ve 52’inci maddeleri gereğince 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
4) 14.7.2013-25.7.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek ASCK’nın 66/1-b, 73, TCK’nın 62, 50/1-a ve 52’inci maddeleri gereğince 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
5) 15.12.2013-13.4.2014 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62, 50/1-a ve 52’inci maddeleri gereğince 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
Hükümler; sanık ve müdafi tarafından, esasa ve uygulamaya ilişkin sebepler ileri sürülerek, ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Askeri Mahkemece; sanığın; 18.1.2013 tarihinde iki günü yol süresi olmak üzere toplam yedi gün süreyle izne gönderildiği, 25.1.2013 tarihinde …-… Jandarma Karakoluna giderek hastaneye sevk aldığı ve 28.1.2013 tarihinde başvurduğu … Devlet Hastanesinden 1.2.2013 tarihinde 30 gün istirahat verilerek taburcu edildiği, istirahatinin bitiminden itibaren bir günlük dönüş yol süresi tanındığında, 3.3.2013 tarihinde saat 24.00’e kadar Birliğine katılması gerekirken, 18.4.2013 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı; 30.5.2013 tarihinde saat 14.50’de iki gün süreyle izne gönderildiği, 1.6.2013 tarihinde Birliğine katılması gerekirken, 10.6.2013 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı; 12.7.2013 tarihinde iki gün süreyle izne gönderildiği, 14.7.2013 tarihinde Birliğine katılması gerekirken, 25.7.2013 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı; … Devlet Hastanesi tarafından 22.11.2013 tarihinde verilen 21 gün istirahat süresini geçirmek üzere memleketine giden sanığın, istirahat bitiminde başvurduğu Askerlik Şubesince bir gün yol süresi tanınarak Birliğine sevk edildiği, 15.12.2013 tarihinde Birliğine katılması gerekirken, 13.4.2014 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı; 18.6.2013 tarihinde 2.00-4.00 saatleri arasında garaj malzemelik nöbetçisi olan sanığın nöbet yerine gitmediği; sanığın böylece hizmete ilişkin emrin gereğini hiç yapmayarak emre itaatsizlikte ısrar suçunu, 15.12.2013-13.4.2014 tarihleri arasında firar, 4.3.2013-18.4.2013, 1.6.2013-10.6.2013 ve 14.7.2013-25.7.2013 tarihleri arasında üç ayrı izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
1) Usul yönünden yapılan incelemede;
CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230’uncu maddesinin birinci fıkrasında “(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
(a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
(b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
(c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62’nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirlerinin belirlenmesi,
(d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.” denilmektedir.
Askeri Mahkemenin gerekçeli hükmünün “İddia, Mütalaa ve Savunma” başlıklı bölümünde; sanığa atılı suçlardan 14.7.2013-25.7.2013 tarihleri arasında işlediği kabul edilen izin tecavüzü suçuna ilişkin … Askeri Savcılığının 27.11.2013 tarihli, 2013/1669-648 Esas ve Karar sayılı iddianamesine ve bu iddianamede yer alan suçlamaya yer verilmemiş olmasının CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230’uncu maddesindeki, iddianamede ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi gerektiğine ilişkin hükme aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığından, 14.7.2013-25.7.2013 tarihleri arasında sanığın işlediği kabul edilen izin tecavüzü suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
2) Esas yönünden yapılan incelemede;
1) Sanığın sorgusunda (Dz. 39, 94, 109, 137, 187); uyuşturucu madde bağımlısı olduğu yönünde beyanda bulunduğu ve sanık hakkında düzenlenen 6.11.2012 tarihli “Kayıt-Kabul Muayenesi Görüşme ve Ruhsal Değerlendirme Formunda (Dz. 41); sanığın 4 yıldır eroin kullandığına dair bir ibarenin bulunduğu görülmektedir.
Bu deliller karşısında, suç tarihlerinde yürürlükte olan TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Eki Hastalık ve Arızalar Listesinin 17’nci maddesine göre, sanığın uyuşturucu madde bağımlısı olup olmadığı hususu, askerliğe elverişliliği üzerinde önem arz etmesine rağmen, atılı suçlarla ilgili Askeri Mahkemece görevlendirilen psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalaasında (Dz. 53, 97, 111, 142, 201) ve sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu yönünde karar verilen … Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 9.7.2014 tarihli ve 10514 sayılı TSK Sağlık Raporunda (Dz. 365), sanıkta uyuşturucu madde bağımlılığı gözlenip gözlenmediği, gözlenmişse, bunun suç tarihlerinde askerliğe elverişliliğine ve cezai ehliyetine etkisinin olup olmadığı hususunda bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir.
Sanıktan sorulmak ve gerekli araştırma yapılmak suretiyle, mevcutsa, sanığın askerlik hizmetine başlamadan önce ve askerlik hizmeti sırasında uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm belgelerin getirtilmesinin ardından, uyuşturucu madde kullanması nedeniyle sanığın suç tarihlerinde cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve askerliğe elverişli olup olmadığı konusunda ortaya çıkan şüphenin giderilmesi için, psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayenesinin yaptırılıp, bilirkişinin lüzum görmesi hâlinde tam teşekküllü bir askeri hastanede CMK’nın 74’üncü maddesine göre adli gözlem altına alınması ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, bu hususların yerine getirilmemesinin tüm mahkûmiyet hükümleri yönünden noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Üyeler … ve …; sanığın psikiyatri uzmanı bilirkişiye muayene ettirilmesi ve bununla da yetinilmeyerek, dava dosyasındaki belgeler de gönderilmek suretiyle aldırılan Sağlık Kurulu Raporunda “Kişisel psikoaktif madde kötüye kullanım öyküsü” ibaresinin yazılı olması nedeniyle, Sağlık Kurulu Raporunun yeterli inceleme ve değerlendirmeyi içerdiği ve bu hususta noksan soruşturma bulunmadığı gerekçesiyle, bu bozma sebebine iştirak etmemişlerdir.
2) 353 sayılı Kanun’un 96/3’üncü maddesi, “Şüpheli suçunu itiraf etse bile, öz vakıanın soruşturulması gerekir.” hükmünü amirdir. Ceza muhakemesinde, soyut ikrarın, somut delillerle desteklenmedikçe, mahkûmiyete elverişli bir delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Sanığın, emre itaatsizlikte ısrar suçu ile ilgili olarak tespit edilen sorgusunda (Dz. 39); uyuşturucu madde bağımlısı olması nedeniyle bazı sorunlar yaşadığını, bu sebeple nöbetine kalkamadığını beyan ettiği görülmekle birlikte, olay tarihinde Nöbetçi Onbaşı olan P.Onb. R.G.’in Birliği tarafından ve terhis olduktan sonra kolluk tarafından tespit edilen ifadelerinde (Dz. 3, 359); kendisinin olay tarihinde sanığı nöbet yerine götürdüğünü beyan ettiği, ancak bu tanığın kovuşturma safhasında ifadesinin tespit edilmediği, ayrıca olay tespit tutanağında (Dz. 13), sanığın nöbetine gitmediğini tespit ettiği belirtilen P.Uzm.Çvş. A.E.’nin de ifadesi tespit edilmeden hükme varıldığı görülmektedir.
Askeri Mahkemece; sanığın ikrarı ile yetinilmeyerek, P.Uzm.Çvş. A.E. ve P.Onb. R.G.’nin olay hakkındaki bilgi ve görgüsünün tespit edilmesinden sonra elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeden hükme varılmasının, emre itaatsizlikte ısrar suçu yönünden noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
3) Gerekçeli hükümde, 4.3.2013-18.4.2013 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen izin tecavüzü suçu yönünden (Dz. 380); sanığın, 25.1.2013 tarihinde ...-... Jandarma Karakoluna giderek hastaneye sevk aldığı ve 28.1.2013 tarihinde … Devlet Hastanesine başvurduğu kabul edilmiş ise de, sanığın 25.1.2013 tarihinde ...-... Jandarma Karakoluna giderek hastaneye sevk aldığına dair bir belgenin dava dosyasında bulunmadığı, bu husus araştırılmadan hükme varılmasının, 4.3.2013-18.4.2013 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen izin tecavüzü suçu açısından noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
4) 15.12.2013-13.4.2014 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen firar suçu yönünden, dava dosyasında … Devlet Hastanesince 14.12.2013 tarihinde sanık adına düzenlenmiş, 10 gün istirahat raporunun faks çıktısının fotokopisinin bulunduğu (Dz. 196), bu belgenin sahih olup olmadığının, sanığın belirtilen tarihte adı geçen hastaneye müracaatının olup olmadığının ve istirahat verilip verilmediğinin araştırılarak, maddi vakanın ve sanığın hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan hükme varılmasının, 15.12.2013-13.4.2014 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen firar suçu açısından noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen sebeplerle, mahkûmiyet hükümlerinin noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece, 15.12.2013-13.4.2014 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen firar suçu yönünden; sanığın, 22.11.2013 tarihinde … Devlet Hastanesinden aldığı 21 gün istirahat süresinin bitiminde ... Askerlik Şubesi Başkanlığınca 1 gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği kabul edilip, eylemi firar olarak vasıflandırılmış ise de, dosya dizi 49’da bulunan sanığın Birliğine sevkine ilişkin ... Askerlik Şubesinin 12.12.2013 tarihli yazısından, sanığın Askerlik Şubesine müracaat ettiği ve sevk işleminin yapıldığı tarihin 12.12.2013 olduğu ve sanığın 21 gün istirahat süresinin de 12.12.2013 günü saat 24.00’de dolduğu anlaşıldığından, sanığın, Askerlik Şubesince, henüz istirahat süresi dolmadan Birliğine sevk edilmiş olması karşısında, eyleminin sabit olması durumunda, firar suçunu değil, izin tecavüzü suçunu oluşturabileceği göz önünde bulundurularak, bozmadan sonraki yargılamada (15.12.2013-13.4.2014 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen firar suçu yönünden) bu hususun değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.5.2002 tarihli, 2002/46-45 Esas ve Karar sayılı ilamı aynı yöndedir).
Sonuç ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanık ve müdafiin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, 14.7.2013-25.7.2013 tarihleri arasında sanığın işlediği kabul edilen izin tecavüzü suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün usul ve noksan soruşturma yönlerinden; emre itaatsizlikte ısrar, 4.3.2013-18.4.2013 ile 1.6.2013-10.6.2013 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen izin tecavüzü ve 15.12.2013-13.4.2014 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen firar suçlarına ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA;
17.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy