(353 S. K. m. 9, 17, 176, 217) (1632 S. K. m. 91, 117) (5237 S. K. m. 86)
Askeri Mahkemece;
1) Sanık müstafi P.Bçvş. A.M.K. hakkında 29.9.2012 ve 1.10.2012 tarihlerinde P.Er İ.H.D.'ye karşı asta müessir fiil (iki kez) suçunu işlediğinden bahisle ASCK’nın 117/1’inci maddesi (az vahim hâl cümlesi) gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında, sanığın eylemlerinin TCK’nın 86’ncı maddesinde yazılı kasten yaralama (iki kez) suçunu oluşturduğu belirtilerek ve kasten yaralama suçunun askeri bir suç veya askeri bir suça bağlı suç olmadığı, sanığın da istifa etmek suretiyle TSK’dan ayrılması nedeni ile askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilgi kesildiğinden 353 Sayılı Kanunun 9, 17, 19 ve 176’ncı maddeleri gereğince Askeri Mahkemenin görevsizliğine;
2) Sanık terhisli P.Er İ.H.D. hakkında, 29.9.2012 ve 1.10.2012 tarihlerinde P.Bçvş. A.M.K.'ye yönelik olarak üste fiilen taarruz (iki kez) suçunu işlediğinden bahisle ASCK’nın 91/1’inci maddesi (az vahim hâl cümlesi) gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında; sanığın olay tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olmaması nedeniyle eylemlerinin TCK’nın 86’ncı maddesinde yazılı kasten yaralama (iki kez) suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığından, kasten yaralama suçunun askeri bir suç veya askeri bir suça bağlı suç olmadığı, sanığın terhis olması nedeni ile askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilgi kesildiğinden 353 Sayılı Kanunun 9, 17, 19 ve 176’ncı maddeleri gereğince Askeri Mahkemenin görevsizliğine;
Karar verilmiştir.
Hükümler; Komutan tarafından, olay tarihinde askerliğin tüm haklarından yararlanan ve tüm faaliyetlere asker olarak katılan kişinin askerliğe elverişli olmama durumunun geçmişe yönelik olarak tespit edilmesinin ve hakkındaki ceza soruşturmasının buna göre yürütülmesinin askeri mahkemelerin kuruluş amacına aykırı olduğu, zira askeri mahkemelerin disiplinin tesisi için kurulmuş mahkemeler olduğu, kişinin asker kişi olmadığının sağlık raporu ile tespitinin, tespit tarihinden itibaren sonuç doğurması gerektiği, aksi durumun yani askerliğe elverişlilik halinin geçmişi kapsayacak şekilde yapılması halinde disiplinin tesisinden ve disiplinin korunmasından bahsedilemeyeceği, ayrıca böyle bir yorumun kabulü hâlinde, durumun disiplinsiz asker kişilerce kötüye kullanılmasına zemin oluşturulacağı, Askeri Mahkemece olay tarihinde askerliğe elverişlilik incelemesi yaptırılarak çıkan sonuca göre görevsizlik kararı verilmesinin askeri mahkemelerin kuruluş amacına açıkça aykırı olduğu, bu nedenlerle, yargılama sırasında, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olmadığı saptanan sanığın, işlediği iddia olunan sırf askeri suçların, işlenemez suç niteliği kazanması ve ortada yargılama yapılmasını gerektirecek bir fiilin kalmaması karşısında, artık, suç tarihlerinde sivil kişi olduğundan bahisle, görevsizlik kararı verilemeyeceği ileri sürülerek, ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; görevsizlik hükümlerinin onanması gerektiği yönünde, görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; P.Bçvş. A.M.K.'nin 29.9.2012 tarihinde saat 18.30 sularında parkasını giymiş ve terlikli hâlde bulunan P.Er İ.H.D.'yi neden parka ve terlik giydiği konuşunda küfür içeren sözlerle uyararak yanına çağırdığı, yanına gelen İ.H.D.’ye “Parka giyilmeyeceğini bilmiyor musun?” diye sorduğu, İ.H.D.’nin de bilmediğini söylediği, bunun üzerine İ.H.D.’ye bir tokat vurduğu, İ.H.D.'nin "Ne yaptım ben şimdi Komutanım" dediği ve elini yumruk yaparak havaya kaldırdığı, bunun üzerine A.M.K.'un İ.H.D.'yi göğsünden ittiği, içtimaya geçmesini söylediği, İ.H.D.'ye tekme atmak isterken İ.H.D.'nin A.M.K.’nin ayağını tutmasıyla birlikte ikisinin de dengelerini kaybederek yere düştükleri, yerde iken İ.H.D.’nin A.M.K.'nin üzerine çıkarak boynundan sıktığı ve yumruk atmak üzere iken arkadaşlarının engellediği, sanıkların birbirinden ayrılarak olay yerinden uzaklaştırıldıkları, Şereflikoçhisar Devlet Hastanesinin 30.9.2012 tarihli, 2021 sayılı kati raporuna göre İ.H.D.'nin yüzünde 2x2 ebadında kızarıklık, ekimoz olduğu, bu yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, yine … Devlet Hastanesinin 30.9.2012 tarihli, 2024 sayılı kati raporuna göre A.M.K.'nin boynunda her iki yanda kızarıklık bulunduğu, bu yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği, İ.H.D.'nin 30.9.2012 günü 12.30 ile 1.10.2012 günü 12.30 saatleri arasında gözaltında tutulduğu, İ.H.D.'nin gözaltından çıkarılmayı müteakip çadıra götürüldüğü, çadırda P.Ütğm. S.Ö. tarafından kendisine nasihatte bulunulduğu, bu sırada orada bulunan A.M.K.'un İ.H.D.'nin serbest bırakılmasına kızdığı, bu nedenle sinirli olduğu, İ.H.D.’ye “Hadi teke tek görüşmek istiyordun şimdi görüşelim" dediği ve astının yakasından tutarak itip kaktığı, S.Ö.'ın A.M.K.'yi sakinleştirmek için duruma müdahale ettiği ve kendisini dışarıya çıkarmak üzere iken A.M.K.'nin "Anasını sinkaf ettiğimin yerinde bu işin peşini bırakmayacağım" dediği, bunun üzerine o ana kadar sakin duran İ.H.D.'nin edilen küfürlere daha fazla dayanamayarak "Komutanım siz beni öldürün ama anama küfür etmeyin" diyerek A.M.K.'nin üzerine atlamaya çalıştığı, ancak sanıklar arasında herhangi bir fiziki temasın yaşanmadığı, bu şekilde A.M.K.'nin müsnet asta müessir fiil suçundan eylemine uyan ASCK'nın 117/1’inci maddesi (az vahim hâl cümlesi) gereğince iki kez cezalandırılması; İ.H.D.'nin ise müsnet üste fiilen taarruz suçundan eylemine uyan ASCK’nın 91/1’inci maddesi (az vahim hâl cümlesi) gereğince iki kez cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; Askeri Mahkemece, yapılan yargılama sırasında İ.H.D. hakkında …. Asker Hastanesi tarafından düzenlenen 31.1.2014 tarihli, 1744 sayılı sağlık kurulu raporu ile sanığın suç tarihini de kapsayacak şekilde ve halen askerliğe elverişli olmadığının belirlendiği, bu durumda suç tarihinde askerliğe elverişsiz olan sanığın Askeri Ceza Kanununda yazılı ve sırf askeri suç niteliğinde olan üste fiilen taarruz suçunu işlemesinin mümkün olmadığı, ayrıca asker kişi olmayan sanığa yönelik A.M.K.’nin eylemlerinin de Askeri Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki A.M.K.’nin de 4.9.2014 tarihinde istifa etmek suretiyle TSK'den ayrıldığı ve asker kişiliğinin sona erdiği, İ.H.D.'nin üste fiilen taarruz suçunu oluşturduğu iddia edilen eylemlerinin TCK’nın 86’ncı maddesindeki kasten yaralama suçunu iki kez oluşturduğu, öte yandan suç tarihinde A.M.K.'un askeri şahıs niteliği taşımayan İ.H.D.'ye karşı işlemiş olduğu müessir fiil eylemlerinin TCK’nın 86’nci maddesinde yer alan kasten yaralama suçunu iki kez oluşturduğu, söz konusu suçların askeri bir suç olmayıp askeri bir suça da bağlı olmadıkları, İ.H.D.'nin suç tarihlerinde askerliğe elverişli olmadığı, A.M.K.'nin ise 4.9.2014 tarihinde terhis edildiği ve askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin kesilmesi nedeniyle müsnet suçlardan sanıklar hakkında görevsizlik kararı verildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan yargılama sırasında, askerliğe elverişlilik durumunun ve cezai ehliyetinin tespiti için adli gözlem altına aldırılan sanık İ.H.D. hakkında, ... Asker Hastanesi tarafından düzenlenen 31.1.2014 tarihli, 1744 sayılı sağlık kurulu raporu ile “Disosyal kişilik bozukluğu (antisosyal kişilik bozukluğu” tanısı konularak, “Suç tarihlerinde (29.9.2012-1.10.2012) ve hâlen askerliğe elverişli değildir.” şeklinde rapor düzenlendiği görülmektedir.
Mahkemelerin görev durumları kamu düzenini ilgilendirmekte "Tabi hâkim" ilkesi ile doğrudan bağlantılı bulunmaktadır. Bu nedenle Askeri Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında "görev" durumunun dikkate alınması izahtan varestedir.
Hakkında düzenlenmiş Sağlık Kurulu Raporuna göre suç tarihlerinde sanık İ.H.D.’nin, asker kişi sıfatının hukuken ortadan kalktığı ve sivil kişi durumunda bulunduğu dikkate alındığında, eylemin ast durumunda bulunan asker kişi tarafından, üst durumunda bulunan diğer asker kişiye karşı yapılmış bir eylem değil; sivil bir kişinin asker kişiye karşı gerçekleştirdiği bir eylem olarak görmek; öte yandan üstün eylemini de asta karşı değil sivil şahsa karşı gerçekleştirilmiş bir eylem olarak değerlendirmek ve davaya bakmakla görevli yargı yerini buna göre belirlemek gerekmektedir.
Bu nedenle sanık terhisli P.Er İ.H.D.’nin eylemlerinin, sübut bulması hâlinde, ASCK’nın 91’inci maddesinde düzenlenen “üste fiilen taarruz” suçunu değil, TCK’nın 86’ncı maddesinde düzenlenen “kasten yaralama” suçunu; diğer sanık müstafi P.Bçvş.A.M.K.’nin eylemlerinin de ASCK’nın 117’nci maddesinde düzenlenen asta müessir fiil suçunu değil TCK’nın 86’ncı maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunu oluşturabileceği açıktır.
353 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi "Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler." hükmünü içermekte olup, askeri mahkemelerin genel görevini belirleyen bu düzenlemeye göre, suç tarihinde askerliğe elverişsiz olduğu için sivil kişi durumunda bulunan sanık terhisli P.Er İ.H.D. ile yargılama aşamasında TSK’dan istifa ettiği tespit edilen müstafi P.Bçvş. A.M.K.’nin birbirlerine karşı gerçekleştirdikleri eylemlerin kasten yaralama suçunu oluşturabileceği, bu suçun da askeri bir suç olmadığı gibi askeri bir suça da bağlı bulunmadığı sanıkların Askeri Mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilgi de kesilmiş olduğundan, yargılama görevinin adli yargıya ait olduğu değerlendirilerek, 353 sayılı Kanun’un 9, 17 ve 176’ncı maddeleri uyarınca Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından; Komutanın temyiz sebeplerinin reddiyle, görevsizlik kararlarının ayrı ayrı onanmasına, karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece görevsizlik kararının verilmesinin ardından yetkili adliye mahkemesi belirlenirken her iki sanığın da eylemlerin …'da gerçekleştirmeleri gözetilmeden, dava dosyasının … Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi ve nüfus kaydında sanık A.M.K. 'un anne ismi “S… Z…" olarak belirtilmişken gerekçeli hükümde “S… Z…" olarak yazılması şeklindeki hatalara işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Komutanın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan görevsizlik kararlarının ayrı ayrı ONANMASINA,
17.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy