(1632 S. K. m. 131) (5237 S. K. m. 59, 80) (353 S. K. m. 228)
Askeri Mahkemenin, hükümlü hakkında 4.5.2004 tarihli ve 2004/315-149 Esas ve Karar sayılı hükmü ile müteselsilen zimmet ve iki ayrı emniyeti suistimal suçu nedeniyle kurduğu mahkûmiyet hükümlerinin, Dairemizin 1.9.2004 tarihli ve 2004/1026-1019 Esas ve Karar sayılı ilâmı ile usule aykırılık ve noksan soruşturma yönlerinden bozulması üzerine, bozma sebepleri yerine getirilerek tesis olunan 30.9.2005 tarihli ve 2005/542-616 Esas ve Karar sayılı hükümle sanığın işlediği kabul edilen müteselsilen zimmet suçu nedeniyle eylemine uyan ASCK?nın 131/1 (az vahim hâl), TCK?nın 80, 59/2?nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; ASCK?nın 30?uncu maddesi uyarınca TSK?dan çıkarılmasına, meydana gelen 102.827.580 TL Hazine zararı ile 11.500.000 TL nispi harcın tahsiline, iki ayrı emniyeti suistimal suçu ile ilgili olarak da TCK?nın 508, 59/2 ve 647 sayılı Kanun?un 4?üncü maddesi gereğince toplam 478 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu hüküm Dairemizin 22.2.2006 tarihli ve 2006/248-242 Esas ve Karar sayılı ilamı ile; emniyeti suistimal suçları yönünden usule aykırılık nedeniyle bozulmuş, müteselsilen zimmet suçu yönünden ise 353 sayılı Kanun?un 220/2-H maddesi uyarınca düzeltilerek onanmıştır. Bilahare Askeri Mahkemenin emniyeti suistimal suçları ile ilgili tesis ettiği görevsizlik kararı taraflarca temyiz olunmayarak kesinleşmiştir. Bu arada müdafiin müteselsilen zimmet suçundan kurulan ve kesinleşen mahkûmiyet hükmüne vaki karar düzeltme istemi As. Yrg. Başsavcılığınca uygun görülmemiştir.
Mahkûmiyet hükmünün infazı, 15.5.2007 tarihinden geçerli olarak verilen şartla tahliye kararı ile tamamlanmıştır. Müteakiben hükümlü tarafından verilen ve yargılamanın yenilenmesi talebi olarak kabul edilen 8.4.2009 tarihli dilekçesi ile yaptığı müracaatı, Dairemizin 16.9.2009 tarihli, 2009/2044-1841 Esas ve Karar sayılı ilamı ile; hükümlünün kanunen kabule değer görülmeyen yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükümlünün Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğine hitaben yazdığı 31.8.2016 tarihli dilekçesi ile özetle; adaletin yerini bulacağı inancıyla dosyanın tekrardan incelenerek yapılan haksızlığın giderilmesi, geri döndürülmesinin sağlanması veya haklarının geri verilmesi için gereğinin yapılmasını belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Tebliğnamede; talebin kabule değer olmaması noktasından reddi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
353 sayılı Kanun?un 228 inci maddesinde, kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanan bir davanın hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülebilmesi, aynı maddede;
?A) Duruşmada kullanılan ve hükme etkisi olan bir belgenin sahteliğinin anlaşılırsa,
B) Yemin verilerek dinlenilmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek şekilde, hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçeğe aykırı tanıklık ettiği veya bilgiler verdiğinin anlaşılırsa,
C) Hükümlünün kendisi tarafından sebebiyet verilmiş olan kusur dışında, hükme katılan hâkimlerden biri aleyhine ceza kovuşturmasını ve kanuni bir ceza ile hükümlülüğü gerektirecek nitelikte olarak görevini yapmada kusur etmiş ise,
D) Ceza hükmü, hukuk mahkemelerinin bir hükmüne dayanmış olup da, bu hükmün kesinleşmiş olan başka bir hüküm ile bozulmuşsa,
E) Yeni vakalar veya yeni deliller ileri sürülüp de, bunlar yalnız başına veya daha önce irad edilen delillerle birlikte göz önünde tutuldukları takdirde, hükümlünün beraatını veya daha hafif cezayı gerektiren kanun hükmünün uygulanması ile hükümlülüğü gerektirebilecek nitelikte olursa,
F) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verilmiş ve hükmün bu aykırılığa dayandığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olursa?
Şeklinde gösterilen koşullardan birinin gerçekleşmesi aranmış ve (F) bendine göre yapılacak başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içerisinde yapılması öngörülmüştür.
Somut olayda, hükümlü tarafından yargılamanın yenilenmesi talebini içeren dilekçede belirttiği pek çok hususun, yargılama ve temyiz aşamasında ileri sürülen ve evvelce Dairemiz tarafından incelenerek kabule değer bulunmayan savunmalar dışında yeni bir sebep veya delil niteliğinde olmadığı, bazı hususların ise soyut iddialardan öteye geçmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; 353 sayılı Kanun?un 228/E maddesinde yazılı olduğu şekilde yalnız başına veya daha önce irat edilen delillerle birlikte göz önünde tutulduklarında, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne konu zimmet suçundan, hükümlünün beraatını veya daha hafif cezayı gerektiren Kanun hükmünün uygulanmasını gerektirebilecek derecede önemli ve yeni bir delil niteliğinde bulunan herhangi bir delil ileri sürülmediğinden, hükümlünün talebinin kabule değer olmama noktasından reddine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün yargılamanın yenilenmesi yönündeki talebinin, 353 sayılı Kanun?un 228 ve 236/1?inci maddeleri gereğince, istemin kabule değer olmaması noktasından REDDİNE;
8.2.2017 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy