(5237 S. K. m. 62, 66, 67) (1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 223, 247)
Sanık hakkında evvelce verilen mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin 9.9.2015 tarihli, 2015/374-391 Esas ve Karar sayılı ilamı ile usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Askeri Mahkemece; sanığın; 20.7.2002-2.10.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a (teşdiden) ve TCKnın 62nci maddeleri uyarınca bir yıl üç ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan cezanın TCKnın 58inci maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, esas ve uygulamaya; müdafi tarafından, esasa ilişkin sebeplerle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Askeri Mahkemece; sanığın, başka bir suçtan dolayı 18.7.2002 tarihinde şartla tahliye edilmesini müteakip götürüldüğü Isparta Askerlik Şubesi Başkanlığınca aynı gün bir gün yol süresi tanınmak suretiyle Birliğine sevk edildiği, 20.7.2002 tarihine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 2.10.2006 yakalandığı, böylece 20.7.2002-2.10.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Suç tarihlerinin 20.7.2002-2.10.2006 olduğu ve yargılama süreci dikkate alınarak, öncelikle bir dava şartı olan dava zamanaşımı yönünden inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Sanığa isnat edilen firar suçunun düzenlendiği ASCKnın 66ncı maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı gözetildiğinde, 5237 sayılı TCKnın 66/1-e maddesine göre, suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıl geçmesiyle kamu davası zamanaşımına uğramaktadır. Yine aynı Kanunun 67nci maddesine göre, bir suçla ilgili olarak, şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi, suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde dava zamanaşımı kesilir. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması hâlinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Kesilme hâlinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.
Somut olayda; dava zamanaşımı süresinin suçun işlendiği tarih olan 2.10.2006 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, 13.10.2006 tarihinde Askeri Savcının huzurunda sanığın ifadesinin tespiti ve aynı tarihte sanığın tutuklanması (Dz. 47, 51), 16.10.2006 tarihinde iddianame düzenlenmesi (Dz. 55), 9.11.2006 tarihinde sorguya çekilmesi (Dz. 69) ile kesildiği, 9.11.2006 tarihinde yeniden işlemeye başlayan sekiz yıllık zamanaşımı süresinin, zamanaşımı süresini yeniden kesecek olan 13.5.2015 tarihli ilk mahkûmiyet hükmünden önce (Dz. 349), 9.11.2014 tarihinde dolduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, 13.10.2006 tarihinde atılı suçtan tutuklanan sanığın 19.4.2007 tarihinde tahliyesine karar verilmesinin ardından (Dz. 141), 31.12.2007 tarihinde CMKnın 98inci maddesi gereğince yakalama emri çıkarılmış ise de (Dz. 172);
Yakalama emri, 765 sayılı TCKnın 104/1inci maddesinde dava zamanaşımını kesen sebepler içerisinde yer almakla birlikte, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve suç bitim tarihi itibariyle yürürlükte olan 5237 sayılı TCKnın 67/1-2inci maddelerinde sayılan dava zamanaşımını durduran ve kesen sebepler içinde yer verilmediği,
5237 sayılı TCKnın 67/1inci maddesinde belirtilen kaçak statüsünün CMKnın 247nci maddesinde tanımlandığı ve kaçak sayılma için gereken usulün belirtildiği, buna göre; bir suç faili hakkında yakalama emri çıkartılmasının o kişinin Kaçak sayılması anlamına gelmediği, kaçak sayılabilme için CMKnın 248/2nci maddesindeki suçlar göz önüne alınarak aynı Kanunun 247nci maddesi uyarınca özel bir karar alınması gerektiği, çıkarılan yakalama emrinin CMKnın 247nci maddesi uyarınca çıkarılmadığı gözetildiğinde, sanık hakkında çıkarılan yakalama emrinin dava zamanaşımını durdurmayacağı veya kesmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, sanığın bir başka suçundan dolayı hakkında çıkarılmış yakalama emrine istinaden Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 11.12.2013 tarihli ve 2013/516 Müt. sayılı Kararı ile Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesine sevki için tutuklandığı (Dz. 236-237) ve çıkarıldığı Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesince 13.12.2013 tarihli, 2013/212-635 Müt. Evrak ve Karar sayılı karar ile, hava değişimi tecavüzü ve askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçlarından tutuklandığı (Dz. 252), atılı suçtan hakkında çıkarılan 31.12.2007 tarihli yakalama emrine istinaden sevk edildiği (Dz. 247) Askeri Mahkemece tutuklanmadığı ve söz konusu yakalama emrinin geri alınmasına karar verildiği (Dz. 254), bu durumun da zamanaşımı süresini durdurmayacağı veya kesmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava zamanaşımı süresinin 9.11.2014 tarihinde dolduğu ve dosya içeriğinin, atılı suçtan sanık hakkında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılması nedeniyle, CMKnın 223/8inci maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinden, hukuka aykırı kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, 353 sayılı Kanunun 220/2-C ve CMKnın 223/8inci maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık ve müdafiin temyizlerine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
CMKnın 223/8inci maddesine göre, davanın düşmesi sonucunu doğuran bu bozma nedeninin yeniden yargılamayı gerektirmemesi karşısında, 353 sayılı Kanunun 220/2-C maddesine göre, sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE;
25.1.2017 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy