(5237 S. K. m. 50, 52, 62, 102, 104) (5271 S. K. m. 40, 223, 231) (353 S. K. m. 220) (1632 S. K. m. 49, 66)
(Mülga)
.. Askeri Mahkemesinin 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı hükmü ile; hükümlünün (sanığın), 21.7.2003-25.2.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ilanen tebligat yoluyla tebliği gerçekleştirilen ve taraflarca temyiz edilmediği belirtilen bu hükmün 12.10.2004 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği;
Dosya içeriğinde mevcut müddetnameye göre, tutukluluk ve gözetim altında geçirilen süreler mahsup edildikten sonra, cezanın 24.12.2004-13.2.2005 tarihleri arasında infaz edilerek, hükümlünün (sanığın) 13.2.2005 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verildiği;
Şartla tahliyeyi müteakip, bihakkın tahliye tarihi olan 12.8.2005 tarihinden önce, 24.2.2005-15.3.2005 tarihleri arasında bir başka firar suçunu işlemesi üzerine (Mülga)
.. Askeri Mahkemesinin 11.2.2011 tarihli, 2004/646, 2009/1000 Esas ve 2011/22 Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile, hükümlü (sanık) hakkındaki şartla salıverilme kararının geri alınarak 24.2.2005-12.8.2005 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına, CMKnın 231inci maddesi gereğince 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hükümlünün (sanığın) beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın, taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 15.3.2011 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği;
Hükümlünün (sanığın), beş yıllık denetim süresi içerisinde 23.11.2011 tarihinde kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan,
.. 10uncu Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2012 tarihli, 2011/727 Esas ve 2012/1188 Karar sayılı 4.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün 8.6.2015 tarihinde kesinleştiğinin öğrenilmesi üzerine, Askeri Mahkemece, duruşma açılmak ve taraf teşkili sağlanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak, hükümlünün (sanığın); 21.7.2003-25.2.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a, TCKnın 62, 50/a ve 52nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği;
Anlaşılmaktadır.
Hüküm; hükümlü (sanık) tarafından özetle, zamanaşımının dolduğu ve 2014 yılında çıkan para cezalarının affı konusundaki yasadan faydalanmak istediği şeklinde sebepler ileri sürülerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin hata yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 5728 sayılı Kanunun Geçici 1inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılabilmesi için, uyarlanacak hükmün kesinleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle, öncelikle uyarlama yargılamasına konu edilen (Mülga)
.. Askeri Mahkemesinin 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün kesinleşip kesinleşmediği incelenmelidir.
Askeri Mahkemece verilen 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmü, taraflarca süresinde temyiz olunmadığından bahisle 12.10.2004 tarihi itibarıyla kesinleştirilmiş ise de;
Dosya içeriğine göre; hükümlünün (sanığın) yokluğunda verilen kararda, yasa yolu bildiriminin aynen; Kanun yol ve süresi açıklandı. şeklinde olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, hükümlü (sanık) duruşmada hazır bulunmadığı için hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağını öğrenmesi imkânı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu hüküm ilanen tebliğ edilmiş ve ilanen tebligat esnasında da kanun yol, mercii ve süresine ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2nci maddesinde; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmüne yer verilmiş, bu düzenleme doğrultusunda sonradan yürürlüğe giren CMKnın 34/2nci maddesinde; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.", 231/2nci maddesinde; "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir" ve 232/6ncı maddesinde; "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklinde emredici düzenlemeler yer almıştır. CMKda yer alan bu düzenlemeler, 353 sayılı Kanunun Ek-1inci maddesi yollamasıyla askeri yargı için de geçerlidir.
Ayrıca, 353 sayılı Kanunun 197nci maddesinde; Kanun yollarına başvurma, bundan feragat veya vazgeçme hakkındaki istemlerde merci, taarruz edilen kararı veren veya bu karara aracılık eden askeri savcılık ve eğer taarruz bir mahkeme kararına karşı ise, o mahkemedir. Kanun yoluna başvurma dilekçe ile olur. Ancak, askeri mahkeme veya askeri savcılık tutanak kâtibine bu hususta bir tutanak düzenlenmesi için yapılacak bir beyan ile de olabilir. Bu tutanak askeri savcı veya kıdemli askeri hâkim tarafından onaylanır. Asker kişiler tarafından en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yoluna başvurulabilir. Bu hususta bir tutanak düzenlenir. Kanuni mehillere uyulmuş olmak için tutanağın bu mehiller içinde düzenlenmiş olması gereklidir. ve 209uncu maddesinin birinci fıkrasında; Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur. şeklinde emredici düzenlemeler de yer almaktadır.
CMKnın 40ncı maddesinin 1inci fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2nci fıkrasında ise, kanun yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi hâlinde, kişinin kusursuz sayılacağı açıkça belirtilmiştir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.1.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında, yukarıda belirtilen hükümlerle birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil Yargılanma Hakkını" düzenleyen 6ncı maddesi ile bu hakkın kapsamına yeni bir yorum getiren Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün 2nci maddesine de dayanılarak kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması açıkça eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmiştir.
Anılan hükümlerden, hak sahibi olanlar bakımından hüküm ve kararlarda kanun yolu bildiriminin; kanun yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir nitelikte olması, keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması gerektiği hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın ortaya çıkmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; Askeri Mahkemenin 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmündeki kanun yolu bildiriminde, kanun yolunun türü, süresi, mercii ve başvuru şeklinin yazılmadığı, bunun yerine Kanun yol ve süresi açıklandı. şeklinde bildirimde bulunulduğu; anılan kanun hükümlerinin öngördüğü doğrultuda bir bilgilendirme yapılmadan, hükümlünün (sanığın) yokluğundaki duruşmada yapılan bildirimin ve Resmi Gazetede 19.9.2004 tarihinde yapılan ve yine aynı şekilde kanun yolunun türü, süresi, mercii ve başvuru şeklinin yazılmadığı tebligatın geçerliliğinden ve buna bağlı olarak mahkûmiyet hükmünün kesinleştiğinden söz edilemeyecektir.
(Mülga)
.. Askeri Mahkemesinin 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, hükümlüye (sanığa) usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği gözetildiğinde, kesinleşmeyen karar esas alınarak, bu karar üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve daha sonra da hükümlünün (sanığın) denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmesi mümkün olmadığından; (Mülga)
.. Askeri Mahkemesince verilen 11.2.2011 tarihli, 2004/646, 2009/1000 Esas ve 2011/22 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin duruşmasız işlere ait kararı ile
.. Askeri Mahkemesince verilen 13.4.2016 tarihli, 2015/1118 Esas ve 2016/398 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasına ilişkin kararın yok hükmünde sayılmasına karar verilmiştir.
Anayasanın 40/2nci maddesi, CMKnın 34/2, 231/2 ve 232/6ncı maddelerindeki hükümler gözetildiğinde, haklarını öğrenme hakkı ihlal edilen hükümlünün (sanığın) 6.6.2016 tarihli temyiz isteminin, (Mülga)
.. Askeri Mahkemesinin 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmüne yönelik olan ve süresinde yapılmış temyiz başvurusu olarak kabulünün gerektiği sonucuna varılmış ve söz konusu mahkûmiyet hükmünün incelenmesine geçilmiştir.
(Mülga)
.. Askeri Mahkemesinin 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Askeri Mahkemece, sanığın, 21.7.2003-25.2.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, mahkumiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
Sanığa isnat olunan eylemin sübuta ermesi hâlinde firar suçunu oluşturacağı gözetildiğinde ve müsnet suçun işlendiği tarih (21.7.2003-25.2.2004) dikkate alındığında, öncelikle bir dava şartı olan zamanaşımı yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.
ASCKnın 49uncu maddesinin atfı gereğince, firar suçuna ilişkin olarak dava ve ceza zamanaşımı bakımından Türk Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği görülmektedir.
Zamanaşımı konusunda, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, önceki Kanuna göre aleyhe hükümler içerdiğinden, aynı Kanunun 7/2nci maddesi dikkate alınarak, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin esas alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mülga 765 sayılı TCKnın 103üncü maddesinde; dava zamanaşımı süresinin, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği tarihten itibaren, teşebbüs aşamasında kalan suçlarda son hareketin yapıldığı tarihten itibaren, mütemadi ve müteselsil suçlarda ise temadi ve teselsülün bittiği tarihten itibaren başlayacağı düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 104üncü maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, mahkûmiyet hükmü, yakalama-tevkif, celp veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar ve Cumhuriyet savcısı tarafından mahkemeye yazılan iddianame, olarak sayılmış olup, bu sebepler nedeniyle, TCKnın 102nci maddesinde belirtilen süre, en fazla yarısı kadar uzatılabilecektir.
Firar suçunun da, mülga 765 sayılı TCKnın 102/4üncü maddesi uyarınca, beş yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava zamanaşımını kesen işlemler bulunduğu takdirde, en fazla, yedi yıl altı ay olarak dikkate alınabileceği açıktır.
Somut olayda, beş yıllık dava zamanaşımı süresinin, son olarak mahkûmiyet hükmünün tesis edildiği 29.6.2004 tarihinde kesildiği, bu tarihten sonra tekrar işlemeye başlayan dava zamanaşımını kesen başka herhangi bir işlem bulunmadığından, dava zamanaşımı süresinin 29.6.2009 tarihi itibarıyla tamamlanmış olduğu görülmektedir. Bu itibarla; tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün dava zamanaşımı süresinin 29.6.2009 tarihi itibarıyla dolması nedeniyle bozulmasına ve kamu davasının, mülga 765 sayılı TCKnın 102 ve 104üncü maddelerine istinaden, 5271 sayılı CMKnın 223/8 ve 353 sayılı Kanunun 220/C maddeleri uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
1) Hükümlünün (sanığın) temyizine atfen ve resen; kesinleşmemiş hükme dayalı olarak kurulan ve bu nedenle hukuka aykırı bulunan (Mülga)
.. Askeri Mahkemesince verilen 11.2.2011 tarihli, 2004/646, 2009/1000 Esas ve 2011/22 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin duruşmasız işlere ait kararı ile
.. Askeri Mahkemesince verilen 13.4.2016 tarihli, 2015/1118 Esas ve 2016/398 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasına ilişkin kararının YOK HÜKMÜNDE SAYILMASINA,
2) Sanığın temyizine atfen ve resen, (Mülga)
.. Askeri Mahkemesinin 29.6.2004 tarihli, 2004/646-239 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle BOZULMASINA,
Bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 765 sayılı TCKnın 102/4, 104/2, 5271 sayılı CMKnın 223/8 ve 353 sayılı Kanunun 220/2-C maddeleri gereğince, sanık hakkında firar suçundan açılmış olan KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE,
11.1.2017 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy