(1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 191, 231) (5237 S. K. m. 50, 62)
Askeri Mahkemece, sanığın;
1) 7.11.2013-22.3.2014 tarihleri arasında, firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62nci maddeleri uygulanmak suretiyle on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMKnın 231inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
2) 13.6.2014-15.7.2014 tarihleri arasında, izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b, 73, TCKnın 62 ve 50/1-f maddeleri uygulanmak suretiyle beş ay hapis cezasının iki ay on beş gün süreyle kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirine çevrilmesine,
3) 30.7.2014-28.4.2015 tarihleri arasında, izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b, TCKnın 62 ve 50/1-f maddeleri uygulanmak suretiyle on ay hapis cezasının beş ay süreyle kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirine çevrilmesine,
Karar verilmiştir.
Hükümler ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı sanık tarafından, sebepleri gösterilerek kanun yoluna başvurulmuştur.
Tebliğnamede, izin tecavüzü suçlarından tesis edilen hükümlerin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
1) Firar suçundan tesis edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile ilgili değerlendirme:
Sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulduktan sonra, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildiği, HAGB kararı verilmesiyle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmadığı, bu karara karşı sanığın başvurduğu kanun yolunun CMKnın 231/12nci maddesine göre itiraz olduğu, 353 sayılı Kanunun 202/2nci maddesine göre de itirazı incelemeye en yakın Askeri Mahkemenin görevli olduğu anlaşıldığından, sanık tarafından HAGB kararına karşı yapılan itiraz hakkında Askeri Yargıtayca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2) Müteaddit (iki kez) izin tecavüzü suçu ile ilgili değerlendirme:
Yapılan incelemede; sanığın 24.5.2014 tarihinde altı gün yol süresi verilerek sekiz gün memleket iznine gönderildiği, izin ve yol süresinin sonunda 13.6.2014 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 15.7.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, 27.7.2014 tarihinde üç gün memleket iznine gönderildiği, izin süresinin bitiminde 30.7.2014 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 28.4.2015 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, bu suretle atılı suçu iki kez işlediği kabul edilerek ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
.. 1inci Asliye Ceza Mahkemesinde 21.12.2015 tarihinde yapılan istinabe duruşmasında, sorgu ve savunmasının tespitinden önce sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu hatırlatıldığı, sanığın haklarını anladığını, açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirmesi üzerine sorgu ve savunmasının tespit edildiği, ancak savunmasının tamamen HAGB kararı verilen firar suçuna yönelik olduğu, izin tecavüzü suçları ile ilgili bir savunmasının bulunmadığı, bu suçlarla ilgili olarak sanığa bir soru da yöneltilmediği anlaşılmaktadır.
CMKnın 191/3üncü maddesinde sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu ve 147nci maddedeki diğer haklarının bildirileceği ve sanığın açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde usulüne göre sorgusunun yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bilindiği gibi, sorgu bir çeşit savunma vasıtası olup, sorguya çekilmek sanık için bir haktır. Bu nedenle, sanığın, iddia ile ilgili anlatabileceği, söyleyebileceği şeylere imkân verilmesi gerekmekte, ancak, bu, bir hak olduğu cihetle de, sanığın açıklama yapmak istemeyebileceğini de kabul etmek gerekmektedir. Sanığın konuşmak istememesi hâlinde konuşması için zorlanması da mümkün değildir.
İnceleme konusu olayda; suçlama ile ilgili açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilen sanığın, susma hakkını kullanacağı yönünde bir beyanda bulunmaması, aksine savunmasını yapacağını ve açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirmesi ve firar suçu ile ilgili olarak da savunmasını yapması karşısında, sanığın suçlamalar açısından, açıklamada bulunmama hakkını kullanma iradesi içinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle; sanığın, açıklamada bulunmama hakkını kullanmadığı, yargılama sırasında izin tecavüzü suçları ile ilgili sorgusunun yapılmadığı, bu durumun savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde mutlak hukuka aykırılık oluşturduğu anlaşıldığından, mahkumiyet hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 6.12.2001 tarihli, 2001/117-114 Esas ve Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir).
Öte yandan, sanık hakkında, uyum bozukluğu tanısı ile,
.. Hastanesinin 2.10.2013 tarihli raporuyla on gün istirahat,
.. Asker Hastanesinin 7.5.2015 tarihli, 524 sayılı Sağlık Kurulu Raporuyla yirmi bir gün hava değişimi ve
.. Asker Hastanesinin 4.6.2015 tarihli, 760 sayılı Sağlık Kurulu Raporuyla askerliğe elverişli değildir kararı verildiği, her ne kadar askerliğe elverişsizlik hâlinin suç tarihlerini kapsamadığı 1.9.2015 tarihli, 32 sayılı Ek Raporla belirlenmiş olsa da, sanığın, askerlik safahatına ilişkin bilgilerin yer aldığı dizi 47deki belgede, 12.10.2013-22.10.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü mahiyetinde bir eyleminin bulunması ve bu eylemle ilgili bir yargı kararının dosyada bulunmaması, adli sicil kaydında bulunmasa da dizi 147de bulunan belgede,
.. 2nci Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2011 tarihli, 2011/184-304 Esas ve Karar sayılı hükmü ile yağma suçundan verilen dört yıl iki ay hapis cezasına hükümlü olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığı ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı konularında ortaya çıkan şüphenin giderilmesi bakımından, ilgili belgelerin temininden sonra psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayene ettirilmesi ve gerek görülmesi hâlinde gözlem altına alınması gerektiğinden, mahkumiyet hükümlerinin noksan soruşturma yönünden de ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiş, bozma sebebi karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın, firar suçundan tesis edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yaptığı itirazı incelemeye, 353 sayılı Kanunun 202/2nci maddesine göre en yakın askeri mahkeme yetkili ve görevli olduğundan, bu konuda BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2) Sanığın temyizine atfen ve resen, izin tecavüzü suçlarından tesis edilen mahkumiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, usul ve noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
22.2.2017 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy