(1632 S. K. m. 131) (353 S. K. m. 138, 146, 221) (AYDK. 07.05.1998 T. 1998/68 E. 1998/67 K.)
Askeri eşyayı çalmak suçundan sanıklar Er Murat ARSLAN ve Er İbrahim Halil OLGUN hakkında Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından verilen 30.10.1997 gün ve 1997/783-619 sayılı Beraat hükmü süresinde Askeri Savcı tarafından temyiz edilmiş olduğundan; Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.5.1993 gün ve 1998/1461 sayılı, Bozma istemli tebliğnamesiyle dairemize gelen dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkeme, sanıklara yüklenen suçun manevi unsur nedeniyle oluşmadığından dolayı Beraatlarına karar vermiştir.
Askeri Savcı, sanıkların eyleminin askeri eşyayı hususi menfaatte kullanmak veya askeri eşyayı gizlemek yahut da askeri eşyayı terk suçunu oluşturacağını belirterek hükmü temyiz etmiş; Başsavcılık ise sanıkların eyleminin askeri eşyayı terk suçunu oluşturacağını, ancak öncelikle hükmün, sanıkların sorgularından önce iddianamenin okunmamasının usule aykırılık oluşturması açısından bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Yapılan incelemede; her iki sanığın 08.06.1997 günü silahlarıyla birlikte firar ettikleri (dz.7,74) ve 10.06.1997 günü birliklerinden 25 km. uzaklıkta yakalandıkları (Dz. 3,74) anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında yakalanmakla sona eren kısa süreli firar suçundan kurulan mahkumiyet hükmü temyiz edilmediğinden inceleme dışı tutulmuştur.
Askeri eşyayı çalmak suçundan dolayı verilen Beraat hükmünün temyizi nedeniyle yapılan incelemede ise; her iki sanık 06.06.1997 tarihinde birlikte eğitim alanında içki içtiklerini, yine 08.06.1997 günü eğitim alanında içki içmeyi kararlaştırdıklarını, mesai dışında eğitim alanına silahsız girilmediği için sanık Murat ARSLAN'ın diğer sanık İbrahim Halil OLGUN'a tüfeklikten tüfeklerini almasını söylediği ve kendi tüfeğinin de numarasını verdiğini, İbrahim tarafından getirilen tüfek ve kasaturalarla eğitim alanına girdiklerini, tel boyundan sivil bir kişi aracılığıyla temin ettikleri içkiyi içtikten sonra tüfekleriyle birlikte dışarı çıktıklarını, 10.06.1997 günü yaklaşık 25 km. uzaklıktaki Çallı köyü yakınlarında jandarmalarca yakalandıklarını, üzerlerinde tüfeklerinin olmadığı, sorulduğunda, sakladıkları yeri gösterdikleri ve oradan tüfeklerin de alınıp mevcutlu olarak birliğe getirildiklerini bildirmişlerdir (Dz.4, 6; 29, 30, 37).
Hüküm usul açısından incelendiğinde;
Sanıkların huzurda kimlikleri tespit edilip iddianameleri kendilerine verilerek tebliğ edildikten sonra iddianame Askeri Savcı tarafından okumadan doğrudan sanıkların sorgularının tespitine geçildiği görülmektedir (Dz.37). 353 Sayılı Kanunun 146ncı maddesi yoklama yapıldıktan ve sanıkların kimliği tespit edildikten sonra iddianamenin Askeri Savcı tarafından okunacağını düzenlemiş bulunmaktadır. Bunun yapılmaması duruşmaların açık (Madde.138) olacağına dair ve doğrudan kamu düzenini ilgilendiren usule aykırılık teşkil eder. Hükmün öncelikle bu yönden bozulmasını gerektirir. As. Yrg. Drl. Krl.nun 07.05.1998 gün ve 1998/68-67 sayılı içtihatı da bu mahiyettedir.
Esas yönünden yapılan incelemede ise; her iki sanığın eğitim alanına girebilmek amacıyla kendilerine ait tüfekleri tüfeklikten almaları, ifadelerine göre tüfekleriyle kışla dışına çıkmaları askeri eşyayı çalmak suçunu teşkil etmez ise de, sanıkların bu hareketinin kanunun suç saydığı bir eylemi oluşturacağı açıktır. Sanıkların bu eyleminin tebliğnamede değinildiği gibi, kısa süreli de olsa, askeri eşyayı terk veya askeri eşyayı gizlemek veya askeri eşyayı hususi menfaatte kullanmak ve yahut da 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından birisini oluşturup oluşturmayacağının tartışılmaması hükmün esas yönünden bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ ve KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının temyiz itirazının kabulü ile hükmün 353 sayılı Kanunun 221/1nci maddesi uyarınca usulden ve esastan BOZULMASINA,
26.05.1998 tarihinde tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy