(1632 S. K. m. 69, 90) (353 S. K. m. 147, 221)
Üste mukavemet suçundan sanık P. Er Mahmut KAYA hakkında, Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce tesis olunan 12.07.2000 gün ve 2000/293-447 Esas-Karar sayılı beraata ilişkin hükmün, yasal süresi içinde Askeri Savcı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığı'nın bozma istemini içeren 20.10.2000 tarih ve 2000/3332 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında mukavemet suçundan kamu davası açılmış yapılan yargılama sonunda unsurları itibariyle oluşmayan üste mukavemet suçundan beraat kararı verilmiştir.
Askeri Savcı, sanığın pasif mukavemet teşkil eden eyleminin ASCK.nun 90ncı maddesi gereğince tecziyesi gerektiğini belirterek sanık aleyhine temyize gelmiştir.
Tebliğnamede; sanığın yokluğunda tespit olunan tanık ifadelerinin sanığın yüzüne karşı yapılan duruşmada okunmaması usule aykırılık olarak değerlendirilmiş sanığa isnat edilen üste mukavemet suçunun maddi ve manevi unsurları itibariyle oluştuğu belirtilerek hükmün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Manisa 8nci Piyade Er Eğitim Alay 1nci Tabur 5nci Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın, 24.09.1999 günü Revir Nöbetçi Tabibi Atğm. Ümit GÜLER tarafından saygısız ve laubali oturup ayağa kalkmadığı için Alay Nö. Sh. 4. Bl. Komutanı P. Yzb. İsmet KINIK'a şikayet edildiği, İsmet'in sanığı ve manga komutanını çağırttığı Nöbetçi Amiri ile görüşen İsmet'in disiplinin temini için sanığın ASCKnun 69ncu maddesi gereğince gözaltına alınacağını anlayınca kaçmaya başladığı, durumu öğrenen İsmetin Tabur Nöbetçi Subayı P. Ütğm Salih TÜRKMENe emir verip sanığın yakalanmasını istediği Salihin sanığı koğuşların önünde üzeri çıplak ve kendini jiletlemiş halde bulduğu, Alay Nöbetçi Subayı'nın çağırdığının sanığa bir kaç kez söylendiği, gelmeyeceğini belirten sanığın jileti boğazına dayayarak yaklaşırlarsa boğazını keseceğini, kendini öldüreceğini söylediği, Tabur Nöbetçi Subayı ve yanındakilerin sanığa yaklaşmadığı, kendine zarar vermesin diye yakalama emrinin ifa edilmediği, bir görevlinin nezaretçi olarak başında bırakılıp geriye dönüldüğü, sanığın olay günü gözaltına alınamadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır:
Sanığı yakalamakla görevli personelin Alay Nöbetçi Subayı'nın çağırma emrini ilettikleri, buna rağmen sanığın gelmeyeceğini dile getirdiği, yaklaşırlarsa kendisini öldüreceğini ifade edip jileti boğazına dayadığı, sanığın sağlığından endişe eden görevlilerin sanığa yaklaşmadıkları, kendini kısmen jiletlemiş olan sanığın müdahale anında görevlilere de zarar verme ihtimalinin bulunduğu, doğrudan görevlilere yönelik tehdit veya maddi kuvvet kullanmasının söz konusu olmadığı, ancak pasif mukavemetin mevcut olduğu tespit edilmiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 31.03.1994 gün ve 1994/37-34 sayılı kararında açıkça Askeri Ceza Kanununun mukavemet suçunu aktif ve pasif olarak ayırmayıp tek hükümde düzenlediği cihetle, amir veya üste mukavemetten maksat, üst veya amirin bir hizmet emrini yerine getirmesine engel olmak amacıyla, hizmet emrinin yerine getirilmesini güçleştirmektir. Hal böyle olunca da maddede geçen zor kelimesini sadece maddi kuvvet anlamında kabul etmek kanun koyucunun gerçek amacına ve korunmak istenen hukuki yarara ters düşecektir görüşü işlenmektedir.
Bu görüş doğrultusunda değerlendirme yapıldığında, sanığın eyleminin üste mukavemet suçunu oluşturduğu açık olduğundan, Askeri Mahkemenin tehdit ve zor bulunmadığı gerekçesiyle kurduğu beraat hükmünün yasaya aykırı olduğu anlaşılmış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Öte yandan; tensip kararı gereğince duruşmaya çağrılan sanık firarda olduğundan ilk celsenin sanığın yokluğunda icra edildiği, istinabe suretiyle ifadeleri alınmış tanıklar Haydar GÜL, Bülent ÖZENBAŞ, Mesut BARAKANLI ve Salih TÜRKMEN'in ifadelerinin bu celsede okunduğu, keza ikinci celsenin de sanığın yokluğunda yapılıp istinabe suretiyle dinlenen tanık İsmet KINIK'ın ifadesinin duruşmada okunduğu, gıyabi tutuklu sanığın ele geçirilmesiyle açılan üçüncü oturumda sorgunun tespiti sonrası önceden okunmuş tanık ifadelerinin tekrar okunmadığı ya da sanığa içeriğinin bildirilmediği görülmüştür. Bu eksiklik 353 Sayılı Kanunun 147/2nci maddesine açık aykırılık oluşturmakta ve savunmanın kısıtlanması mahiyeti taşımakta ise de, sanık hakkında beraat hükmü tesis olunduğundan, bu usule aykırılığa işaretle yetinilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan: nedenlerle;
Sanığa atılı suçtan dolayı kurulan beraat hükmünün Askeri Savcı'nın temyizine atfen ve re'sen 353 sayılı Kanunun 221nci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
31.10.2000 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy