(1632 S. K. m. 85) (765 S. K. m. 59, 482) (353 S. K. m. 217) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 396)
Hizmet esnasında üste hakaret suçundan sanık Onb. Sertaç AKTAY hakkında Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce tesis olunan 31.05.2000 tarih ve 2000/670-324 esas ve karar sayılı mahkumiyetine ilişkin hükmün, yasal süresi içinde sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığının onama istemini içeren 20.10.2000 tarih ve 2000/3356 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkeme; Sanığın, Hizmet sırasında üste hakaret sucunu işlediğini kabul ederek, eylemine uyan ASCK. nun 85/1 (2 nci cümle) ve TCK. nun 59/2 nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar vermiştir.
Sanık, mağdurla aynı tarihte onbaşılığa nasbedildiğini, aralarında astlık-üstlük münasebeti bulunmadığını, eyleminden dolayı TCK. nun 482 nci maddesi gereğince yargılanması gerektiğini belirterek hükmü süresinde temyiz etmiştir (Dz.71-74).
Başsavcılık tebliğnamesinde; sanığın eyleminin amire hakaret suçunu oluşturduğu, Askeri Mahkemece suçun üste hakaret olarak nitelendirilmesi hatalı ise de, her iki suçun aynı kanun maddesinde yer alması nedeniyle bu hatanın hükmün özüne etkili olmadığı, hükümde başkaca bir isabetsizlik bulunmadığından onanmasına karar verilmesi istenmiştir.
Yapılan incelemede;
Dosyada mevcut beyan ve belgelerden; sanık Onb. Sertaç AKTAY ile Mağdur Onb. Dursun ŞİMŞEK'in 19 ncu PTug. 4 ncü P.Tb.Muh.D.Bölüğünde askerlik hizmetini yaptıkları sırada, 21.11.1999 günü Mağdurun Bölük nöbetçi onbaşısı, Sanığın ise 17.00-19.00 saatleri arasında garaj nöbetçisi olarak görevli oldukları, mağdurun saat 18.55 civarında yanındaki nöbetçilerle garaj nöbetçisini değiştirmek üzere sanığın yanına gittiği, mağdurun geç geldiğini düşünen ve bu nedenle ona kızan sanığın, mağdura hitaben (mağdur henüz bir şey söylemeden) senin gibi devriye onbaşısını sinkaf edeyim diye küfür ettiği, mağdurun diğer nöbetçilere dönüp arkadaşlar saatinize bakın dediği, nöbetçiler saatlerine baktıklarında nöbet bitimine daha 5-6 dakikalık zaman olduğunu gördükleri maddi olay olarak sübut bulmakta, sanıkta maddi olayı kabul etmektedir.
Sanık mağdurla aynı rütbeyi taşıdığını, aralarında astlık-üstlük münasebeti bulunmadığını, eyleminin TCK. nun 482 nci maddesi kapsamına girdiğini belirterek suç vasfına itiraz etmektedir. Bölük nöbetçi onbaşısının görevlendirilmesi ve vazifeleri TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 396 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, Bölük nöbetçi onbaşısı görevi verilen personele kendisine verilen hizmetleri yapabilmesi bakımından bazı yetkiler tanımıştır. Bu yetkilerin kullanıldığı hallerde Bölük nöbetçi onbaşısının diğer kıta onbaşılarının amiri sayılması gerekmektedir. Aksi halde görevin yapılması mümkün değildir. Bu nedenle Bölük nöbetçi onbaşısının amirlik durumunun saptanmasında, olayın özelliğine göre onbaşının yapmakta olduğu görevin öncelikle dikkate alınması gerekir. İddia konusu olayın, Bölük nöbetçi onbaşısının TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 396/9 madde ve bendinde yer alan nöbet değiştirme görevini yaptığı sırada ceryan ettiği konusunda kuşku bulunmamaktadır. Hakaret nöbetçi onbaşılığının yüklediği görevin ifası sırasında meydana geldiğinden, mağdurun aynı rütbedeki sanığın üst ve amiri sayılması gerekir. As.Yrg,, Drl. Krl.nun 08.11.1979 tarih ve 1979/77-86 Esas-Karar sayılı kararında benzer bir olayda Bölük nöbetçi çavuşu diğer kıta çavuşlarının üst ve amiri kabul edilmiştir. Bu nedenle sanığın suç vasfına yönelik temyiz itirazı isabetli bulunmamıştır.
Sanığın sübut bulan eylemi, olayın ceryan tarzına ve bu sırada sanığın taşıdığı sıfata göre amire hakaret suçunu oluşturmasına rağmen, Askeri Mahkemece üste hakaret olarak nitelendirilmesi hatalı ise de, her iki suçun ASCK. nun 85/1 nci maddesinde düzenlenmesi, her iki suçun hukuki mahiyetinin ve unsurlarının birbirine çok benzer olması nedenleriyle bu hata hükmün özüne etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle Askeri Mahkemenin karar yerinde gösterdiği deliller ile, bunların tahlil ve değerlendirilmesi sonucunda kurduğu hükümde; usul, sübut ve uygulama maddeleri yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden, vasıfta yapılan hata ise hükmün özüne etkili bulunmadığından onanması gerekmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın isabetli görülmeyen temyiz itirazının 353 Sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Hükmün, tebliğnamedeki görüş doğrultusunda ONANMASINA, 31.10.2000 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy