(1632 S. K. m. 81) (AYDK. 19.03.1998 T. 1998/46 E. 1998/46 K.) (AYDK. 12.11.1999 T. 1998/156 E. 1998/146 K.)
Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan sanık yükümlü Orhan ATALAY hakkında 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 17.7.2001 tarih ve 2001/1475-540 esas ve karar sayılı beraata ilişkin hükmün, yasal süresi içinde Askeri Savcı tarafından sanık aleyhine temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığının onama istemini içeren 12.12.2001 tarih ve 2001/4302 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ GÖRÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Askeri Mahkemece sanık hakkında 13.1.2000 tarihinde işlediği iddia olunan Askerlikten Kurtulmak İçin Hile Yapmak suçundan dolayı, atılı suçun maddi unsurunun oluşmaması gerekçesiyle beraat kararı verildiği Askeri Savcı tarafından; mevcut delillere göre sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği ileri sürerek, süresi içerisinde sanık aleyhine temyize gelindiği anlaşılmaktadır.
Tebliğnamede özetle; sanıklar askerlikten kurtulmak amacıyla söz konusu sahte raporu düzenlendiğinde kuşku olmamakla beraber, müsnet suçun oluşabilmesi için yapılan hile ve hüdanın dolandırıcılık vasfını taşımanın en önemli unsur olduğu, bir başka deyişle yapılan hilenin kast onur sonucu doğurmaya elverişli olması gerektiği, dava konusu olayda bir başka deyişle yapılan hilenin kast olunur sonucu doğurmaya elverişli olması gerektiği, dava konu olayda ikna ve iğfal kabiliyeti olmayan hileli hareketlerin atılı suçu oluşturmayacağı açık olduğundan, Askeri Mahkemesince verilen beraat kararında isabet bulunduğu belirtilerek hükmün onanması istenilmiştir.
Yapılan incelemede;
1999 yılından beri yoklama kaçağı olarak takip edilmekte olan sanığın, başvurduğu ELAZIĞ Askerlik Şubesi aracılığıyla 21.12.1999 tarihinde yoklama muayenesi için Elazığ Askeri Hastanesini sevk edildiği (Dz.7) ancak anılan hastaneye başvurmadığı ve muayenesini yaptırmadığı halde kendisine Bipolar bozukluk depresif hecme D/15 F-2 Askerliğe Elverişli Değildir şeklinde anılan Askeri Hastane Sağlık Kurulu tarafından 30.12.1999 gün ve 435 sayılı Ön Bildirim Belgesi (raporu) verildiğini gösterir sahte bir belge tanzim ederek/ettirerek bu belgeyi kayıtlı bulunduğu GENÇ Askerlik Şubesine 13.1.2000 tarihinde ibrazını sağlamıştır (Dz.1).
GENÇ Askerlik Şubesi Bakanı, anılan ön bildirim belgesine baktığında rapordaki imzalardan kuşkulanmış ve hemen 14.1.2000 tarihli bir yazı ile raporun doğruluk derecesini ELAZIĞ Askeri Hastanesi Baştabipliğinden sormuştur (Dz.5). Anılan Askeri Hastane de mezkür raporun kendilerince tanzim edilmediğini bildirmiştir (Dz.2).
Sanığın askerlikten kurtulmak amacıyla söz konusu sahte raporu düzenlediğinde bir kuşku bulunmamaktadır. AsCK.nun 81 nci maddesinde öngörülen askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak için hile yapmak suçu netice suçu olmayıp, neticenin tahakkukuna ihtiyaç göstermeyen şekli suç niteliğindedir. Kanun koyucunun burada neticeyi meydana getirmeye elverişli hileli harekeleri önlemek amacı ile hileli hareketi yapmayı müeyyide altına aldığı anlaşıldığından, hilenin kast olunan neticeyi doğurmaya elverişli olması, başka bir anlatınla kullanılan sahte belgenin sunulduğu makam ve mercilerin iradelerini ifsat ederek onları yanlış işlem yapmaya sevk edebilecek şekilde aldatıcılık ve inandırıcılık özelliğinin bulunması gerekmektedir.
Somut olayda; anılan sahte ön bildirim belgesi Askerlik Şubesine ulaştığında, Şube Başkanı daha ilk bakışta raporda yer alan imzalardan kuşkuya kapılmış ve bu durumu yazısında özellikle belirterek raporun sıhhat derecesinin Elazığ Askeri Hastanesinden araştırma gereği duymuştur. Gerçekten de anılan sahte rapora bakıldığında Baştabip adına atılmış imzanın, şekil ve kıvrım açısının akılcı bir görünümde değil aksine titrek her elin ürünü olduğu kolaylıkla görülmektedir. Yine adına rapor verilen kişinin kimlik bilgilerinin yazıldığı bölümü tamamen kapsayacak şekilde başka bir imza atılmış olmasının da rapor tanzim esaslarına uygun düşmediği ilk anda tespit edilmektedir. Öte yandan rapor içerisinde bazı bölümlerin daktilo ile, bazı bölümlerinin ise el yazısı ile doldurulması sıkça karşılaşılan ya da rapor tanzim usulüne uygun düşen bir keyfiyet değildir. Bu hususlar şube yetkililerinin de hemen dikkatlerini çekmiş, derhal raporun gerçeklik durumunu araştırmaya başladıkları gibi, rapora rağmen yükümlünün takibinden de vazgeçilmiştir (Dz.65/1).
Tüm bu hususlar rapora muhatap olan kişi ya da makamların kolaylıkla ilgili ve kuşkusunu çekeceğinden yapılan hilenin herhangi bir bilirkişi incelemesine gerek kalmaksızın kandırıcılık vasfını taşımadığı belirlenmektedir.
Öte yandan TSK. Beden Yeteneği Yönetmeliğinin 15 nci maddesine göre, Ön Bildirim Belgesi ile kesin işlem yapılmayacağına, kesin işlemin ancak üst makamların onayından geçecek onaylı sağlık kurul raporuyla yapılabileceğine göre, suç işleme kastı ile hareket edilirken hile amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaktan uzak belge üzerinde yapıldığından atılı suçun oluşmadığını kabul etmek gerekmektedir. Nitekim As. Yarg. Drl. Krl. nun 19.3.1998/46-46; 12.11.1999/156-146; 30.12.1995/117-118; 4.12.1997/149-155 esas-karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Bu itibarla, uygun irdelemeler çerçevesinde yapılan hile ve sahteciliğin iğfal kabiliyeti taşımadığı sonucuna varmış olan Mahkemenin yüklenen suçun oluşmadığını kabul ederek tesis ettiği beraat hükmünde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Askeri Savcının temyiz itirazının yukarıda belirtilen nedenlerle reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının kabule diğer bulunmayan temyiz itirazının 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Yasaya uygun beraat hükmünün ONANMASINA,
20.11.2001 tarihinde tebliğnamedeki düşünce doğrultusunda oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy