(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (1111 S. K. Geç. m. 37)
Bakaya suçundan sanık Yedek Subay Aday Adayı Orhan AYAZ, 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin hakkında verdiği 2.4.2001 gün ve 2001/727-287 Esas Karar sayılı mahkumiyet hükmünü süresinde temyiz etmiş olduğundan, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının bozma istemini içeren 7.9.2001 tarih ve 2001/2976 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize havale edilmiş olmakla incelendi, yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın 21.11.1995-5.6.2000 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul ederek, As. CK. nun 63/1-A (üç aydan sonra gelenler cümlesi), TCK. nun 59/2 ve 647 Sayılı Kanunun 4.maddesi gereğince 304.200.000 TL. ağır para cezasıyla mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık; bedelli askerlik yasası yürürlükte olduğundan bakaya suçunun oluşmayacağını belirterek, hükmün bozulması talebiyle temyize gelmiştir.
Tebliğnamede; bedelli askerlikten yararlanmak isteyen yükümlülere bedeli temin edebilmeleri için altı aylık süre tanındığı, bu süre zarfında yapılan sevklere katılmamaları için yükümlülere izin verilmiş olduğu, 4.5.2000 tarihinden sonra ilk celp dönemi geçmeden şubeye başvuran sanığın bakaya kalmak kastı bulunmadığı belirtilerek, hükmün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 1966 doğumlu olan sanığın 19.9.1990 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduğu, 4.1.1991 tarihinde askerlik kararı alınıp 91/1 grup numarasına tabi tutulduğu, askerliğe sevkinin birkaç kez tehir edilmesi ve bakaya kalıp hakkında yasal işlemler yürütülmesi neticesi en son Kasım 1999 celbine tertip olunduğu, TRT tarafından yapılan tebliğ mahiyetindeki duyurulara rağmen 20.11.1999 tarihinde kadar sevkini sağlamadığı, 5.6.2000 günü Mut. Askerlik Şube Başkanlığına başvurduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.
1966 doğumlu olan sanığın 4.11.1999 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4459 Sayılı Yasa kapsamında bedelli askerlik hakkını haiz olduğu öncelikle nazara alınmalıdır. Bu kanunla 1111 Sayılı Kanuna Geçici 37. madde eklenmiş ve 1.1.1973 tarihinden önce doğan yükümlülerin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde askerlik şubelerine başvurup belirli bir bedeli ödemeleri ve temel askerlik eğitimlerini yapmaları halinde, askerlik hizmetlerini yerine getirmiş sayılacakları öngörülmüştür. Ayrıca, bu yasa hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında adli takibat yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Yasa koyucu, 4459 Sayılı Kanun ile bedelli askerlik hakkını düzenlerken, yükümlülerin kendi durumlarını değerlendirmeleri, yasadan ve uygulamada haberdar olmaları, işlerini ayarlamaları, para temini gerekiyorsa bunu halletmeleri, Askerlik Şubelerinde yığılmalar olmaması gibi hususları gözeterek belirli bir süre tanımıştır.
Yasanın aradığı şartlarda olan yükümlülerin en geç 4.5.2000 tarihinde kadar Askerlik Şubesine başvurup bedeli yatırmaları halinde adli takibat yapılmayacaktır. Bu noktadan hareket edildiğinde, yasanın yayımlandığı tarihten sonraki, ancak son başvuru tarihinden önceki bir celp döneminde tertip olunan ve bu celp döneminde sevkini sağlamayıp, son başvuru tarihini takip eden ilk celp döneminden önce Askerlik Şubesine başvuran yükümlünün, durumu önem arz etmektedir. Somut olayda böyle olmuş ve Kasım 1999 celbine tabi olan sanık 5.6.2000 tarihinde Askerlik Şubesine başvurmuştur.
Bedelli askerlikten yararlanma niyetini gerek Askerlik Şubesine gönderdiği 19.11.1999 tarihli dilekçesinde ve gerekse savunmasında ifade eden sanık, parayı toplayamadığından bu haktan istifade edemediğini belirtmiştir. Bedelli askerlikten yararlanma iradesini açıkça ortaya koyan ve son başvuru tarihini takip eden ilk celp döneminden önce müracaat eden sanığın söz konusu altı aylık süre zarfında talebi olmaksızın askere sevki mümkün olmadığından, suç kastıyla hareket ettiğini kabul etmek mümkün değildir.
Bu itibarla, 4459 sayılı Yasadan yararlanma hakkı olan sanığın bakaya kaldığı celp dönemleri ve başvuru tarihi dikkate alındığında müsnet suçun oluşmadığı anlaşıldığından, hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması, hükmün esastan bozulmasını gerektirmiştir.
Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 12.12.2000 gün ve 2000/827-821, 16.1.2001 gün ve 2001/79-63, 27.2.2001 gün ve 2001/169-174,24.4.2001 gün ve 2001/335-323, 4. Dairesinin 17.1.2001 gün ve 2001/35-42, 1.Dairesinin 4.4.2001 tarih ve 2001/275-264,18.4.2001 tarih ye 2001/316-302 sayılı kararları da bu yöndedir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklandığı gibi;
Hükmün, sanığın temyizine atfen ve resen 353 Sayılı Kanunun 221. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2001 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy