(765 S. K. m. 59, 230, 455) (1632 S. K. m. 144) (211 S. K. m. 17)
Görevi ihmal suçundan sanık J.Astsb.Üçvş. Bülent ŞENOL hakkında 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 31.01.2002 tarih ve 2002/104-14 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, yasal süresi içinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığı'nın hükmün onanması istemini içeren 18.04.2002 tarih ve 2002/1556 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 03.07.2000 tarih ve 2000/67-493 sayılı iddianamesi ile;
Sanık Bülent ŞENOL'un, TUNCELİ/Ovacık İlçe Jandarma Aşağı Torunoba Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığı emrinde Bölük İdari İşler Astsubayı olarak görev yaptığı sırada, birliğe gelen elektrik akımının azalması üzerine elektrik taşıyan hatta bir kopukluk olup olmadığını tespiti amacıyla Bölük Komutanı tarafından 29.08.1999 tarihinde saat 18.30 sularında görevlendirildiği, Bölük Komutanının görev gereği birlikten ayrılmasından sonra ertesi gün sabah saatlerinde, Bölükte bulunan landrover aracını hazırlatarak sürücüsü J.Kom. Er Tevrat KARAKUŞ olduğu halde Bölükten ayrıldığı, araçla birlikte önce yol kontrol unsurunun yanına gittikleri, bu unsurla birlikte yola çıktıkları, bu unsurun Ovacık istikametinde emniyeti almasını müteakip araç içinde Bölük istikametine doğru giderek hatları takip etmeye başladıkları, bir süre sonra aracı yol üstünde bırakarak araç içinden tellerinde kopukluk olduğunu saptadıkları arazideki elektrik direğine doğru ilerlemeye başladıkları, bu elektrik direğinin ağaç değil, dört ayaklı metal direklerden olduğu, Tevrat KARAKUŞ'un yürüyerek bu direğin yanına geldiği, bu sırada sanığın da o yöne doğru gittiği, Tevrat KARAKUŞ'un bu elektrik direğine tırmandığı, bir ara sanığa bu tellerde elektrik yok komutanım dediği, bu sırada elinde bulunan kontrol kalemi ile tellerden birine dokunmasıyla çarpılıp yere düşmeye başladığı, sanığın onu tutmak istediği ve akabinde sanığın üzerine düştüğü, hemen Bölükteki revire götürüldüğü, bu sırada hayatını kaybettiği, bu şekilde ELAZIĞ 100 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğine getirildiği, burada yapılan muayene ve otopsisinde ölümünün Yüksek gerilimli elektrik akımının vücuttan geçerek bacak ve sağ urulal bölgeden terk etmesine bağlı kalpte meydana gelen atım bozukluğu sonucu dolaşım ve solunum yetmezliğinden kaynaklandığının tespit edildiği, dolayısıyla yüksek gerilimin ölüme sebep olduğu, buna göre sanığın olayda, göreve çıkışından başlayarak kusurunun bulunduğu, başkaca hiçbir teknik bilgisi ve donamımı bulunmayan kişinin yüksek gerilim hattı taşıyan elektrik direğine çıkmasına izin verdiği, oysa görevinin sadece kopuk bir tel olup olmadığının tespitinden ibaret olduğu, bu tespitin ise kendisi ve Tevrat KARAKUŞ tarafından henüz daha araç içinde iken gözle yapıldığı, araçtan inerek direğin yanına gidip tellere dokunmanın Bölük Komutanı tarafından verilen talimatın içinde olmadığı, sanığın da olay sırasında direğin yanında olduğunun, olayın gelişiminden rahatlıkla anlaşılabildiği, yani Tevrat KARAKUŞ'un bilgisi ve görgüsü dahilinde bu elektrik direğine tırmandığı, böyle olmazsa kopuk telin gözle tespitinden sonra oradan ayrılmalarının gerektiği, üstelik kopuk telin ağaç direkte bulunması ihtimaline karşı araç direğe çıkmakta kullanılan kancaları dahi koydurduğu, rütbeli personel olarak elektrik direklerindeki arızaların ancak yetkili kimseler tarafından giderilebileceğinin kendisi tarafından bilinmesinin gerektiği, dolayısıyla TCK. nun 455 nci maddesinde düzenlenmiş olan suçun tüm unsurlarının bu olayda gerçekleştiği iddiası ve TCK. nun 455/1 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, Askeri Mahkemece sanığın ek savunması da saptandıktan sonra, eylemin görevi ihmal suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın, As. CK. nun 144, TCK. nun 230/1 ve 59 ncu maddeleri uyarınca oniki ay onbeş gün hapis ve 50.000.000.-TL. ağır para cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, sanık müdafiinin sübuta ve uygulamaya yönelik nedenlerle temyize geldiği anlaşılmıştır.
Sübutunda kuşku olmayan maddi olayda Askeri Mahkemece, dosyada mevcut delillerin etraflı şekilde tartışılıp değerlendirilmesinden sonra ...Sanığın, bölük komutanı tarafından kendisine tevdi olunan görevin ifası için, yardımcı olarak yanına aldığı müteveffaya ifa edilecek görevin niteliği, bu görevin ne şekilde ifa edileceği, görevin ifası sırasında hangi emniyet, tedbirlerine uyulacağı hususlarında açık ve net bir talimat vermesi gerektiği, tespitin yerden yapılacağı birlik komutanı tarafından açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, direğe tırmandığını gördüğü müteveffaya seyirci kalmaması gerektiği ve tüm bu hususların sanığın görevinin kapsamında kaldığı, oysa sanığın belirtilen hususlarda ayrıntısı yukarıda belirtildiği şekilde görevini savsadığı kuşkusuzdur... gerekçesiyle görevi ihmal suçunun sübuta erdiğinin kabul edilmesinde ve uygun gerekçelerle yazılı şekilde hükme varılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık müdafiinin suçun manevi unsur yönünden oluşmadığına yönelik temyiz sebebi; sanığa verilen görevin kapsamının açık olmasına, olayın meydana geldiği hatlarda ve elektrik direklerinde hiçbir emniyet tedbiri alınmadan çalışılmasının hayati tehlike arzetmesine ve T.S.K. İç Hizmet Kanununun 17 nci maddesinde amirlere, maiyetini ahlaki, ruhi ve bedeni hallerini daima nezaret ve himayesi altında bulundurma görevi verilmiş olmasına rağmen sanığın, Askeri Mahkemenin kabulünde belirtilen davranışlarında suç kastını ortadan kaldıracak haklı hiçbir nedenin bulunmaması nedeniyle yerinde olmadığı gibi, Askeri Mahkemece, uygun gerekçelerle yazılı şekilde yapılan uygulamada da bir isabetsizlik görülmediğinden uygulamaya yönelik temyiz sebepleri de kabule değer görülmemiş ve hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin 353 Sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Yasaya uygun hükmün, tebliğnamedeki düşünce doğrultusunda ONANMASINA, 30.04.2002 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy