(1632 S. K. m. 76)
Mamak 28 inci Mknz.P.Tug. 2 nci Mknz.P.Tb.K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın, 13.8.1997 tarihinde izin almaksızın birliğinden uzaklaştığı, 7.9.1998 tarihinde İstanbul'da yakalanarak 12.9.1998 tarihinde birliğine teslim edildiği, disiplin odasında gözetim altındayken 13.9.1998 günü saat; 23.15'te pencere demir parmaklıkları arasından firar ettiği, 12.12.2001 günü kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, 13.8.1997-7.9.1998 tarihleri arasındaki firar eylemi dolayısıyla hakkında açılmış bir başka dava dosyası bulunan sanığın, 13.9.1998 tarihinde, 4551 sayılı Kanundan önceki haliyle, As.C.K.nun 76/2 nci maddesinde düzenlenmiş olan "mevkuf iken kaçmak" suçunu işlediği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
4551 sayılı Kanun öncesinde yürürlükte olan haliyle As.C.K.nun 76 ncı maddesindeki suç tanımlanırken "....kaçanlar..." ibaresi kullanılmış, belirli bir süre şartı öngörülmediği gibi, hukuka aykırılık halinin sürdürülmesinin suçun oluşumu bakımından zaruri olduğuna dair herhangi bir ilave unsur da getirilmemiştir. Nitekim, bu suçun paralelinde düzenleme içeren TCK.nun 298 inci maddesindeki suçun "ani suç" vasfını haiz olduğu uygulamada kabul görmüştür. Bu nedenle, kaçmak eylemiyle netice gerçekleşmiş ve dolayısıyla suç tekevvün etmiş olduğundan, neticenin bir müddet devam etmesinin bu suça mütemadi suç vasfı kazandırmayacağı açıktır.
Suçun işlendiği 13.9.1998 tarihi itibariyle As. C.K.nun 76 ncı maddesinin eski hali yürürlükte olup, sanığın eylemine tekabül eden ikinci fıkrada altı aya kadar hapis cezası öngörülmekte ve sırf askeri suç niteliğinde olmaması nedeniyle hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi imkanı bulunmaktadır. 26.5.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4551 sayılı Kanunun getirdiği değişiklik sonrasında, askeri tutukevi ve cezaevinden kaçan asker kişiler hakkında TCK. nun ilgili hükümlerine atıf yapılmış, As. C.K.nun 169 uncu maddesi gereğince üstü tarafından geçici olarak tutuklanıp da kaçan asker kişilerin As. C.K.nun 76 ncı maddesi uyarınca cezalandırılmaları imkânı kalmaması sebebiyle, bu gibilerin eylemlerinin As. C.K.nun 66 ncı maddesinde düzenlenen firar suçuna vücut vereceği anlaşılmıştır. As. C.K.nun 66 ncı maddesi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngördüğünden ve firar suçu sırf askeri suç niteliğinde olup hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi imkânı bulunmadığından, 4551 sayılı Kanun öncesindeki düzenlemenin sanığın lehine olduğu izahtan varestedir.
Bu itibarla, TCK. nun 2/2 nci maddesine nazaran, sanık hakkında 4551 sayılı Kanun öncesi haliyle As. C.K.nun 76/2 nci maddesi gereğince uygulama yapılması gerekirken, hatalı değerlendirme ve tavsif neticesinde As. C.K.nun 66/1-a maddesi gereğince hüküm kurulması yasaya aykırı bulunmuş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy