(1632 S. K. m. 97)
Disiplin cezasının infazı için, Disiplin Cezaevinde tutulan sanığın, 29.3.1996 tarihinde, aynı nedenle cezaevinde bulunan terhisli Erler Ş.Ç. ve Y.Ş. ile birlikte sabah kalk saatinde yataklarından kalkmadıkları, görevli gardiyanın ikazlarına uymayarak kalkmamakta ısrar ettikleri, müteakiben sakal tıraşı olmaları için kendilerine verilen jiletler ellerindeyken gardiyanı tehdit ederek. rütbeli bir personel gelmediği sürece koğuşu terk etmeyeceklerini söyledikleri, olay yerine gelen Disiplin Ceza ve Tutukevi Amiri Mu.Üçvş. R.B.'nin ikazlarına da uymayarak koğuşu terk etmedikleri ve ellerindeki jiletlerle kendilerini yaraladıkları, bilâhare olay yerine gelen Mrk K.lığı görevlisi Mu.Ütğm. V.O.'nun sanıklara ellerindeki jiletleri bırakarak revire gitmelerini söylediği, sanıkların revire gitmeyi kabul ettikleri ancak jiletleri bırakmadıkları, revirdeki tedavilerini müteakip Mrk.K.lığına getirildiklerinde görevlilerin müdahalesi ile ellerindeki jiletlerin alındığı, dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Sanığın, sübut bulduğu kabul edilen ve üste mukavemet olarak vasıflandırılan suçu, temyize gelmeyen diğer sanık Erler Ş.Ç. ve Y.Ş, ile birlikte ve dayanışma içinde işlediği anlaşılmaktadır.
ASCK'nın 97 nci maddesi; birden ziyade askeri şahısların bir amire veya mafevke hep birlikte itaatsizlik veya mukavemet veya fiilen taarruz etmek (Mad.86,90,91) için ittifak etmeleri hâlinde, suçun fesat sayılacağı ve cezanın ittifak edenlerin yapmak için ittifak ettikleri cürme tatbik edilecek kanun maddesine göre tayin ve ölüm ile müebbet ağır hapisten başka hâllerde üç aydan iki seneye kadar artırılacağı, ittifak edenlerin suçu işlemiş olmaları hâlinde ise cezanın ölüm ve müebbet hapisten başka hâllerde, ASCK'nın 50 nci maddesine göre artırılarak hükmedileceğini amir bulunmaktadır.
Aralarında sanığın da bulunduğu üç kişilik grubun, disiplin cezaevindeki, kurallara uymaları yönündeki müteaddit emirlere, dayanışma hâlinde ve birlikte hareket ederek direndikleri dikkate alındığında, eylemin fesat olarak vasıflandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, aleyhe temyize gelinmemiş olması nedeniyle, sanığın kazanılmış hakları saklı tutulmak kaydıyla hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmiş, bozma nedeni karşısında diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy