(765 S. K. m. 404)
Askerî Mahkemece, sanığın Birliği Komutanlığınca sevk edildiği Erzurum-Mareşal Çakmak Askeri Hastanesinden zamanında birliğine dönmediği, bir süre firarda kaldıktan sonra 14.11.2001 tarihinde birliğine katıldığı, durumundan şüphelenilmesi üzerine Batarya Komutanının sanıktan üzerindekileri çıkartmasını istediği, sanığın da ceplerini boşalttığı, bu esnada iki küçük paketi kendi rızasıyla çıkartıp masanın üstüne koyduğu, sanığın söz konusu uyuşturucu maddeyi ileri sürdüğü şekilde kendi rızası ile ve hakkında herhangi bir işlem yapılmadan önce teslim etmediği, bu nedenle hakkında TCK'nın 404/3 üncü maddesinin uygulanmadığı, ancak üzerinde bulunan bütün maddeleri çıkartması için verilen emir üzerine, uyuşturucu maddeleri teslim eden sanığın cezasından TCK'nın 405/2 nci maddesi uyarınca indirim yapıldığı belirtilerek, sanığın uyuşturucu madde bulundurmak suçundan TCK'nın 404/2, 405/2, 59/2 maddeleri uygulanmak suretiyle cezalandırılması yoluna gidildiği belirlenmekte ise de;
Maddî olgunun kabulde olduğu şekilde gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Zira sanık rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Erzurum-Mareşal Çakmak Askerî Hastanesinden zamanında birliğine dönmeyerek firar etmiş, bir süre firarda kaldıktan sonra 14.11.2001 tarihinde birliğine katıldığında Nöb. Uzm. Çvş. S.Y.'nin sanığın durumundan şüphelenmesi nedeniyle ve onun önerisiyle Batarya Komutanı odasında ve onun emri ile üzerinde ne varsa çıkartmasının istenildiği, bunun üzerine sanığın firardan beraberinde getirdiği ve düzenlenen ekspertiz raporuyla esrar olduğu belirlenen toplam 9.8 gr. ağırlığındaki iki küçük paketi çıkartıp masanın üstüne koyduğu ve "Komutanım bunlar iki çeşit uyuşturucu maddedir." diyerek teslim ettiği anlaşılmaktadır. Oluşa göre, sanığın üzerinde uyuşturucu madde bulundurduğunda tereddüt yoktur. Sanık rahatsızlığı nedeniyle askerî hastaneye sevk edildiğinde uyuşturucu madde kullandığı kıt'asınca bilinmemektedir. Zira dosyada mevcut sanığın uyuşturucu madde bağımlısı olduğuna dair belgeler (Danışmanlık kartı, Erbaş ve Er Sevk Formu, Kıta Anket Formu; Vaka Kanaat Raporu...) suçtan sonra sanığın beyanları doğrultusunda tanzim edilmişlerdir. Buna göre sanığın henüz uyuşturucu madde kullandığı ya da bulundurduğu bölük ilgilileri tarafından bilinmezden ve resmî makamlar tarafından uyuşturucu madde bulundurduğu haber alınmazdan önce sanığın uyuşturucu maddeleri kendiliğinden teslimi söz konusudur. Bu hale göre de, Mahkemenin kabulünde olduğu gibi sanığın herhangi bir tahkikata girişilmeden resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isteme hâli olayda söz konusu olmadığından hakkında TCK'nın 404/3 üncü maddesinin uygulanmaması yerindedir.
Ancak, tartışılması gereken husus sanık hakkında TCK'nın 405/1 inci madde ve fıkrasının tatbik kabiliyeti olup olmadığındadır. Bu madde, "403 ve 404 üncü maddelerde yazılı suçlara iştirak etmiş olan kimse, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu ve suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber vererek bunların yakalanmalarını veya elde edilmelerini kolaylaştırırsa ceza verilmez" hükmünü içermektedir. Suç işlenmesinden sonra failin, konudan haberi bulunmayan resmî makamlara bilgi vermesi, bir cezasızlık nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu cezasızlık nedeni 403 ve 404 üncü maddelerde yazılı tüm suçları kapsamaktadır.
Koşulları ise;
1- Haberi veren fail, TCK'nın 403 ve 404 üncü maddelerde yazılı suçlarından birini işlemiş olmalı,
2- Haber, bizzat fail tarafından verilmeli,
3- Haber, ilgili makamlara verilmeli,
4- Fail haberi, suçun işlendiğinin resmî makamlar tarafından öğrenilmesinden önce vermeli,
5- Fail, durumu veya suç ortaklarını veya uyuşturucu maddelerin saklandığı ya da imal edildiği yeri haber vermeli,
6- Failin verdiği haber, doğru ve yararlı olmalıdır.
Koşullar sübut bulan maddî olaya uygulandığında, sanığın, suçun işlendiği resmî makamlar tarafından öğrenilmeden önce üzerinde iki küçük paket hâlinde bulunan uyuşturucu maddeyi suçla ilgili kovuşturma yapmakla görevli Batarya Komutanına teslim ettiği, böylelikle bu madde ve fıkrada belirtilen tüm şartların gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Tanık olarak yeminli ifadesine başvurulan Uzm. Çvş. S.Y.'de ifadelerinde açıkça, "sanık üzerindeki uyuşturucu maddeyi kendi isteği ile teslim etti, üzerinden çıkan uyuşturucu maddeler çok küçük şekilde paketlenmişti, sanık isteseydi bize teslim etmeden saklayabilirdi" demek suretiyle, olayın TCK'nın 405/1 inci madde ve fıkrasında belirtilen koşullar çerçevesinde gerçekleştiğini teyit etmektedir. Dolayısıyla suç işlenmesinden, ancak resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce sanık suça konu esrar maddesini teslim ettiğinden hakkında TCK'nın 405/1 inci maddesinin uygulanması gerekmekte olup, cürümler resmî makamlar tarafından haber alındıktan sonra suç ve ortaklarının meydana çıkmasına ve yakalanmasına hizmet ve yardım ile ilgili TCK'nın 405/2 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmasında yasal isabet bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay C.G.K. nın 21.06.1993, 1993/10-156-1993/185; 10 ncu C. D. nin 27.01.1997, 97/715-827; 24.12.1996, 1996/13953-14442; 24.12.1996, 13971-14306 esas - karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Bu itibarla, uyuşturucu madde bulundurmak eylemi sübut bulan sanık hakkında TCK'nın 405/1 inci madde ve fıkrası uyarınca "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyeti cihetine gidilip hakkında TCK'nın 405/2 nci maddesinin uygulanmasında yasal isabet bulunmadığından, tesis edilen mahkûmiyet hükmünün sanığın temyizine atfen ve resen bozulması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy