(1632 S. K. m. 87)
Askeri Mahkemece, sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 87/1 (birinci cümle) ve TCK'nın 59/2 nci maddeleri uyarınca neticeten yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede, ilgili emir maddesinde yer alan hususların disiplinli davranışı amaçlayan talimat mahiyetinde olduğu, bu itibarla atılı suçun oluşmayıp, sanığın eyleminin disiplin tecavüzü niteliği taşıdığı belirtilerek, bozma isteminde bulunulmuştur.
Yapılan incelemede;
Sanığın 9 uncu Kolordu Komutanlığı Orduevi Müdürlüğünde kat görevlisi olarak askerlik hizmetinde bulunduğu sırada, 14.11.2001 tarihinde kendisine imza karşılığı tebliğ edilen 42 maddelik 12 nolu günlük emrin 36 ncı maddesinde "Kat görevlileri temizlik yapmak için gittikleri odalarda TV seyretmeyecekler, yatakların üzerine oturmayacaklar ve yatmayacaklardır. Odaların banyo ve tuvaletlerinin kesinlikle kullanılmayacaklardır." denilmesine rağmen, 16.7.2002 günü 00.00-02.00 saatleri arasındaki nöbetinden sonra koğuşa gitmeyip, resepsiyondan 5 inci kattaki 518 nolu odanın anahtarını alarak odaya gidip uyuduğu, sabah erken saatlerde sanığın bulunamaması nedeniyle yapılan araştırmada belirtilen odada uyuduğunun saat 06.15 sıralarında saptandığı, dosya kapsamıyla maddi olgu olarak kesinlik kazanmaktadır.
ASCK'nın 87 nci maddesinde yazılı olan emre itaatsizlikte ısrar suçunun teşekkülü, hizmete müteallik emrin hiç yapılmamasına, itaaten fiilen ve sözle imtina edilmesine veya emir tekrar edildiği hâlde itaat etmemekte ısrar edilmesine bağlı kılınmıştır. Sanığa imza karşılığı tebliğ edilen 12 nolu günlük emir genel bir talimattan ziyade otel kısmında çalışma esaslarını ve personelin uyması gereken kuralları düzenlemekte olup, tebliğnamede belirtilen düşüncenin aksine somut hâle getirilmiş bir hizmet emri niteliği taşıdığında duraksama yoktur. Sanık bu emri bilmesine rağmen, nöbetinden sonra kalk saati olan 05.30'a kadar fazla bir zaman kalmadığı düşüncesiyle ve suç işleme kastıyla koğuşa gitmeyip otel odasında uyuduğunu açıkça beyan ettiğinden atılı suç tüm unsurları ile oluşmuştur.
Bu itibarla sanığın nedensiz temyiz itirazı yerinde olmadığı gibi, tebliğnamedeki düşünceye itibar etmek de olası değildir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy