(1632 S. K. m. 85)
Sanığın aşamalardaki açık ikrarı, tanıkların birbirlerini doğrulayan ve tamamlayan yeminli anlatımları, Boralan 3 üncü Hudut Bölük Komutanlığının 20.8.2000 tarihli yazısı, vak'a kanaat raporu ve tüm dosya kapsamına göre,
Ağrı 12nci Mknz.P.Tug.Tank Taburundan, Iğdır/Aralık-Boralan 5 inci Hd.A.1nci Hd.Tb.4 üncü Hd.Bl.K. lığına bağlı Aşağıçiftlik Hudut Karakoluna 8.2.2000 tarihinde takviye personel olarak getirilen ve tim komutanı olarak göreve başlayan sanık (Ter.) Tnk.Atğm. Ü.A.'nın, 16.4.2000 tarihinde geceleyin 01.00 sıralarında Doğu pusu yerinde pusu görevini icra ederken, sel diye tabir edilen yerde devriyeye çıkmak istediği, ancak, pusu yerinde bulunan tim personelinin sanık Asteğmenin bu isteğini kabul etmedikleri ve Karakol Komutanının emrine göre devriyeye çıkmalarının yasak olduğunu belirterek pusu yerinde kalmak istedikleri, timde görevli P.Er A.B.'nin bu durumu telsizle karakola bildirmesi ve Karakol Komutanı mağdur P.Atğm.K.T.'nin "devriyeye çıkmamaları, pusu yerini terk etmemeleri" konusunda talimat vermesi üzerine, sanık Asteğmenin, prestijinin sarsıldığı hissine kapıldığı ve birden sinirlenerek "O zaman askerlerin ve silâhların nasıl yerleştirileceğini söylesinler" dedikten sonra; "Karakol Komutanı kim olur, onu sinkaf ederim, o Lazdır, nataşa çocuğudur" diye küfür etmeye başladığı,
Bir süre sonra Karakol Komutanı mağdur Atğm.K.T.'nin pusu yerine kadar gelip tim personeline nerede mevzi alacaklarını gösterip yanına P.Er A.H.yi de alarak karakol merkezine döndüğü ve bu sırada P.Er A.B.'den pusu mevziinde sanık Asteğmen tarafından kendisine hakaret edildiğini öğrenince, yeni bir tim personeli görevlendirerek pusu yerine gönderip sanık Atğm.Ü.A.'yı timiyle birlikte karakola getirttikten sonra, mağdur Asteğmenin sanık Asteğmene "Bana kütür etmişsin, nasıl yaptın?" diye sorduğu ve sanık
Asteğmenin de "Dümdüz yaptım" diye cevap verdiği maddi olay olarak sabit görülmüştür.
13.3.2002 tarihli duruşmanın sonunda, adresinde bulunamayan tanık (Ter.) P.Er A.B.nin dinlenilmesi hususunda müteakip celselerde karar alınmasına dair bir karar verilmiş olmasına rağmen, bu konuda herhangi bir karar alınmadan duruşmaya devam edilerek hüküm kurulması, keza, istinabe yoluyla ifadesi saptanan mağdur tanık (Ter.) P.Atğm.K.T.'nin, usulünce dinlenip beyanının tutanağa geçirilmesi, daha sonra hazırlık ifadesinin okunması ve varsa çelişkilerin giderilmesi gerekirken "hazırlık ifademi tekrar ederim" şeklindeki beyanı ile yetinilmesi usul yönünden kanuna aykırı bulunmakla beraber, gerek tanık (Ter.) P.Er A.B.I'nin beyanının hükme esas alınmamış olması ve gerekse bu iki tanığın ifadeleri dikkate alınmaksızın, beyanları hükme esas alınmış olan diğer tanıklar İs.Kd.Çvş.M.M., Hv.Svn. Uzm.Çvş.R.A., P.Er İ.K. ve P.Er Ali.T.'nin birbirlerini doğrulayan ve tamamlayan yeminli anlatımlarıyla, sanık Asteğmenin açık ikrarı ve tüm dosya kapsamına güre olayın yukarıda açıklandığı şekilde sübutu konusunda herhangi bir kuşku bulunmadığından, hükmün özüne (sıhhatine) bir etkisi olmayan bu usul hataları bozmayı gerektirmemiştir.
Olay tarihi itibarıyla, mağdur K.T., 267 nci dönemde mezun olan 267/3178 sicil numaralı piyade asteğmen ve sanık Ü.A.'nın da 269 uncu dönemde mezun olan 269/3784 sicil numaralı tank asteğmen olup, 211 sayılı TSK İç.Hiz.K.nun 10 uncu maddesinde belirtilen anlamda biri diğerinden rütbe veya kıdemce büyük durumda olmadığı için aralarında astlık-üstlük ilişkisi bulunmamakla beraber; mağdur P.Atğm.K.T. Aşağı çiftlik Karakolunda "Karakol Komutanı" olarak ve sanık Tnk.Atğm.Ü.A.'da bu Karakolda Tim Komutanı" olarak görev yapmaktadır. Karakol Komutanlığı makamı ve memuriyeti itibarı ile emretme yetkisini haiz olan mağdur Atğm.K.T., ASCK'nın 13/2 ve İç.Hiz.K.nun 9 uncu maddeleri hükümlerine göre sanık asteğmenin "amiri" konumunda, Karakol Komutanının emri altında Tim Komutanı olarak görev yapmakta olan sanık Atğm.Ü.A. ise, İç.Hiz.K.nun 9 uncu maddesinin ikinci cümlesi hükmüne göre mağdur asteğmenin "maiyeti" konumunda bulunmaktadır.
Amir ve maiyet kavramlarının neyi ifade ettiği kanunda açıkça belirtildiğine göre, askeri birlik ve kurumlarda maiyet konumunda görev yapmakta olan askeri şahıslara, amiri konumundaki askeri şahısların vermiş oldukları buyrukları yerine getirmeleri gerektiğine dair ayrıca bir emir verilmesine, amir-memur ilişkisinin doğması için böyle bir tasarrufta bulunulmasına gerek olmadığından, tebliğnamedeki. "Karakollardaki takviye personel karakol komutanlarının verdiği tüm emirlere uyacaklardır." şeklindeki bir düzenlemeyi de içeren doksan dokuz maddeden ibaret 106 nolu günlük emrin sanığa tebliğ edilmemiş olmasıyla, aynı rütbede bulunan sanık ile mağdurun amir-memur konumuna gelmeyeceklerine dair görüş kabul edilmemiştir.
Bu itibarla, emrindeki timle pusu mevziinden ayrılarak devriye gezmek isteyen, ancak bu isteğini uygun görmeyip pusu yerinde kalmaları yönünde talimat veren Karakol Komutanı mağdur Asteğmene sinirlenerek sinkaflı küfürler eden sanık Asteğmenin eylemi, ASCK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı "hizmete ilişkin bir muameleden dolayı amire hakaret etmek" suçunu oluşturduğundan, Askeri Mahkemece, sanığa yüklenen suçun sübuta erdiğinin kabul edilmesinde ve suç vasfının bu şekilde tayin edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy