(1632 S. K. m. 132)
13.7.2003 günü sabahleyin saat 06.30 sıralarında mağdur P.Er İ.A.'nın, para kesesini banyoda unutarak dışarı çıktığı, bu sırada banyoya giren sanık P.Er M.A.'nın banyoda çeşmenin üzerine bırakılmış olan bu para kesesini bulunduğu yerden alarak uzaklaştığı, hemen sonra para kesesini banyoda unuttuğunun farkına varan mağdur P.Er İ.A.'nın banyoya gidip baktığında para kesesinin bıraktığı yerde olmadığını gördüğü, bir süre arayıp bulamayınca da durumu P.Onb.S.A. aracıyla amir ve üstlerine bildirdiği,
Bunun üzerine, erbaş ve erlerin içtima edildiği mağdur P.Er İ.A.'ya ait para kesesinin banyoda kaybolduğu söylenerek üzerlerinin ve dolaplarının arandığı, sanık P.Er M.A.'nın banyodan aldığı bu para kesesini botunun içine sakladığı için yapılan üst aramasında bulunamadığı,
İçtimadan sonra sanık erin, para kesesinin içerisindeki, kendi beyanına göre seksen milyon lira, mağdur erin beyanına göre yüz altmış milyon lira parayı alıp tekrar botunun içine sakladıktan sonra keseyi birliğin çevresindeki duvarın üzerinden dışarıya çalılıkların arasına attığı,
Ancak, aynı birlikte görevli P.Onb.S.A.'nın; bu parayı sanık P.Er M.A.'nın aldığından şüphelendiği için konunun üzerinde durduğu ve sanık ere bu işi yapıp yapmadığını, yapmış ise parayı çıkarıp vermesi hâlinde olayı kapatacaklarını söyleyerek ikna etmesi üzerine, sanık erin, botunun içerisine saklamış olduğu seksen milyon lira parayı çıkarıp P.Onb.S.A.'ya verdiği ve gelişen bu durumun amir ve üstlerine iletilmesi üzerine bir tutanak düzenlenerek paranın mağdur P.Er İ.A.'ya teslim edildiği,
Maddi bir olay olarak sabit görülmüştür.
Askeri mahkemece, sanık erin bu şekilde sübut bulan eyleminin "kaybolmuş eşyayı usulsüz mal edinmek" suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 51l/2nci maddesinin tatbiki ile hüküm kurulmuş ise de;
TCK'nın 511'inci maddesinde düzenlenen "kaybolmuş eşyayı mal edinme" suçunun oluşabilmesi için;
1) Eşyanın mal sahibinin tasarruf alanının dışına çıkması,
2) Mal sahibinin eşyanın nerede olduğunu bilmeyecek, onu kaybettiğine inanacak derecede mal üzerindeki egemenliğinin kaybetmesi,
3) Sanığın ise, malın kaybedilmiş olduğu inancı ile hareket etmesi, ASCKnın 132nci maddesinde düzenlenen "arkadaşının bir şeyini çalmak" suçunun oluşabilmesi için ise; sanığın, arkadaşına ait olduğunu bildiği bir şeyi bulunduğu yerden faydalanmak için gizlice alması" gerekmektedir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 26.1.1968/12-8, 1 'inci Dairenin 27.6.2001/523-518, 2'nci Dairenin 23.9.1987/515-505, 3'üncü Dairenin 6.11.2001/951-938 ve 5'inci Dairenin 9.5.2001/258-270 tarih ve sayılı kararlarının kabul tarzı da bu yöndedir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya dönecek olursak;
Mağdur P.Er İ.A., olayın meydana geldiği 13.7.2003 günü sabahleyin 06.00-06.30 saatleri arasında banyoya girip cebindeki para kesesini çeşmenin üzerine bırakmak suretiyle yıkandıktan sonra, dışarıda elbisesini giyinirken para kesesini çeşmenin üzerinden almadığını, diğer bir deyişle para kesesini çeşmenin üzerinde unuttuğunu fark etmesi üzerine tekrar banyoya girip baktığında para kesesinin yerinde olmadığını görmüştür.
Mağdur erin, para kesesini banyodaki bir çeşmenin üzerinde unutarak giyinmek üzere dışarıya çıktığı sırada banyo yapmak üzere içeri giren sanık P.Er M.A., çeşmenin üzerinde gördüğü bu para kesesini almış ve banyo yapıp çıktıktan sonra da kimseye haber vermeden yanında götürmüş, parayı çıkarıp botunun içine sakladıktan sonra keseyi birliğin dışına atmış ve daha sonra içtima yerinde diğer erbaş ve erlerle birlikte Üzeri aranırken de paranın kendisinde olduğunu gizlemiş, ancak bir gün sonra kendisini konuşturan P.Onb.S.A.'ya itirafta bulunmuş ve botunun içine gizlediği parayı çıkarıp teslim etmiştir.
Görüldüğü gibi, mağdur P.Er İ.A.'nın, olay günü sabahleyin banyo yaparken çeşmenin üzerine bıraktığı para kesesini kaybetmesi gibi bir durum değil, elbisesini giyinmek üzere dışarı çıkarken çeşmenin üzerinde unutması söz konusudur. Bu para kesesi henüz tasarruf alanının dışına çıkmamıştır. Para kesesinin nerede olduğunu bilemeyecek, onu kaybettiğine inanacak hâle gelmemiştir. Nitekim üzerine giyinirken para kesesini çeşmenin üzerinde unuttuğunun farkına varır varmaz tekrar banyoya girdiğinde; kesenin bıraktığı yerden alındığını, yerinde olmadığını tespit etmiştir.
Olaya sanık P.Er M.A. açısından bakıldığında da, birliğin erbaş ve erlerinin banyo saati olan 06.30 sıralarında yıkanmak için banyoya girdiğinde, çeşmenin üzerinde gördüğü para kesesinin kaybolmuş bir eşya olmadığını, bu sırada banyo yapmak için içeriye girip çıkmakta ve soyunup giyinmekte olan arkadaşlarından biri tarafından tekrar alınmak üzere bırakıldığını, ya da unutulmak suretiyle orada kaldığını, bu haliyle gerek kendisinin ve gerekse diğer arkadaşlarının (umumun) emniyeti altında bulunan bir eşya olduğunu bilmemesinin de mümkün olmadığı açıktır.
Bu itibarla, sanık erin, erbaş ve er banyosunda ve sabahleyin banyo saatinde çeşmenin üzerine bırakılmış olan para kesesini gizlice ve faydalanmak maksadıyla almasında TCK'nın 511'inci maddesinde yazılı "kaybolmuş eşyayı mal edinmek" suçunun unsurları bulunmamasına, bu şekilde sübuta eren eyleminin ASCK'nın 132'ncı maddesinde yazılı "arkadaşının bir şeyini çalmak" şeklinde ifade edilen "hırsızlık" suçunu oluşturmasına rağmen, kaybolmuş eşyayı usulsüz mal edinmek suçundan hüküm kurulması vasıf yönünden kanun aykırı bulunduğundan, sanığın 353 sayılı Kanunun 227/3'üncü maddesinden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla, bu suçtan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy