(1632 S. K. m. 41, 109, 115)
Aynı davada yargılanıp ceza alan ve temyize gelmeyen diğer sanık Myn.Kd.Bşçvş.A.K.'nın özel Eğitim Merkez Komutanlığı subay yemek salonu kısım amiri olarak, sanık erlerin ise aynı komutanlıkta müzisyen olarak görevli oldukları sırada, 23.5.2002 günü akşam saatlerinde sanık astsubayın yemek yediği ve içki içtiği, yanında bir üsteğmen ve bir astsubay bulunduğu, sanık astsubayın emri ile müzisyen olan sanık erlere votka kola getirildiği ve sanık astsubayın erlere içmeleri için işaret ettiği, program bitince erleri masaya orada çalmalarını isteyerek yine içki içmelerini istediği ve "içeceksiniz, bu bir emirdir, bu saatten sonra askerlik olmaz, bunu içmeyen anasının a
..görür " diyerek küfür ettiği, akabinde erlerin içkiden bir miktar içtikleri, bir süre daha müzik icra edip karargâha doğru giderlerken, alakart restoran önünden geçen ve sanık erlerin Bölük Komutanı olan Güv.Ütğm.A.K.'nın sanık erleri durdurduğu, alkollü olduklarını fark ederek alkol muayenesine gönderdiği, her üç sanığın asarı gizlenemeyecek kadar alkollü olduklarının doktor raporlarıyla belirlendiği dosyada mevcut delillerden anlaşılmakta olup sanık Astsb.A.K.'nın ASCK'nın 109/2'nci maddesinde yer alan astına suç yapmak için emir vermek suçunu, sanık erlerin ise "birlik ve gemilere alkollü içki getirilmesinin ve içilmesinin yasak olduğuna" ilişkin emre aykırı hareket ederek emre itaatsizlikte ısrar etmek suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarının talep edildiği, yapılan yargılama sonucu sanık Astsb.A.K.'nın eyleminin ASCK'nın 115'nci maddesinde belirtilen memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu belirtilerek bu suçtan mahkûmiyetine, diğer sanık erlerin sanık astsubayın emri üzerine içmek zorunda kaldıkları için emre itaatsizlikte ısrar kastı ile hareket etmediklerinden bahisle ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, Komutanın temyizi üzerine Dairemizin 15.4.2003 gün ve 2003/490-487 sayılı kararı ile, sanık Astsb.A.K.'nın eyleminin ASCK'nın 109/2'nci maddesinde belirtilen suçu oluşturduğu belirtilerek suç vasfından, diğer üç sanık hakkında emre itaatsizlikle ısrar suçundan verilen beraat hükümlerinin ise, mevcut deliller karşısında, eylemlerinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu belirtilerek sübut yönünden ayrı ayrı bozulmalarına karar verilmiştir.
Askeri mahkemece, bozma ilâmına uyularak yargılamaya devam olunmuş ve sanık erlerin ASCK'nın 87/1 'inci maddesinin 1inci cümlesinde yer alan emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Diğer sanık Astsb.A.K. hakkında verilen mahkûmiyet hükmüyle ilgili olarak temyiz vaki olmadığından, bu hüküm temyiz incelemesine konu edilmemiştir.
Sanık erlerin, kendilerine daha önceden 18.1.2002 tarihinde imzalan karşılığı tebliğ edilen, birlik içerisinde alkollü içki içilmeyeceğine ilişkin malûm ve muayyen nitelik taşıyan hizmet emrine aykırı davranışta bulundukları, olay sırasında diğer sanık astsubayın kendilerine ısrarlı bir şekilde içki içmelerini, bunun bir emir olduğunu söyleyip, ayrıca küfür ederek, içmeleri konusunda baskı yapması söz konusu ise de, sanıkların içki içtikleri takdirde sorumluluk altına girebileceklerini ifade etmelerinin mümkün olduğu hâlde, bu yönde istekte bulunmadıkları, böylece sanık erlerin birlik içerisinde içki içmenin suç olduğunu bilmelerine rağmen getirilen alkollü içkilerden içerek, doktor raporlarında belirtildiği şekilde alkollü olduklarının belirlenmiş olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Anayasamızın "Kanunsuz Emir" başlıklı l37"nci maddesinde "Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun ve Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir, üstü emrinde ısrar eder ve ancak emrini yazı ile yenilerse emir yerine getirilir, bu hâlde emri yerine getiren sorumlu olmaz.
Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hâllerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunda gösterilen istisnalar saklıdır şeklinde,
Askeri Ceza Kanununun "iştirak" başlıklı 41'inci maddesinde ise;
"1- Askeri cürümlerde ve kabahatlerde iştirak hâlinde, Türk Ceza Kanununun 64'üncü den 67'nciye kadar olan maddeler hükmü tatbik olunur.
2- Hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emir veren mesuldür.
3- Aşağıdaki hâllerde maduna da faili müşterek cezası verilir;
A. Kendisine verilen emrin hudutlarını aşmış ise,
B. Amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malûm ise"
Şeklinde hükümler yer almaktadır.
Bu hükümlerin ışığı altında, sanık erlerin kendilerine daha önceden imzaları karşılığı tebliğ edilen, birlik içerisinde alkollü içki içilmeyeceğine dair hizmete ilişkin emre aykırı davrandıkları, olayda zaruret hâlinin bulunmadığı, diğer sanık astsubayın sanık erlere ısrarlı bir şekilde içki içmelerini söyleyip, bunun bir emir olduğunu belirtip, ayrıca küfür ederek içmeleri konusunda baskı yapması hususu gerçek ise de, sanıkların içki içme konusunda verilen emrin, bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile ilişkin olduğunu bilmeleri ve içki içtikleri takdirde sorumluluk altına girebileceklerini ifade etmelerinin mümkün olduğu hâlde, askeri kuralların uygulandığı bir sosyal tesiste, sanık astsubayın müzisyen olan sanık erlere âdetten olduğu gerekçesiyle gönderdiği ya da yanına çağırdığında ikram ettiği içkiyi içmeleri hiçbir şekilde mazur görülmeyecektir.
Böylece, sanıkların emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğini kabul eden askeri mahkemece, karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde, alt sınırdan ve takdiri indirim hükümleri de uygulanarak ceza tayininde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy